Gül'ün hasıraltı edilen maden raporu!

...Küre(19), Mustafa Kemal Paşa (19), Dursunbey (17), Karadon (30), Keşan (3), Kozlu (8), Soma (301), Diğer madenler (21), Ermenek (?)...
AKP’nin 12 yıllık iktidarı döneminde meydana gelen maden facialarında yaşamından olan emekçi sayısı 418’i buluyor. Sağ çıkmaları umudunu koruduğumuz Ermenek’teki 18 madenci bu listede yer almıyor...
2010 yılında Karadon madeninde 30 işçi grizu patlamasında öldüğünde dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Devlet Denetleme Kurulu’nu (DDK) harekete geçirdi. DDK 2011’de oldukça kapsamlı bir rapor hazırladı. Rapor, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Enerji ve Çalışma Bakanlıklarına da gönderildi...
Tam üç yıl önce, henüz Kozlu, Soma, Ermenek faciaları olmadan; 350’ye yakın maden emekçisi hayatta iken hazırlanan raporda hükümete önemli uyarılar yapılıyor, madenlerin yetersizlikleri, işçi ve iş güvenliği eksiklikleri tek tek sıralanıyordu.
O günden Ermenek’e uzanan sürede Hükümet bu uyarıların çok büyük bölümünü dikkate almadı. Gül’ün talimatı ile DDK tarafından hazırlanan ve ilgililerin hasıraltı etmeyi seçtiği o raporda son kazalar irdelenmiş ve ortak bazı eksiklikler tespit edilmişti. Neydi o eksiklikler?
“Risk değerlendirmesi yapılmaması, taşeronluk uygulaması, üretim zorlaması, geçmiş kazalardan ders alınmaması, grizu riskine karşı önlemin yetersizliği, kontrol ve degaj sondajlarının yeterli yapılmaması, delme-patlatma düzensizliği, çalışanda CO maskesi bulunmaması, gaz izleme ve ikaz sistem eksikliği, havalandırma yetersizliği, grizu emniyetli elektrikli cihaz sorunu, nefeslik-kaçamak yolu azlığı, tahkimat eksikliği, gözetim-iç denetim yetersizliği, teknik nezaretçilik eksikliği, kamu birimleri denetimlerinin etkinsizliği, mesleki eğitim ve iş güvenliği noksanlığı.”
DDK’dan hükümete uyarılar!
Soma ve Ermenek’te de benzeri eksiklikler faciaya neden olmadı mı? Raporun çözüm önerileri de son derece çarpıcı uyarılar içeriyordu:
*SGK istatistiklerine göre son beş yılda (2011’e kadar) kömür madenciliği işletmelerinde 30.154 iş kazası meydana geldi.
*Muhtemel bütün riskleri değerlendirerek sistematik tedbirler alınmasını sağlamaya yönelik iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi kurulmalıdır.
*Risklerin önceden önlenmesinde ciddi eksiklikler vardır. Bu eksiklikler; işverenlerin kaza maliyetlerini azaltıcı önlemlere yeterince önem vermemeleri, donanımlı ve tecrübeli iş güvenliği uzmanı sayısının yetersizliği, seçilen risk değerlendirme yönteminin işyerinin koşullarına uygun olmaması gibi hususları içermektedir.
*Madencilik sektöründe; İş Sağlığı Güvenliği Kanun tasarısı gözden geçirilerek kanunlaştırılmalıdır.
*İş sağlığı-güvenliği, ILO sözleşmesi ve AB Konsey direktiflerinin ülke şartları dikkate alınarak iç mevzuata aktarılmalıdır.
*Madencilik sektöründe işçi sağlığı-iş güvenliğinde görev ve yetkiler net belirlenememiştir. Hangi konulardan hangi birimin sorumlu olduğu kapsamlı, tanımlayıcı, işlevsel bir bicimde ortaya konulamamıştır.
Kamu denetim sistemi yetersiz!
*Kamu denetim sistemi etkinlikten uzak ve ciddi bir zafiyet alanı oluşturmaktadır. Kazalar irdelendiğinde etkin bir denetim sisteminin olmaması, denetim yetersizliğinden kaynaklanan sorunlar, nedenler öne çıkmaktadır.
*Maden işletmeleri iş sağlığı ve güvenliği Çalışma Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı tarafından denetleniyor Denetim birimleri arasında işbirliği, koordinasyonun bulunmadığı, kurumların bünyesindeki denetim birimlerinin, aynı alan ve mevzuda bazen birbirinden farklı idari işlem ve tasarruflarda bulunduğu görülmüştür.
*Maden işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği için denetim periyot ve süreleri, denetimin içeriği, denetim sürecinin etkisizliği, kontrol denetimlerinin yeterince yapılmaması ve müeyyidelerin yetersizliği ile bağlantılı temel sorunların giderilmesi gerekmektedir.
*Madencilik sektöründe istihdam edilen işçilere yeterli mesleki eğitimin verilmediği; bu doğrultuda gerekli altyapının oluşturulmadığı; iş sağlığı ve güvenliği bakımından en riskli sektörler arasında yer alan maden ocaklarında eğitim seviyesi nispeten düşük işçilerin çalıştırıldığı ve işbaşı eğitimi ve hizmet içi eğitim şartı yerine getirilmediği görülmüştür.
*Maden sektöründe eğitim zaman kaybı ve gereksiz yere katlanılan bir maliyet olarak algılanmaktadır.
*İş sağlığı ve güvenliği alanında iyi sonuçlar elde etmek için sadece eğitim yeterli olmayıp, maden ocaklarında belirli standartlara sahip teçhizat kullanılması, kurulum ve kullanım surecinde bu teçhizatın kalibrasyonlarının mevzuata uygun bicimde yapılması büyük önem taşımaktadır.
Kimdir bu devreye girenler?
Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in “Bu acı çekilecek gibi değil. Artık bir çözüm bulmalıyız. Ocağı kapatacağımız zaman işveren 50 kişiyi devreye sokuyor. Sorumluluk hepimizde” itirafı doğrusu son derece ilginçti. Çelik’in bu durumda bazı sorulara yanıt vermesi kamusal sorumluluğun gereğidir...
1)Kimdir madenleri kapattırmayan, devreye sokulan kişiler? Eş dosttan kasıt nedir? Kimin ne çıkarı vardır?
2Devreye girenler arasında Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, AKP teşkilatları var mıdır?
3)Bakan Çelik’i göz göre göre insanların can verdiği madenleri kapattırmaktan alı koyan güç nasıl bir güçtür? İnsan hayatını riske eden, hiçe sayan bu kişiler kimlerdir?
4)Bakan ölüm riskine rağmen ocakları devreye girenler hatırına açık tuttu ise bunun bir siyasi ve vicdani sorumluluğu yok mudur?
DDK uyarıyor kulak asan yok! Gül’ün Çankaya’sından çıkan rapor resmen görmezden geliniyor. Maden kazaları art ardına sürüyor. İnsanlar ölüyor...
Bakan Çelik “Sorumluluk hepimizin” diyor kendisinin ve hükümetin ihmalini itiraf ediyor.
Hukuki yanı bir tarafa hala ortada tek bir istifa yok! Bugün değilse ne zaman? Daha ne olmasını, kaç canın daha yanmasını bekliyorsunuz Sayın Bakan!

Önceki ve Sonraki Yazılar