Çanakkale Zaferi'nin 103'üncü yıl dönümü

18 Mart 1915 günü Çanakkale Boğazı önlerinde deniz harekâtıyla başlayan savaş, İngiliz ve müttefiki Fransız donanmasının yenilmesiyle 25 Nisan günü ikinci aşamaya geçti. Kara harekâtında da umduğunu bulamayan İtilaf Kuvvetleri, 10 Ocak 1916 günü bölgeden Atatürk’ün deyimiyle “Tam manasıyla kaçtılar!” İşte bu dönemde Yarbay Mustafa Kemal Bey, Sofya’da Askeri Ateşe iken görev ister ve 19. Tümen Komutanı olarak bölgeye atanır. 10 Aralık 1915 gününe kadar gerek bu tümene gerekse Anafartalar Grup Komutanlığı’na Albay rütbesiyle komutanlık yapar. Bu büyük savaşta gösterdiği başarılarla “Anafartalar Kahramanı” olur. Çok sayıda madalyayla onurlandırılır. Tarihin akışını değiştiren savaşta Mustafa Kemal de komutanlık becerisiyle savaşın gidişine yön verir. Bu savaşta onunla birlikte görev yapan subaylar da edindikleri tecrübeyle Kurtuluş Savaşı’na önderlik ederler. 

Çanakkale Zaferi'nin 103'üncü yıl dönümü

18 Mart 1915 günü Çanakkale Boğazı önlerinde deniz harekâtıyla başlayan savaş, İngiliz ve müttefiki Fransız donanmasının yenilmesiyle 25 Nisan günü ikinci aşamaya geçti. Kara harekâtında da umduğunu bulamayan İtilaf Kuvvetleri, 10 Ocak 1916 günü bölgeden Atatürk’ün deyimiyle “Tam manasıyla kaçtılar!” İşte bu dönemde Yarbay Mustafa Kemal Bey, Sofya’da Askeri Ateşe iken görev ister ve 19. Tümen Komutanı olarak bölgeye atanır. 10 Aralık 1915 gününe kadar gerek bu tümene gerekse Anafartalar Grup Komutanlığı’na Albay rütbesiyle komutanlık yapar. Bu büyük savaşta gösterdiği başarılarla “Anafartalar Kahramanı” olur. Çok sayıda madalyayla onurlandırılır. Tarihin akışını değiştiren savaşta Mustafa Kemal de komutanlık becerisiyle savaşın gidişine yön verir. Bu savaşta onunla birlikte görev yapan subaylar da edindikleri tecrübeyle Kurtuluş Savaşı’na önderlik ederler. 

18 Mart 2018 Pazar 08:27
Çanakkale Zaferi'nin 103'üncü yıl dönümü

İşte Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki rolü:

KOMUTANLIK DEHASI

* Savaşa olabildiğince geç girilmesinden yanaydı. Almanya’nın durumunu öğrenmek istiyordu.

* Savaş başladığında Bulgaristan’ın başkenti Soyfaya’da Askeri Ateşe iken, İstanbul’a başvurarak cephede aktif görev verilmesini istedi. Emir gelince de hemen yola koyuldu.

* Bölgeyi ve arazi durumunu Balkan Harbi yıllarından biliyordu. Bolayır’da 8 Şubat 1913-10 Ağustos 1913 tarihleri arasında görev yapmıştı.

* Düşmanın ilk çıktığı yere zamanında müdahale etmesi ve onları durdurması tarihi niteliktedir. İlk müdahale, Mustafa Kemal Bey’in stratejik bakışındaki doğru ve isabetli tutumdan kaynaklanmıştır. Bu yerinde müdahale olmasaydı, savaşı daha başında kaybedebilirdik.

* Beşinci Ordu Komutanı Liman von Sanders’in, bölgede birlikleri dağıtma ve düşmanı karşılama kararını hatalı bulmuş ve bunu Başkomutan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya bildirmiştir. 3 Mayıs 1915 tarihli mektubunda Enver Paşa’yı şu ifadelerle uyarır: “Maydos Bölgesi Kuvvetlerini komuta ettiğim zaman, aldığım tertibat ile düşmanın karaya çıkmasına imkân verilmeyebilirdi. (...) Düşmanın karaya çıkması kolaylaştırılmıştır” der.

* Düşmanı karaya çıkıp tutunmadan kıyıda karşılamadan yanadır. Çünkü ona göre düşmanın karaya çıkmaya çalıştığı an, onun en zayıf olduğu andır. Düşmanı sahile çıkarmama taktiğini görev yaptığı Trablusgarp’ta öğrenmişti. 1911-12 yılları arasında süren savaşta görev yapmış ve İtalyanları günlerce sahile çıkamaz/sahilden ilerleyemez hale getirmişti.

* Verdiği yerinde kararlar ve hamlelerle, bölgedeki ordunun komutanı Sanders’in stratejik hatalarını taktik başarılarla dengelemiş ve bu hataları olağanüstü hamle ve başarılarıyla zafere dönüştürmüştür.

* 10 Ağustos 1915 günü Anafartalar Zaferi’ni kazandıran büyük hücumda, önce kendisi siperden çıkarak kişisel cesaret göstermiştir.

Yedek birlik olmasına rağmen, 25 Nisan 1915 günü gerçekleşen çıkarmayı duyduğu an, emir almadığı halde hemen harekete geçti ve Kocaçimen Tepe üzerinden Conkbayırı’na geldi.

* İlk anda bazı birlikler geri çekilmeye başladı. Hatta yer yer panik havası da vardı. İşte bu kritik anda Mustafa Kemal Bey, müdahale ederek kaçan askerleri durdurdu. İkinci bir Balkan Harbi utancını önledi. Geri çekilmeyi önlemek için sert emirler verdi. Geri çekilecekleri ‘vurun’ dedi. Bu hareket için “İşte kazandığımız an buydu” der.

* Gece gündüz demeden akınlarla düşmanın manevi kuvvetini çökertti. Düşman bırakın ilerlemeyi, kendisine sığınacak yer aramakla uğraştı. Siper kazmaya fırsat bulamadı.

* İnsan takati ve gayreti zorlanarak taaruzlara gece gündüz devam edildi. 3 Mayıs 1915 tarihli şu değerlendirmesi çok anlamlıdır: “İstirahat uykusu aramanın bu istirahatten yalnız bizim değil, bütün milletimizin ebediyen mahrum kalmasına sebebiyet verebileceğini hepinize hatırlatırım. Bütün arkadaşlarımın hemfikir olduklarına ve düşmanı tamamendökmedikçe yorgunluk belirtileri göstermeyeceklerine şüphe yoktur.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri (ATABE), C.2, 5. Baskı, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2014, s.152.)

* Siperlere çekilen düşmana sürekli hücumlarla rahat yüzü gösterilmedi. Tutunmaları önlendi.

* Düşmanın büyük kuvvetle Anafartalar bölgesine bir çıkarma yapacağını gelişmelerden anladı. Bunun gösteri harekâtı olmadığını, aksine bu bölgeye (Arıburnu-Kocaçimen) yerleşme amaçlı olduğunu tespit ederek, kuvvet kaydırdı ve üst komutanlığa bu konuda görüş bildirerek, bölgeye yeni birlikler gönderilerek takviye edilmesini sağladı.

* 8 Ağustos 1915 günü Ağıldere bölgesinden Şahinsırt ile Conkbayırı’na ilerlemekte olan düşman kuvvetlerinin yapmak istediği harekâtı erkenden saptayarak buna göre tedbir aldı. Bununla Arıburnu cephesinin düşmesini önledi.

ANAFARTALAR KAHRAMANI

* Ağustos ayındaki Anafartalar Savaşı olarak tarihe geçen bu büyük düşman taarruzuna, küçük kuvvetlerin bir araya getirilerek karşı konulmasını ve bunun komutanlığının da kendisine verilmesini istedi. Bu konuda ısrarlı oldu. Komutanlığı aldı da... Bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu anlamak için, düşman orduları Başkomutanı İngiliz General Ian Hamilton’un 10 Ağustos 1915 günü günlüğüne düştüğü not çok şey anlatır: “Conk Bayırı tepelerine yaklaşmış ve tutunmuştuk. Türkler bu ana kadar işgal ettiğimiz mevzileri geri alamamışlardı. Conk Bayırı’nda Türkler çok iyi bir kumandaya sahipler, bunu ilave etmeliyim. Başlarındaki Generaller bizi baskınla bastırmadıkça yenemeyeceklerini biliyorlar. Haliyle durmadan baskın tarruzu deniyorlar. Zararı yok, ölmeyeceğiz ve asla teslim olmayacağız.” (Ian Hamilton, Gelibolu Günlüğü, Çeviri: Osman Öndeş, Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1972, s.237.)

* Çanakkale Cephesi’ne Yarbay rütbesiyle gelen Mustafa Kemal Bey, 19. Tümen Komutanı olarak bir tümeni yönetiyordu. Savaşın en kritik anında yaklaşık 130 bin kişilik bir kolorduya Albay rütbesiyle komutanlık yaptı. Bu kritik anı şöyle anlatır: “Nezaketini söyledim, dedim ki: ‘Daha bir an vardır. Bu anı da kaybedecek olursak bir genel felaket karşısında kalmamız pek muhtemeldir.’ Anafartalar’da çıkmış ve çıkmakta olan düşman kuvvetlerini göz önüne almak, ona göre genel tedbirler almak gerektiğini, sevk ve idareyi birleştirmek ve sağlamak için bütün kuvvetlerin bir kumanda altında, vasıtasız bir kumanda altında bulunmasından başka çare kalmadığını söyledim.” (ATABE, c.2, s.157.)

* Grup komutanlığını emrine alması sırasında, 5. Ordu Komutanı Liman Von Sanders’le aralarında “Daha fazla gelmez mi?” diye geçen konuşmada meşhur “Az bile gelir’ sözlerini söylemiştir. Durumun önemini anlayan komutanlık, 8/9 Ağustos 1915 gecesi 21:30 sıralarında Mustafa Kemal Bey’i Anafartalar Grup Kumandanı olarak atadı. Hasta olduğu halde birliklerle 10 Ağustos günü büyük zaferi kazandı. “Fakat ben, vatanım mahvolduktan sonra yaşamamaya karar verdiğim için bu sorumluluğu iftiharla üstlendim” der. (ATABE, c.2, s.157-158.)

* Anafartalar Muharebeleri sırasında bir şarapnel parçasıyla göğsünden yaralandı. Şarapnel kalbinin üzerinde duran cep saatini parçaladı. Göğsünde hafif yara açtı. Ancak bunun bile duyulmasını istemedi ve yanında bulunan subayı uyararak “Sus!” dedi. Bununla askerin moralinin bozulmasını önledi ve savaşma azmini devam ettirdi.

* En zor anlarda öne atılarak örnek oldu. Yanındaki subay ve erlerin de arkasından gelerek yapmak istediği harekâtı gerçekleştirdi. Sadece karargâhtan savaşı yönetmedi. Sürekli gelişmeleri olay yerinden izliyerek anında yeni duruma göre pozisyon aldı/aldırdı. Öyle ki 4 ay siperden çıkmadığı oldu.

* Düşmanın bölgeyi tahliye edeceğini tahmin etti. Buna fırsat vermeden hücumla denize dökülmesinden yanaydı. (Ercan Dolapçı, Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’ndaki Rolü, Kategori Yayıncılık, İstanbul, 2018, s.187-200.)

İŞTE ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA YAŞANANLAR

18 Mart 1915 günü gerçekleşen deniz savaşında, itilaf devletlerine ait 5 gemi mayına çarptı. 3'ü battı (Irresistable, Ocean ve Bouvet), 2'si hasar gördü. İtilaf devletlerinin donanması o gün Çanakkale Boğazı'nı geçebilseydi savaşın gidişatı değişecek ve Çarlık Rusya'sı güçlenip Almanlar doğu ve batıdan sıkıştırılacaktı. Ancak itilaf devletlerinin Çanakkale'ye gönderdiği donanma orada savaş gücünün 3'te 1 'ini, 44 top ve 800 denizcisini yitirdi ve Boğaz'dan geri döndü. Türk tarafının kaybıysa 79 şehit ve yaralılardı. Yoğun bombardımana rağmen şehit sayısının düşük olması Türk tarafında büyük sevinç ve özgüven yarattı.


"Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar. Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sessizlik içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçikle yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar. Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."                                                                                                                                                                 Mustafa Kemal Atatürk


Bugün 103'üncü yıl dönümü kutlanan Çanakkale savaşlarında neler yaşandı?

I. Dünya Savaşı'nda devletler

İttifak devletleri
Osmanlı İmparatorluğu
Alman İmparatorluğu
Avusturya-Macaristan İmparatorlu
Bulgaristan (1915-18)

İtilaf devletleri
Büyük Britanya                  Japonya
Fransa                                 Sırbistan
Rusya İmp. (1914-17)       Belçika
İtalya (1915-18)                  Yunanistan (1917-18) 
ABD (1917-18)                    Portekiz (1916-18) 
Romanya (1916-18)           Karadağ (1914-16)

Deniz savaşları

Osmanlı Devleti, 1. Dünya Savaşı başlarında savaşın dışında kalmayı tercih etmişti. Ancak İngiliz hükümeti, Osmanlı Devleti'ne sattığı bedeli 11 milyon altın olan ve parası peşin ödenen Reşadiye ve Sultan Osman adlı 2 savaş gemisine el koydu. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, biraz da mecburiyetten Almanya ile yakınlaştı.

Karşılık olarak Osmanlı Devleti, İngiliz donanmasından kaçıp kendisine sığınan Goeben ve Breslau adlı Alman savaş gemilerini satın aldı. Gemilerin isimleri Yavuz ve Midilli olarak değiştirildi. Ancak daha sonra bu gemilerin Rus limanlarını bombalamak üzere İstanbul'dan geçip Karadeniz'e açılmasıyla birlikte Osmanlı Devleti de 1. Dünya Savaşı'na dahil oldu.

Hedef
Birleşik Krallık'ın, Donanma Bakanı Winston Churchill önderliğindeki planı, Almanya'nın müttefiki olan Türkiye'yi işgal ederek Boğazlar'dan geçmek, Rus ordusuna gerekli askeri yardımı ve malzemeyi en hızlı şekilde ulaştırmak ve Almanya'yı dev bir kıskaca almaktı.

Strateji
Almanya'nın bu plana karşı hamlesi, 21 Ağustos 1914'te Osmanlı Devleti'yle gizli ittifak anlaşması yapmak oldu.

İngiliz ve Fransız gemileri Çanakkale Boğazı'na ilk geniş saldırıyı Şubat 1915'te yaptı. Hedefleri Rusya'ya yardımla Almanya'yı doğudan kuşatmaktı. En güçlü saldırı 18 Mart 1915'te geldi.

İtilaf devletlerinin birleşik filosu

1. Filo (İngiliz)
Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson, Inflexible, Triumph.
2. Filo (İngiliz)
Albion, Irresistable, Vengeance, Swiftsure, Majestic, Prince George, Ocean, Cornwall is.
3. Filo (Fransız)
Bouvet, Gaulois, Souffren, Charlemagne, Canopus.

Hedef:  Yoğun ateş gücü ile Boğaz'ı geçmek

İtilaf devletlerinin savaş gemileri, Boğaz'a 4'erli 3 sıra halinde girdi. İlk sıradaki 15 inçlik toplara sahip gemiler güvenli uzaklıktan ateş edecekti. 2. sırada Fransız gemileri, 3. sırada da irresistable dahil İngiliz gemileri vardı. Bu gemiler siperlere ateş edip Türk toplarını imha edecek ve bu arada mayın temizleme gemileri de mayınlı alanları arındıracak ve donanmaya yol açacaktı.

Ancak itilaf devletlerinin saldırısı planladığı gibi gitmiyordu. Sadece İngiliz deniz filosu neredeyse Türklerin iki katından daha çok topa sahip olmasına rağmen gemiler tabyalara fazla zarar veremezken, iyi mevzilenmiş Türk havan topları hedeflerini vuruyordu. Kıyıdaki küçük hedeflere karşı değil, açık denizlerde savaşmak için tasarlanmış gemilerin topları yatay bir ateş gücüydü ve Çanakkale sırtlarına yeterli açıyla isabetli atış yapamıyordu. Bir diğer dezavantajları da yandan gelecek top atışlarından korunmak için yapılmış zırhlarıydı. Yan zırhları kalın ama güverteleri zayıftı ve yukarıdan gelen havan mermileri gemilere ciddi zarar veriyordu.

Strateji
Türklerin başlıca stratejisi, filoyu mayınlı alanlara çekip tepelerden ateş açmaktı. Toplar çok iyi gizlenmişti.

Saat 10.30
1. Filo Boğaz'a girdi ve merkez tabyalarını bombaladı. Ancak Agamemnon ve Inflexible vuruldu. 12 isaber alan Agamemnon uzaklaşırken Inflexible aldığı hasarla muharebeye devam etti...

Strateji
Boğaz'daki tabyalardan yoğun top ateşi altına alınan gemilerin geri dönebilmeleri için geniş bir manevra alanına ihtiyaç vardı ve hep Erenköy Körfezi'nde sancak tarafına yönetiyorlardı. Bu durumu çok iyi gözlemleyen ve mükemmel bir fırsat olarak gören Türk tarafı, Müstahkem Mevkii Mayın Grup Komutanı Yüzbaşı Hafız Nazmi Bey ve Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey komutasındaki Nusret mayın gemisiyle 7 Mart'ı 8 Mart'a bağlayan gecenin karanlığında düşman gemilerine aldırmadan 26 mayını Erenköy'deki Karanlık Liman'a gizlice bıraktı.

Saat 14.00
Fransız Bouvet, Nusret'in döktüğü mayınlardan birine çarpıp 3 dakikada 603 personel ile sulara gömüldü. Kalan 30 personel yetişen küçük gemiler tarafından denizden toplandı.
Saat 15.14
Yakınına top düşen İngiliz Irresistable yan yatmaya başladı. Bölgeyi terk etmeye çalışan gemi 16.15'te mayına çarptı ve 19.30'da battı.
Saat 18.05 
İsabet alan Ocean, manevra yaparken mayına çarptı. Morto Körfezi'ne kadar sürüklendi, saat 22.30 sularında battı.

Kara savaşları

İtilaf devletleri, deniz savaşındaki başarısızlığın ardından aceleyle bir işgal gücü oluşturdu. Yeni plana göre Gelibolu Yarımadası'ndaki kumsallara teknelerle 75 bin asker çıkarılacaktı. Amaç Türk tabyalarını etkisiz hale getirmekti.

- 25 Nisan 1915'te, Anzaklar olarak bilinen bin 500 Avustralyalı ve Yeni Zelandalı, kürek çekerek Arıburnu'nda bir kumsala yöneldi. Bu ilk teknelerin bir kısmı batırıldı, bir kısmı da acemi askerlerin paniğinden battı.

- Akdeniz Seferi Kuvvetler Başkomutanı lan Hamilton, Alçıtepe'yi ele geçirmek için asli çıkarma bölgesi olarak Seddülbahir'i seçti. 29. İngiliz Tümeni, 5 ayrı noktadan Seddülbahir bölgesine çıkarma yaptı...

- General Harrington komutasındaki İngiliz birlikleri 6-7 Ağustos 1915'te tekrar taarruz etti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal, 9-10 Ağustos 1915'te 1. Anafartalar Zaferi'ne imza attı. Bunu, 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta 2. Anafartalar zaferleri takip etti.

Arıburnu bölgesine çıkan itilaf devletlerini, Yarbay Mustafa Kemal idaresindeki 19. Tümen Conkbayırı'nda durdurdu. Bu başarı üzerine, Mustafa Kemal albaylığa yükseltildi.

7 Aralık 1915 tarihinde Arıburnu ve Anafartalar cepheleri ile 9 Ocak 1916 sabahı Seddülbahir Cephesi'ndeki itilaf devletlerinin kuvvetleri tahliye edildi. Böylece Gelibolu Muharebeleri Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandı.

Verilen kayıplar

Osmanlı Devleti
Muharebede: 56.000
Hastanede: 21.000
Kayıp: 11.000
Savaş dışı: 64.000
Yaralı: 97.000
249.000

İtilaf devletleri
İngiliz: 205.000
Fransız: 47.000
252.000

Karada yapılan muharebeler

Anafartalar Cephesi
Arıburnu Muharebesi (25 Nisan 1915)
Kumkale Muharebesi (25-27 Nisan 1915)
Osmanlı Taarruzu (27 Nisan 1915)
Osmanlı Taarruzu (1 Mayıs 1915)
Osmanlı Taarruzu (19 Mayıs 1915) 
1. Anafartalar Muharebesi (9-10 Ağustos 1915)
Kireçtepe Muharebesi (17 Ağustos 1915)
2.Anafartalar Muharebesi (21 Ağustos 1915)

Seddülbahir Cephesi
1. Kirte Muharebesi (28 Nisan 1915) 
Türk Taarruzları (1-4 Mayıs 1915)
2. Kirte Muharebeleri (6-24 Mayıs 1915)
3. Kirte Muharebeleri (4-6 Haziran 1915) 
1. Kerevizdere Muharebesi (21-22 Haziran 1915)
Zığındere Muharebesi (28 Haz.-3 Tem. 1915)
2. Kerevizdere Muharebesi (12-13 Temmuz 1915)

31 zırhlı, 3 muharebe kruvazörü, 24 kruvazör, 25 muhrip, 8 monitör, 14 denizaltı ve 50'nin üzerinde taşıma gemisinden oluşan itilaf devletleri filosu Çanakkale Boğazı'nın ağzında...31 zırhlı, 3 muharebe kruvazörü, 24 kruvazör, 25 muhrip, 8 monitör, 14 denizaltı ve 50'nin üzerinde taşıma gemisinden oluşan itilaf devletleri filosu Çanakkale Boğazı'nın ağzında...

Hava gücü

Osmanlı Devleti, Fransa'dan aldığı ve 25 Ağustos 1914'te Nara Meydanı'na konuşlandırdığı Nievport tipi deniz uçağında görevli Deniz Yüzbaşı Savmi, Üsteğmen Fazıl ve Üsteğmen Cemal vasıtasıyla bölgedeki İngiliz ve Fransız gemilerini takip etti.

Deniz gücü

Deniz savaşı süresince itilaf devletlerine ait toplam 13 denizaltı, Çanakkale Boğazı'nı 27 kez geçme denemesinde bulundu. 3 İngiliz, 3 Fransız ve 1 Avustralya denizaltısı batırıldı, 1 Fransız denizaltısı ise Osmanlı kuvvetleri tarafından ele geçirildi. Osmanlı Devleti'nin kayıpları ise içlerinde Mesudiye ile Barbaros Hayreddin zırhlıları da olmak üzere 8 askeri gemi ile 31 ticari gemi ve 200'den fazla tekne oldu. Sadece Mesudiye ve Barbaros Hayreddin zırhlılarının batışında 31 subay, 262 er yaşamını yitirdi.

HMS-AE2

Kara savaşları netice almamadan devam ederken denizdeki mücadele de sürüyordu. 0 dönemde denizaltılar deneyseldi ve savaşta büyük ölçüde sınanmamıştı. Ancak Avustralya donanmasına ait HMS-AE2 denizaltısı hiçbir itilaf devletleri gemisinin yapamadığını yaptı ve Çanakkale Boğazı'ndaki mayınlı alanları geçip İstanbul'a vardı. 30 Nisan günü Türk donanması Marmara'ya sızan bu denizaltının peşine düştü. AE2'ye ateş açıldı. Mürettebat, yara alan denizaltıyı terk etti. Denizaltı, ambar kapakları açık bir şekilde battı. Denizaltının komutanı, yakalanacaklarını anlayınca Türklerin eline geçmemesi için ambar kapaklarını açtırdı, batışın hızlanmasını sağladı.

19 Ekim Salı, 178'inci gün 
(Gelibolu Günlükleri: Kendi anlatımlarıyla Anzakların gün gün hikâyesi, Jonathan King)

21.Tabur'dan Üsteğmen T.E. Cozens bulunduğu siperden şöyle açıklıyor:

"Gün içinde yiyecekleri karşılıklı olarak siperin çıkıntısına koyuyor ve gönderiyorduk. Bu sabahın ilk saatlerinde Türklerle bizim arkadaşlar arasında sıra dışı bir dostlukla değiş tokuş yapıldı. Bizim çocuklardan bazıları doğruca düşman siperlerine gidip konserve, reçel, sigara vb. takas ettiler. Yapılanlar her şeyiyle çok güzeldi ve buradaki savaşın ne kadar gereksiz olduğunu gösteriyordu."

"Şu anda mağlûbiyeti bütün damarlarımda hissetmekteyim. Çok üzgünüm. Daha düne kadar 'Çanakkale bizimdir' diyordum çünkü bu savaşı kazanmak için askeri, parayı, cephaneyi, her şeyi hesaplamıştım. Hepsinde çok üstündük. Yalnız bir şeyi hesaba katmamışız... Mustafa Kemal'i... Bağrımda İngiliz gururu olmasa, Türkleri alnından öpmek, onları ayakta alkışlamak isterdim.'' 

Önerilen Haberler
Son Güncelleme: 18.03.2018 10:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.