Çöl sıcağında Sakarya

Adalet Yürüyüşü'nde yağmur, soğuk, sıcak demeden adalet ve özgürlükler için ter döken, yağmurda ıslanan, Bolu Dağı'nda üşüyen Banu Özdemir izlenimlerini YURT Gazetesi'nde yazmaya devam ediyor. Banu Özdemir bu yazısında Adalet Yürüyüşü'nde 'çöl sıcağında Sakarya'yı yazdı...

Çöl sıcağında Sakarya

Adalet Yürüyüşü'nde yağmur, soğuk, sıcak demeden adalet ve özgürlükler için ter döken, yağmurda ıslanan, Bolu Dağı'nda üşüyen Banu Özdemir izlenimlerini YURT Gazetesi'nde yazmaya devam ediyor. Banu Özdemir bu yazısında Adalet Yürüyüşü'nde 'çöl sıcağında Sakarya'yı yazdı...

17 Temmuz 2017 Pazartesi 23:18
5331 Okunma
Çöl sıcağında Sakarya

Sabah 08:30... Masmavi semanın altında Genel Merkez otobüsümüzden yapılan  başlangıç anonsuyla kortejde yerimizi alıyoruz.

Hava sıcaklığı Afrika çöllerini aratmayacak şekilde. Bu nedenle zor koşullarda devam eden adalet yürüyüşümüzü ölümsüzleştirdiğimiz her bir kare bugün çok daha değerli…

İçinde bulunduğumuz atmosferi paylaşmak ve çoğaltmak adına olabildiğince internet üzerinden yayın yapıyorum ben de herkes gibi. Yasakların ülkesi haline dönüşmüş olan memleketimde, toplumun bilgiye erişimini sağlayan araçlar her zamankinden çok daha önemli nazarımda.

Zuckerberg; ölmüşlerinin ruhuna Allah gani gani rahmet eylesin.

Kısa bir süre önce ,internet ansiklopedisi olarak bilinen Wikipedia’da yer alan "Devlet Destekli Terörizm" isimli makalede Türkiye’nin ismi yer aldığı için, siyasi erk çözümü Wikipedia’ya erişimi yasaklamakta bulmuştu.

Gazeteler ve televizyon kanalları ise haftalık program akışını şimdilerde Saray’da verilen iftar yemeğinde belirliyorlar.

Tüm özgürlüklerin iktidar tarafından tahakküm altına alındığı bu süreçte, kalemini satmadan mesleğini onuruyla icra eden gazeteciler bizimle beraberler. Ankara’dan İstanbul’a uzanan yolcuğumuzu onlar kendi yayın araçları ile şeffaf bir biçimde toplumla paylaşırken, bizler de sosyal medya üzerinden buluşma gayretindeyiz.

Bugün itibariyle internet üzerinden paylaştığımız videoların , fotoğrafların geniş güvenlik önlemlerine eklenen jammer'a rağmen yapılabildiğinin bilinmesini isterim. Eskiden şebeke çekmediğinde,telefonu yukarda tuttuğumuzda baz istasyonu bu çabayı görecek ve erişimi sağlayacak inancıyla evimizin belirli köşelerinde çeşitli hallere bürünürdük hatırlarsınız. İşte bugün mola yerlerinde bir çoğumuz şekilden şekile girer durumdayız anlarımızı paylaşmak için.

Saat 09:00 itibariyle Sakarya girişinde bizi karşılayan BBP’li grubun, aramızda bulunan İstanbul Milletvekilimiz Gürsel Tekin’e söylemiş olduğu cümleler, tarihe düşülmesi gereken önemli nottur mesela. (Bizler rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşlarıyız. BBP yönetimi destek vermiyor ama BBP örgütü olarak biz Adalet Yürüyüşü’ne destek veriyoruz.) Ben bu söylemleri canlı yayın yapamasam da o ana tanık olmanın mutluluğunu yaşıyorum.


 
Toplumun her görüşünden binlerce insanla birlikte gün be gün çoğalan yürüyüşümüzde, hepimizin ortak istemi adalet. Adaletsizliklere seyirci kalmayan toplumsal sorumluluk sahibi sanatçılar da  bu yürüyüşün katılımcı mozaiğinin en önemli taşları. Sabah kortejinde bizimle birlikte yürüyen değerli sanatçı  Gülriz Sururi onlardan biri. "Ben adaletsiz bir ülkede yaşamaktan çok yoruldum 15 senedir. Ve seyirci kalmaktan da çok yoruldum." diyerek gelmiş aramıza…

Hislerimize tercüman oldun Gülriz Abla. Sokak tenhalarında tecavüzlerin, şehir merkezlerinde bombaların patladığı ülkemde ölmekten yorulduk. 

Suçlular, Nişantaşı’nda orta şekerli kahve söylerken, masum insanların güneş ışığından yoksun mapuslara atılmasından yorulduk.

Asgari ücretle okuttuğu evladı elinde diploması ile işsiz kalırken, dayısı olan okur yazarların karar mekanizmlarına erk olarak atanmasından yorulduk.

Şu haberi yaparsam akşam evime gelirler mi diye enselerinde iktidar kılıcını hisseden gazeteciler adına,

Rahmetli Şafak Öğretmen’in şahsında, atanamayan öğretmenler, atanıp ta şehit edilen öğretmenler adına,

Katledilen kardeşlerimiz, gözpınarları kuruyan aileleri adına,

Bedenini açlığa yatırmış göz göre göre haksızlığa uğramış, her gün ölüme biraz daha yaklaşan Nuriye ve Semih Hoca adına,

Haksızlığa uğramı milyonlarca vatandaşımız adına biz de yorulduk.

Veysel Amca’nın dediği gibi zulüm artık arşa vurdu. O nedenle ayağa kalktık, yürüyoruz. Bu nedenle,tüm tehditlere ve baskılara rağmen İstanbul’da ‘yeni’ bir tarih yazmaya ilerliyoruz. Başaracağız,inanıyoruz…

Bugün seninle birlikte hak arayan, adalet isteyen binlerce neferle birlikte yürüyoruz. Sadece mesleğini icra ettiği için,bedeli özgürlüğüne mal olmuş Gökmen Ulu’nun kardeşi de aramızda Gülriz Abla.

Oğlu Efe ilk defa doğum gününü babasız kutladı.

Baba çınardır, gölgesinde nefes aldığın ağaçtır. Bu iktidar Efe’nin nefesini aldı Gülriz Abla.

Eşi Burcu dimdik ayakta. Adalet er veya geç tecelli edecek biliyor. Bugün Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile yürüyüşe katılan tutuklu abisi gibi gazeteci olan Oben ULU da aynı şeyi söyleyerek yürüyor.

Adaleti mahkeme koridorlarında bulamayan hukukçularımızda aramızda. Sakarya Baro Başkanlığı’nın ev sahipliğinde Bursa, Adana, Manisa, Tekirdağ Artvin ve Gaziantep baro başkanları var. İzmir’den gelen genç bir kardeşim de var. CHP Balçova İlçe Yöneticisi Kerim Özgün BOLAK. İzmir’li İzmir’liyi nerde olsa bulur derler ya. İzmir’den  gelen dostlara her gün düzenli konum atmam sebebiyle, yürüyüşün enformasyon bürosu görevini de üstlenmiş olduğumdan, sevgili Özgün’ün yanında bitiverdim haliyle. Özgün, ben ve Bursa Baro’sunda görevli avukatla kısa bir süre sohbet ettik buluşmamızın hemen ardından. Mahkeme koridorlarında yaşadığı zorlukları, davaya alınmayan, duruşmaya girmeye hazırlanırken eline kelepçe takılan meslektaşlarını anlattı bize Serap Hanım.

Adaletin tecelli etmesi için Sakarya’nın 41 derece sıcağında yolları cübbesiyle arşınlayan bu hukukçuların yüzlerindeki gurura ve inanca bakıyorum.
Öte yandan, cübbelerde düğme bulunmamasının yargı bağımsızlığını sembolize ettiği gerçeğini reddederek, iktidar mensupları önünde cübbe iliklemeye çalışan Danıştay Başkanı’nın yüzündeki aymazlığa…
 
Yürüyüşün son etabı tamamlanmak üzere. Yoğun nem ve sıcaklık sebebiyle telefonum kullanılmaz durumda. Bugünkü güncemi, son anda çantama attığım defterime yazıyorum. Bir yandan yürümek, bir yandan not almak üniversite yıllarında, sınav soruları için aşındırdığım okul koridorlarını anımsatıyor. Bugün yürüyüş korteji şehir merkezine 8 kilometre uzaklıkta Akyazı Ormanköy mevkiinde kurulan kamp konaklayacak.

Ben ise bugün son dakika rezerve edebildiğim Akyazı Öğretmen Evi’nde kalacağım. Emektar çadırım bugün Yetkin’lerde. Şampuanla yıkanması gereken bir kıyafetler, doldurulması gereken şarj cihazları ve temize geçilmesi gerek güncem sebebiyle uzun ve yorucu bir gece beni bekliyor.

Yine görüşmek üzere..

Turuncu’nun Seyir Defteri

30.06.2017
 


Önerilen Haberler
Son Güncelleme: 18.07.2017 08:52
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ülkem 2017-07-18 08:29:01

Haince bir başlık, yahu hangi zulm arşa vurdu? fetö ile mücadele , can dündar, ekrem dumanlı ile mücadele sizi neden rahatsız ediyor. pkk lılarla, onlara yardım edenlerle mücadele sizi neden rahatsız ediyor? kime ne şekilde zulm edilmiş onuda yazın? iki tane ajan akademisyen açlık grevine başlamış dönderip evirip çevirip onları haber yapıyorlar. milleti kandırıyorlar. kimseye zulm edildiği falan yok. ülkeye ihanet edenlerle mücadele var. bunu halkımız biliyor. bilmeyenlerede duyurulur.

Misafir Avatar
vatandaş 2017-07-18 09:40:37 @ülkem

gerçek başlık..beyni olup anlayana..milletin hali perişan..! zulum ile abad olanları da gör..ÜLKEM..Ancak Allah herşeyin en iyisini bilir..akibetlerinide berbat eder..

Beğenmedim! (0)
Avatar
El müslim 2017-07-18 13:21:52

İşçi kıdem tazminatı paralarımız devlette biriksin. Cenabı Allah diyorli kul hakkı ile gelme ahirete. Şimdi Türkiye deki patronların her yüz kişiden doksan kişi kıdem tazminatı alamıyor şimdi bu patronlar kul hakkı yemiyormu müslümanmı bunlar......