banner87
 Toplumsal çözülme sürüyor. Kendilerine yabancılaşanlarla, ithal fikirleri hazır elbise gibi sırtlarına geçirenler ve tarihin mezarlığında yaşayanlar hem ulusal kültürümüzü hem de ulusal kültürü besleyen damarları tahrip ediyorlar.     Cumhuriyetin temelleriyle kazanımlarına saldıranlar var.    Modernleşmeyi içlerine sindiremeyenler 29 Ekim 1923'te uygulanmaya başlanan yaşam tarzından rahatsız olanlardır.    Prof. Dr. Yılmaz Esmer'in yaptığı araştırmayı okuyup da dehşete düşmemek için insanın ya deli ya da aptal olması gerekiyor.   Araştırmaya göre, halkın yüzde 95'i birbirine güven duymamaktadır. Anlaşılan o ki herkesin eli bir başka kişinin cebindedir ve birbirlerinin gözünü oymak için adeta tetiktedir.   Oysa Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli yüzyıllar önce söyleminde hep şunu söylememiş miydi?   ‘Benim Kabem insanoğlu insan sevgi tapınağım gönüldür.'    Peki, ne oldu da bu yüce duygulardan vazgeçildi?      İnsan sevgisi ne oldu?    Kimler öldürdü şefkatle, merhameti?    Vefa duygusu sürgünde mi ki ortalıkta görünmüyor?     Vatan kültürdür bir anlamda...   Yozlaşması durumunda vatanın tehlikeye girdiği görülmüştür. Ulusallığı faşizm diye algılayanlar ve de öyle algılatanlar, kendi kültürlerinin yerine yabancı kültürlerin hayranıdırlar. Kimisi Arap'ın kimisi Alman'ın kimisi de Amerika'nın peşindedirler. Kendinci olamazlar.    Uydu fikirlerle, elin kötüsünü kendi iyisine tercih edince toplum rayından çıkar. Bunu önlemek için Atatürk, ''Cumhuriyetin temeli kültürdür demiştir. Batı uygarlığının  doğrularını almayıp rezaletlerini ülkeye taşıyanların yanında Doğu'nun hurafeleriyle yanlışlarını empoze edenler  her darbeden sonra başarılarını kutlamışlardır.    Bu nedenledir ki, sebep yalnızca ekonomi değildir.   Ülkemiz Yakın tarihine baktığımızda 1930’ların 1940’ların 1950’lerin Türkiye'sinde yoksulluk bugünlerden daha az değildi.    Senetten önce söz asıldı.   Ne kimliğinden şikâyet edenler vardı ne inkar ne de kişilik çamurundaydı.   Köyün ağasıyla köyün çobanı arasındaki zenginlik farkı pantolonundaki yama kadardı. 
Ürperten araştırma   Devleti soyanlar yoktu, halkı kamplara bölmeyi çalışanlar da yoktu güzel günlerdi, onurlu günlerdi.   12 Eylül 1980 'deki darbeyle çokça şeyler gibi beraberlik de bozuldu.   Mafya ayakları, çete tezgâhları ve işbirlikçi çıkar çevreleri tüm zeminlerde gemi azıya aldı. O günlerde bu günlere ''Anayasanın bir maddesini delmekle bir şey olmaz”dan, “Anayasayı rafa kaldırmakla bir şey olmaz”a geldik.    ''Benim memurum işini bilir'' deyince  soysuzlar zevkten dört köşe oldular.    O gün bugündür milletin ağzının tadı kalmamıştır. Dürüstler, doğrular, ahlaklılar ve hukuklular artan bir sıkıntının içindedirler. Allah sevgisi olmayanlarla vicdansızlar her şeyi satar duruma geldiler.    Ne utanıyorlar ne de korkuyorlar. Uygar insan olma yerine ilkelliğe özenme durumunun sürmesi düşündürücüdür.    Cumhuriyetin kuruluşundaki ahlak, din, ilim ve akıl adeta dışlanmış gibidir. Tarihi bir gerçektir ki, ulusal yapımızı güçlendirmeyi amaçlamış olanların ulus olma olgusunu bilinçli olarak toplumun her kesimine dengeli bir şekilde mal etmeliydiler. Modern ve çağdaş Türkiye gerçekleşmiş olacaktı ve etnik, dinsel ayırımlara girmeden hür ve özgür Türkiye her gönülde  sevgiyle her akla da bilimle yazılmıştır.    Bu çağdaş ve uygar Türkiye'nin  fotoğrafıdır. Bu fotoğrafta kadın erkek eşittir. Toplumun tüm katmanları eşittir.   Prof. Esmer'in araştırmasında ''İşe alımında kadın önce erkeğin  hakkı vardır'' diyenlerin oranı yüzde 70, ''Kocasının sözünden çıkmamalıdır'' diyenlerin oranı yüzde 65, ''Kadının plajda mayoyla dolaşması günahtır diyenlerin oranı yüzde 60 ve ''Bazı kadınların kocalarından dayak yemesi doğrudur'' diyenlerin yüzde 40'dır. İki yüz yıl önce başladığımız modernleşme mücadelemiz bugün araştırmadaki noktaya gelmiştir. Dehşete düşmemek mümkün değildir
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.