Reza'nın yetenekleriyle renklenmiş yedi gün...

Reza Zarrab’ın tanık olarak Amerikan devletiyle işbirliği kararı almasının ardından resmi adı ‘Atilla ABD’ye karşı’ olarak değişen dava üç haftadır New York Güney Bölge Mahkemesi’nde devam ediyor.

Reza'nın yetenekleriyle renklenmiş yedi gün...

Reza Zarrab’ın tanık olarak Amerikan devletiyle işbirliği kararı almasının ardından resmi adı ‘Atilla ABD’ye karşı’ olarak değişen dava üç haftadır New York Güney Bölge Mahkemesi’nde devam ediyor.

17 Aralık 2017 Pazar 11:21
Reza'nın yetenekleriyle renklenmiş yedi gün...

17 Aralık operasyonunda komiser yardımcısı olarak yer alan, sonrasında polislikten ihraç edilen ve ABD’ye kaçan Hüseyin Korkmaz gibi tartışmalı bir tanığın denkleme girmesi nedeniyle mahkeme bu haftayı ‘Gülenciler kimdir’ meselesi üzerine patinaj yaparak geçirdi. Kendisi aleyhine devam eden davada kendisi dışında her şeyin tartışılmakta olmasından usanan Hakan Atilla ise sürpriz bir kararla bizzat ifade vermeye başladı. Ancak başrol oyuncusu Reza Zarrab tam yedi gün süren sahne performansının ardından kendince epik bir finalle geçen hafta mahkemeye veda etti. Olağanüstü bir durum olmazsa bir daha jüri önüne çıkmayacak. Peki bu Zarrab’ın elvedası mıydı? Zarrab’ı mahkeme salonunda ve muhtemelen hayatımızda son kez gördüğümüz 7 Aralık gününü Amerikalı mahkeme ressamı Christine Cornell, Hürriyet Pazar için çizdi.

Davada yargılanan tek sanık durumuna düşen Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ile ilgili jüri kararının ardından son aylarda gece gündüz Zarrab’la mesai yapan savcı ekibi kendisinin işbirliğinden ne kadar faydalandıklarını mektupla yargıç Richard Berman’a bildirecek. Zarrab’ı ilk günden ‘yıldız tanık’ diye lanse eden savcılık makamı belli ki kendisinden ziyadesiyle memnun. Ancak Zarrab’a işbirliği için uygulanacak ceza indirimine onlar değil, davanın yargıcı Berman karar verecek. Çocukluktan itibaren adamına göre muamele ve nabza göre şerbet ustası olarak yetiştirildiği anlaşılan Zarrab’ın Berman’ın gözüne girme çabası, yeri geldi mi hemen bir “Evet sayın yargıcım” patlatması tam da bu yüzdendi.

Zarrab’ın hemen solunda mahkeme başkanı Yargıç Richard Berman var. Zarrab’ın tam karşısında Hakan Atilla o anda dinletilmekte olan telefon görüşmesi tapesinin metnini önündeki bilgisayardan takip ediyor. İzleyici saflarında elinde mendiliyle esrarengiz kuzen var. Bize en yakın açıdaki beyaz saçlı adam ise Zarrab’ın avukatı Robert Anello.

Pearl Sokağı’nda  neler yaşandı?

Türkiye’nin can güvenliğinden endişe edildiği için ABD’ye nota vermesinden tam iki hafta sonra, 29 Kasım’da 500 Pearl Sokağı’ndaki mahkeme binasının 17’nci kattaki 17B salonunda karşımıza Amerikan bayrağı önünde Türkiye aleyhine tanık koltuğunda çıktı Zarrab. Üzerinde haki renkte iki parçalı cezaevi kıyafeti ve içinde gri tişört vardı. İlk başta hafif gergindi ama konuştukça açıldı, açıldıkça mahkeme salonunu adeta bir sahne gibi kullanmaya başladı. Bu dava sayesinde bir sosyal medya fenomeni haline gelen Zeyno Erkan’ın deyimiyle savcılık ‘tape yağdırıyordu’ ve Zarrab her tapeyi “Evet efendim, konuşan benim, içerik doğrudur” diye teyit ediyordu. Ortaya saçılan rüşvet belgeleri, yalanlar, arkadan konuşmalar, arkadan dolanmalar...hiçbirini anlatırken utanıp sıkılmadığı gibi neredeyse gurur duyduğunu saklamıyor, saklayamıyordu. 

O şemaları çizdikçe sanki küllerinden doğdu

Zarrab’ın özgüven patlaması yaşadığı anlardan biri Savcı Yardımcısı Sid Kamaraju’nun kendisinden Türkiye’den İran’a yapılan yasadışı altın ticaretinin aşamalarını anlatması için bir şema çizmesini istemesiyle başladı. Ekonomi profesörü edasıyla beyaz tahtanın önüne geçen Zarrab, İran’ın parasının menşeini kaybettirmek için Dubai üzerinden yaptıkları işlemleri onlarca kutucuk, aralarına da kırmızı ve mavi kalemlerle oklar çizerek anlattı. O çizdi, hepimiz kaybolduk... Kendisi ise çizdikçe küllerinden doğdu. Bizlerde çizdiği şemaları 35 gün boyunca birlikte çalıştığı açıklanan savcıların fikri olduğu izlenimi hasıl olmuştu ki Zarrab o işin primini de kimseye bırakmadı. “Bütün şemalar, çizelgeler benim kendi çalışmalarım” deyiverdi

Kravatsız bir duruş mu?

Sanık koltuğunda oturan Atilla’ya daha önce takım elbise izni çıkartan yargıç Berman’ın “Adil olmak isterim” şeklindeki müdahalesi sayesinde Zarrab da ikinci günden itibaren mahkemeye sivil kıyafetle gelmeye başladı. Zarrab’ın kravat kullanmaması “İranlı imajını pekiştirmeye mi çalışıyor” yorumlarına neden oldu. Tam burada şu noktaya da dikkat çekmek isterim. 2016’da Miami’de yakalandığında kullandığı Türk pasaportunda yazan isim Rıza Sarraf olmasına rağmen Amerikan yargı sisteminde kayıtlı ismi ilk günden beri Reza Zarrab.

15-20 kilo fark var

Altı gün boyunca siyah ceket, beyaz gömlek ve gri pantolonunu üzerinden çıkarmadı Zarrab. Oysa Hakan Atilla ilk günlerde giydiği şık kareli gri takım ve bordo yeleği birkaç gün sonra beyaz gömlek, gri V yakalı kazak ve siyah pantolonla değiştirdi. Atilla’nın cezaevinde ne kadar dramatik bir biçimde kilo kaybettiğini geçen mart ayında JFK Havaalanı’nda FBI tarafından tutuklanırken çekilen video ortaya çıktığında fark ettik. Mahkeme salonunda önümüzde oturan Atilla sekiz ayda rahat 15-20 kilo vermişti. Cezaevi koşulları sebep olmuş olsa da Atilla’nın kaybettiği kilolar nedeniyle bugün daha genç göründüğünü teslim etmem gerek. 

Atilla’nın yüzüne oturan acı tebessüm

Zarrab’ın fütursuz çıkışlarını çoğu zaman kafasını sallayarak dinleyen Hakan Atilla’nın mimiklerini arka çapraz bir açıdan da olsa takip edebiliyordum. Zarrab’ın günler süren ifadesi sırasında o da bizler gibi sayfalarca not aldı. Zarrab’ın kendisine tek kuruş rüşvet vermediğini söylediği anlarda acı bir tebessüm oturdu yüzüne. Ancak aynı Zarrab ertesi gün yeniden İran’a ABD ambargosunu delmek için geliştirdikleri metoda Atilla’nın önemli katkılarda bulunduğunu anlatmaya başlayacaktı. Zarrab’ın kendisiyle ilgili konuştuğu anlarda Hakan Atilla’nın sağa sola bakınarak mahkeme salonundakilerin ona inanıp inanmadığını tartmaya çalıştığını fark ettim.

Esrarengiz kuzen 

Atilla’nın sükûneti kadar yalnızlığı da gözden kaçacak gibi değildi. İzleyici sıralarındaki meraklı Türkler arasında bir girişimcilik toplantısı için New York’a gelmiş bir alışveriş sitesinin sahibesi vardı mesela. Ama Atilla’nın eşi ve oğlu yoktu salonda. Genç bir kadın çıkageldi bir gün. Atilla’ya el salladı, neredeyse gizlice selamlaştılar. Sonra genç kadın elinde mendili hıçkırmaya başladı. Yanına yaklaşıp soranlara “O benim kuzenim, uzun zamandır görüşmüyorduk. Burada yaşıyorum. Mahkemeye herkesin girebildiğini medyadan öğrenince geldim” dedi. Ancak ismini kimseye söylemedi. Belli ki ismi bu yakıcı davayla anılsın istemiyordu.

Genç ve ince olduğumu yazıyorsanız sorun yok!

Hazırlık duruşmalarındaki keskin çıkışları ve esprili tarzıyla adından bahsettiren Hakan Atilla’nın dev avukat ekibinden Cathy Fleming’in sırtında kırmızı ejderha deseni olan lacivert ceketi nedeniyle aramızdaki kod adı ‘Dragon Lady - Ejder Kadın’ kaldı. Bir öğle yemeği arasında yanına gittim; Türk basınında hakkında çok yazılıp çizildiğini hatırlatınca “Genç ve inceymiş yazıyorsanız sorun yok” diye sırıttı.

‘Dragon Lady’  seyirciyi kaybetti 

Savcı Yardımcısı Sid Kamaraju tarafından sorgulanırken kendisini neredeyse evinde hissettiği izlenimi uyandıran Zarrab’ı çapraz sorguda Fleming’in sarsacağını umarak hata etmişiz. İlk şoku Fleming’in Atilla’nın suçsuzluğunu kanıtlamak için diğer sanıkları ve hatta Halkbank’ı zorda bırakan delil ve tapeleri tekrar gündeme getirmesiyle yaşadık. İzleyici sıralarındaki herkes birbirine “Bu avukatların ücretini Halkbank ödemiyor muydu?” diye soruyordu. Yine de savunma makamının bir stratejisi var herhalde diye sabırla bekledik. Fleming dinletilen tapelerin kronolojisi üzerinden şema çizerek Atilla’nın Zarrab ile Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan tarafından alındığı söylenen hayali gıda ihracatı kararından haberi dahi olmadığını kanıtlamaya çalışıyordu. Ancak birincisi, Reza gibi şemaların efendisi değildi. İkincisi de devamlı odaktan saptı, zaman kaybetti ve hazırcevap Reza’ya laf yetiştiremedi. Reza’nın kendisinin düzeltmesine neden olacak bazı hatalı soruları özür dileyerek geri almak zorunda kaldı. Dağıldı, dosyalarını düşürdü, dolayısıyla da seyirciyi kaybetti.

Yakın zamanda Türkiye’de hakkında soruşturma başlatılan ve geçen mart ayında ABD Başkanı Trump tarafından görevden alınan davanın ilk savcısı Preet Bharara’nın yerine vekâlet eden Joon H. Kim, Zarrab’ın ifadesi sırasında ekibiyle birlikte savcılık makamında oturmak yerine duruşmaları salonun en arkasından izledi. Sık sık salon dışına çıkarak akıllı telefonundan Twitter’a bakan ve davanın dışardaki yankısını takip eden Kim’le kısa bir sohbetimiz oldu. Kim’e “Bir noktada açıklama yapma niyetiniz var mı, mesela davanın finalinde” diye sordum. Böyle bir niyetinin olmadığını ve dava sonunda savcılık makamının klasik bir yazılı açıklama yapmasının muhtemel olduğunu söyledi. Ben “Korkarım siz de Bharara gibi Türkiye’de çok popüler olabilirsiniz” diye takılınca Kim bir kahkaha patlattı.

Brafman faktörü 

Zarrab’ın ABD’nin ‘rock star’ sayılan avukatlarından Ben Brafman da ilk iki gün salondaydı. Duruşmaları ziyaretçiler için ayrılan bölümün en ön sırasından izledi. Davayı birlikte takip ettiğimiz deneyimli Amerikalı adliye muhabirleriyle Brafman sohbeti yaparken biri‘Brafman’ı en başta Zarrab’ın avukatı olarak gördüğümüzde işlerin buraya geleceğini ve kendisinin eninde sonunda işbirliğine gideceğini anlamıştık. Çünkü Brafman kaybetmeyi sevmez” diye fısıldadı. Geçmişte Michael Jackson ve eski IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn’ın da avukatlığını yapan Brafman, ilk iki günden sonra ortadan kayboldu. Bol sıfırlı çeklerinin hakkını vermiş ve çok uzak olmayan bir gelecekte Zarrab’ı özgürlüğüne kavuşturacak anlaşmayı garantilemişti nasılsa.

Tecavüz iddiası nereden çıktı?

Zarrab’ın 62 yaşındaki eski hücre arkadaşı Kolombiyalı FARC gerillaları için silah kaçakçılığı yapmaktan yatan Fouzi Jaber’e tecavüz ettiği iddiasını yalanlayan açıklamanın altında artık davayı aktif olarak takip eden tek avukat Robert Anello’nun imzası vardı. Tecavüz iddiası mutlaka Zarrab’ın anlattıklarından hoşlanmayanların komplosudur diye düşünenler için “peki savcılığın hiç mi işine gelmez” sorusunu şuraya bırakıp kaçıyorum. Unutmayalım, bu dava adeta bir Matruşka bebek!

Önerilen Haberler
Son Güncelleme: 17.12.2017 11:31
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.