Silivri Cezaevi'nde gökyüzü bile yasak!

Silivri Cezaevi’ndeki gazetecilerin havalandırma yerlerinin üstü bu dönemde tel kafesle örtülmüş. Gökyüzünü bile artık ancak tellerin altından görebiliyorlar

Silivri Cezaevi'nde gökyüzü bile yasak!

Silivri Cezaevi’ndeki gazetecilerin havalandırma yerlerinin üstü bu dönemde tel kafesle örtülmüş. Gökyüzünü bile artık ancak tellerin altından görebiliyorlar

20 Mart 2017 Pazartesi 23:11
Silivri Cezaevi'nde gökyüzü bile yasak!

1. BÖLÜM/ Silivri Cezaevi… Hani o “Otel gibi cezaevi” diye övünülen, Balyoz ve Ergenekon sanıklarını da (kibarca söylersek) ağırlayan, modern ve yüksek teknolojili olduğu dile getirilen, Avrupa’nın en büyük cezaevi… Yine kibarca söylemek gerekirse, 140 gündür Silivri’nin özgürlüklerinden tutsak konukları olan ‘tutuklu gazetecileri’ görmeye gidiyoruz. Silivri, Beşiktaş’a 90 kilometre. Bir saaten fazla yolumuz var.

Fikir, Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’yla bir görüşmemizde oluştu. Nazlıaka, yasama görevini bir süredir bağımsız milletvekili olarak sürdürüyor. Ama partisi CHP ile gönül bağı kesilmemiş. Altı oklu rozetini takmaya devam ediyor.Geçen hafta, Nazlıaka, Altan Öymen ve ben bir sohbetteydik. Tabii, sohbetin ana konusu “referandum”du. Ama, o konunun onlarca alt başlığı var… En önemlilerinden biri de basın özgürlüğü…

Basına, her alandaki baskılar artarak sürüyor. Hapisteki gazetecilerin sayısı artıyor. Meydanlarda olduğu gibi, televizyonlarda da “Evet”çi olmayanların söz söyleme olanağı daraldıkça daralıyor.

Caddeler, sokaklar “Evet” afişleriyle kaplı… Buralarda “Hayır”ın “H”sına bile yer yok. “Hayır” toplantılarına, “yasaklama”, “elektrik kesme”, “hoparlör bozma” gibi müdahalelerin haberleri birbirini izliyor.

Bu ve benzeri olayların gazetelere yansıması imkânları da sınırlı. Acaba biz bütün bunları kaygıyla izlerken, “içerdekiler” ne yapıyor?

Üçlü sohbetimizde bu konu açılınca, şu görüldü: Konu Aylin Nazlıaka’yı da yakından ilgilendiriyordu. Ve Silivri Cezaevi’ne bir ziyarette bulunmak istiyordu.

İçerdeki tutukluları ziyaret etmek, malûm, artık gazeteci meslektaşlarımızın yapabileceği bir şey değil. Bundan önceki Ergenekon davalarında tutuklananlar için bu mümkündü. Şimdi yakınlarının ve avukatlarının ziyaretleri bile çok sınırlı. Gazetecilere ve gazeteci kuruluşlarına da izin yok… Ama milletvekillerinin böyle bir olanağı var. Adalet Bakanlığı’na başvurup gerekli izni alarak cezaevi ziyareti yapma imkânını bulabiliyorlar..Nazlıaka’nın bu niyetini öğrenince, ona şu öneride bulunduk: Cezaevini ziyaret ettikten sonraki izlenimlerini bize anlatabilir miydi? Herkesin cezaevindeki durumla ilgili olan soruların cevabını, onun da katkılarıyla okurlarımıza iletebilir miydik?Silivri Cezaevi’ne gidişimiz, bu soruyla başladı. Oraya gittik. Biz cezaevi dışında bekledik, Nazlıaka içeriye girdi… İçerdeki gazeteci arkadaşlarımızın bazılarıyla görüşebildi. Dışarıya çıktıktan sonra buluştuk. Biz sorduk. O bize anlattı.

İşte konuştuklarımız!

***

*Silivri Cezaevi’ne ilk gelişiniz olmasa gerek... Ergenekon ve Balyoz dönemlerinden farklı olan ne vardı?

Silivri’de daha önce yaptığım tutuklu ziyaretlerine kıyasla bu sefer güvenlik tedbirlerinin çok arttırıldığını gözlemledim. Elimdeki kolonyalı mendili bile taramadan geçirdiler. Gerginlik ilk andan itibaren hissediliyor. Ayakkabılarımdan, yakamdaki altı ok rozetine kadar her birini çıkarmak zorunda kaldım. İlk taramadan geçtikten sonra güvenlik tedbiri olarak iris taraması yapıldı da ve kimliğimi vererek içeri girdim.

***

*Günler sonra Kadri Gürsel'i ve Murat Sabuncu'yu görebildiniz. Nasıl görünüyorlardı?

Kadri Bey mavi gömlek, Murat Bey de beyaz gömlek üzerine koyu renk bir yelek giymişti sanırım. Yeri gelmişken söyleyeyim; kıyafetler 15 Temmuz öncesi haftada bir yıkatılırken, yıkatma imkânı şimdi “iki haftada bir”e düşmüş.

*Çamaşırlarını ailelerine veriyorlar değil mi?

Eşler alıyor, yıkıyor ve iki hafta sonraki ziyaretinde ancak getirebiliyor.

*Bilgisayarları var mı?

İnternet yok, bilgisayar yok.

*İstedikleri kitapları ve gazeteleri okuyabiliyorlar mı? Televizyon izleyebiliyorlar mı?

Televizyon sürekli açık oluyormuş, 28 kanalı izleyebiliyorlarmış. Halk Tv en rağbet gören kanal. Dergi imkânı yokmuş, süreli yayın alamıyorlarmış. Hiçbir yabancı yayın, yabancı dilde basılmış bir gazete yokmuş. Günlük gazeteler içerisinde istediklerinin her birini alabiliyorlarmış. Herhangi bir sınırlama yok. Gazete talebi için her gün dilekçe yazmak gerekiyormuş.

Yine 15 Temmuz öncesindeki ziyaretlerimden biliyorum; eskiden evden kitap getirtebiliyorlardı. Şimdi yasak. Sadece sipariş verebiliyorlar, satın alınıyor. Haftada 5-6 kitap alıyorlarmış, kendi aralarında kitapları değiş tokuş etseler de Murat Sabuncu “Kitap açlığımız hiç bitmiyor” dedi.

(Nazlıaka bunları anlattıktan sonra, kısa bir yorum da yaptı: “İnsanın okuyup altını çizdiği bir kitabı bir zaman sonra tekrar okuması ne büyük bir keyiftir. Keşke yasaklamasalarmış.”)

*Kendi hayatlarıyla da sanırım bağlantılarının koparılması isteniyor. Kendilerine ait olan her şey ile…

Aynen öyle… Bu arada mektup almak, mektup yazmak da yasak!

Aylin Nazlıaka'nın çiziminden Silivri Cezaevi'ndeki görüşme odası...

***

Görüşmelere gardiyanlar da katılıyor

*Malum 15 Temmuz’daki darbe girişinin ardından ilan edilen OHAL dönemi içerisindeyiz. Bunun Silivri Cezaevi’ndeki yansımaları nasıl?

OHAL döneminde cezaevindeki bazı uygulamaların değiştiğini gördüm. Örneğin tutukluların aileleriyle yaptıkları telefon görüşmeleri, daha önceleri her hafta 10 dakika iken, şimdi iki haftada bir 10 dakikaya indirilmiş. Açık görüşler ise her ay bir kez iken, iki ayda bire düşürülmüş.  Haftada bir yapılan kapalı görüşmelerde zaten camın arkasından konuşuyorlar, temas yok.

'Kaleme bile yasak…’

Yine 15 Temmuz öncesinde tutuklular avukatlarıyla her gün istedikleri kadar görüşebildikleri halde, şimdi görüşmeler haftada bir gün bir saate indirilmiş. Üstelik küçücük bir odada yapılan o görüşmelere gardiyan da nezaret ediyor. Yani görüşmeler, tutukluyla avukat arasında değil; tutuklu, avukat ve gardiyan arasında üçlü bir görüşme gibi gerçekleşiyor. Ayrıca kameralarla ses ve görüntü kaydı da alınıyor. Tutuklular, bu koşullar altında kendi savunma metinlerini hazırlıyorlar.

Görüşme esnasında kalem bile yasak. Hele bir gazeteci için kalemi yasaklamak çok ağır bir yaptırım. Murat Sabuncu “Kaleme küstüm, neredeyse içimden yazmak bile gelmiyor” yorumunu yaptı.

*Avukatlarla yapılan görüşmelere gardiyanların da girmesi konusu üzerinde biraz daha durmak doğru olacaktır.

Haklısınız. Yaklaşık beş aydır tutuklular, ancak bugüne kadar sadece 19 kez avukatlarını görebilmişler. Ayrıca benim onlarla yaptığım görüşme esnasında da içeride bir gardiyan vardı, her saniye gözlem altındaydık. Bu da 15 Temmuz sonrası getirilen bir uygulama olsa gerek. Silivri 9 no’lu cezaevi Türkiye’deki en yüksek güvenlik önlemlerinin uygulandığı yer.

***

Bir tel kafes de,  gökyüzüne...

*Spor yapabiliyorlar mı? Koğuşlarda kaç kişi kalıyorlar?

15 Temmuz’dan sonra toplu spor hakkı da kaldırılmış.

Üçer kişilik koğuşlarda kalıyorlar ve başka hiç kimseyle iletişimleri yok. Murat Sabuncu, Akın Atalay ve Mustafa Kemal Güngör ile aynı koğuşu paylaşıyor. Kadri Gürsel ise Musa Kart ve Turhan Günay ile kalıyormuş. Yan koğuşlarda kimin kaldığını bile bilmiyorlar. “Peki onların sesini duymuyor musunuz? Herhangi bir şekilde yüksek sesle iletişim kurabiliyor musunuz?” diye sorduğumda Sabuncu; “Bazen söyledikleri şarkıları duyuyoruz” dedi.

*Açık havaya çıkabiliyorlar mı?

Evet, hava almak için bahçeye çıkıp gökyüzünü görebiliyorlarmış. Ama iki ay önce duvarın üstüne bir tel kafes yapılmış. Gökyüzü bile yasaklanmış!

*Bu çok önemli bir konu. Gökyüzünde parmaklıklar mı var? Bu neden yapılmış?

Gerekçesini sordum, “Yan koğuştakilerle havadan haberleşme ihtimali nedeniyle, tedbir amaçlı olsa gerek” dediler. “Bir kâğıda not yazıp top haline getirip duvarın üzerinden birbirlerine atmasınlar diye herhalde” diyorlar. Artık yukarı bakınca gökyüzünü bu tel örgünün arkasından görüyorlar. Ben buna tepki gösterdiğimde “Bizim için fiziksel koşullar hiç önemli değil” cümlesini duydum.

Tutuklularla görüşmelerde kendisine anlatılan 'gökyüzüne yapılan tel kafes'i, Aylin Nazlıaka bu şekilde kağıda döktü.

***

Cumhuriyet Gazetesi gün sayıyor. Her gün ilk sayfasında gazetecilerin isimlerine ve fotoğrafların yer veriyor. Kupür, 20 Mart 2017 tarihine ait...

***

Tutuklu Gazetecilerin Listesi

Türkiye cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunan 17’si imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü 152 gazetecinin isimlerini bu listede görebilirsiniz... Halen gözaltında bulunan gazetecilerle birlikte sayı 190'ın üzerinde.

(TGC, ÇGD, TGDP-Tutuklu Gazeteciler Dayanışma Platformu verilerinden derlenmiştir)

1- Abdulkadir Turay, Dicle Haber Ajansı

2- Abdullah Kılıç, Meydan Gazetesi

3- Abdullah Özyurt, Zaman Gazetesi

4- Abdurrahim Ersöz, Cihan Haber Ajansı

5- Ahmet Altan, Gazeteci-Yazar

6- Ahmet Memiş, Haberdar İnternet Sitesi

7- Ahmet Metin Sekizkardeş, Zaman Gazetesi

8- Ahmet Şık, Cumhuriyet Gazetesi

9- Ahmet Turan Alkan, Zaman Gazetesi

10- Ahmet Yavaş, TRT

11- Alaattin Güner, Zaman Gazetesi

 12- Ali Ahmet Böken, TRT Haber Koordinatörü

13- Ali Akkuş, Zaman Gazetesi

14- Ali Aşikar, Azadiya Welat Gazetesi

15- Ali Bulaç,

16- Ali Konar, Azadiya Welat Gazetesi

17- Ali Ünal, Zaman Gazetesi

18- Ali Yüce, TRT Radyosu Yayın Şefi

19- Arafat Dayan, Demokratik Ulus Gazetesi

20- Aslı Ceren Aslan, Özgür Gelecek Gazetesi

21- Atilla Taş, Meydan Gazetesi

22- Ayhan Karahan, Bodrum Çevre Platformu Sözcüsü,

23- Aysel Işık, Jin Haber Ajansı

24- Ayşenur Parıldak, Zaman Gazetesi,

25- Aytekin Gezici, Gazeteci-Yazar

 26- Aziz İstegün, Zaman Gazetesi

27- Bayram Kaya, Zaman Gazetesi

28- Bayram Parlak, Radyo Cihan

29- Beytullah Özdemir, Zaman Gazetesi

30- Bünyamin Köseli, Aksiyon Dergisi

31- Cebrail Parıltı, Anadolu Ajansı

32- Cemal Azmi Kalyoncu, Gazeteci ve Yazarlar Vakfı

33- Cihan Acar, Bugün Gazetesi

34- Cihat Ünal, Cihan Haber Ajansı

35- Cuma Kaya, Zaman Gazetesi,

36- Cuma Ulus, Millet Gazetesi

37- Cumali Önal, Zaman Gazetesi

38- Emre Soncan, Zaman Gazetesi

39- Ercan Gün, Fox TV Haber Müdürü

40- Erdal Süsem, Eylül Dergisi

41- Erdal Şen, Meydan Gazetesi

42- Erdem Mühirci, Dicle Haber Ajansı

43- Ergin Doğru, Dersim Gazetesi

44- Erol Yüksel, TRT Haber Dairesi

45- Erol Zavar, Odak Dergisi

46- Ersin Şanlı, TRT Yurt Haber Müdürü

47- Faruk Akkan, Zaman Gazetesi,

48- Fatma Ölmez, Radyo Ses

49- Ferhat Çiftçi, Azadiya Welat Gazetesi

50- Fevzi Yazıcı, Zaman Gazetesi

51- Feyyaz İmrak, Dicle Haber Ajansı

52- Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Türksolu Gazetesi

53- Gurbet Çakar, HEVİ Kadın Dergisi

54- Gültekin Avcı, Bugün Gazetesi

55- Güray Tekin Öz, Cumhuriyet Gazetesi

56- Habib Güler, Zaman Gazetesi

57- Hakan Aksel, TRT Haber

58- Hakan Karasinir, Cumhuriyet Gazetesi

59- Hakan Taşdelen, Zaman Gazetesi,

60- Halil İbrahim Mert, TRT

61- Hamit Dilbahar, Azadiya Welat Gazetesi

62- Hanım Büşra Erdal, Zaman Gazetesi

63- Haşim Söylemez, Aksiyon Dergisi

64- Hatice Duman, Atılım Gazetesi Sahibi

65- Hidayet Karaca, Samanyolu Yayın Grubu

66- Hülya Karakaya, Özgür Halk Dergisi

67- Hüseyin Aydın, Cihan Haber Ajansı

68- Hüseyin Turan, Zaman Gazetesi

69- İbrahim Balta, Zaman Gazetesi

70- İbrahim Karayeğen, Zaman Gazetesi

*2. bölümümüzde de listeyi yayımlamaya devam edeceğiz.

YARIN: Kadri Gürsel'den mektup var

             Murat Sabuncu en çok neyi özledi?



Son Güncelleme: 20.03.2017 23:57
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.