Açıkçası, dokunulmazlıkların kaldırılacağını pek düşünmüyordum…

Çünkü CHP açısından faydası yok.

Ama kalktı.

Referandum korkusu, Kemal Kılıçdaroğlu’nu harekete geçirdi. CHP’nin yarar-zarar sorgulaması yapmayan  ‘biatçı’ milletvekilleri ve MYK üyeleri dokunulmazlıkların kaldırılmasının referandumsuz yolunu açtı.

Meşhur hikâyedir.  Selçuklu’nun kudretli veziri Nizamı mülk Hasan Sabbah ile Astrolog ve şair Ömer Hayyam bir araya gelmiş. Hasan Sabbah, ‘Ben en yeteneklinizdim. Niye biriniz yerin, diğeriniz göklerin kralı, ben de fedailerin kralı oldum?’ diye sormuş. Bunun üzerine Nizami mülk ‘başparmağımı ağzıma al, sen de Ömerin, Ömer de senin’ cevabını vermiş.

İşaret ile üç eski arkadaş, ezeli düşman başparmaklarını var güçleriyle sıkmışlar. Hasan Sabbah dayanamamış, ‘bırak kopacak’ demiş. Bunun üzerine Nizam demiş ki, ‘az sabırlı olsaydın, ben bağıracaktım’

Gerçek ya da değil, kıssadan hisse.

Gerçek ya da değil, kıssadan hisse. CHP kararlı ve sabırlı görünseydi, olsaydı. Kararlı siyaset gütseydi, AKP referanduma gitmeden, referandumun yolunu açmamak için tasarıyı geri bile çekebilirdi.  

Ama olmadı, hep öyle oluyor.

Sonra da sağa-sola sitemler, saldırılar.

Özellikle YURT’a yapılan haksızlıklar.

Biz bu uyarıları hep yaptık, yapacağız da. CHP ‘öz eleştiri’ mekanizmasını  işletemiyor. Bir iktidarın gitmesi için ‘alternatif olması’ birinci ve olmazsa olmaz şarttır. CHP, MYK’nın oluşturduğu ‘genel merkez politikası’ ve de en önemlisi belediyelerin uyguladığı ‘yerel yönetimler politikasını’ mutlaka gözden geçirmeli.

Biz çok açık CHP’nin iktidar, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da Başbakan olmasını istiyoruz. Bu politika ile olur mu? Bu milletvekillerini kim listeye koydu? Ön seçim dâhil Kemal Bey tek tek alt alta yazarak, yollarını açmadı mı? Şimdi ne diyor? Kimi kime şikâyet ediyor? Şu belediye başkanlarının haline bakın. Hep söylüyoruz, YURT Gazetesi CHP’nin yayın organı değildir. Ancak olaylara agresif ve CHP’ye yönelik, lehine  bakar.

Buna karşılık eleştirilerimize ‘abartıyorsunuz’ diyenler şimdi aynı tespitlerde bulunmuyor mu?

Konuşma dönemi sona erdi. CHP Antalya’da. Kemal Kılıçdaroğlu’nun tek başına seçtiği ‘milletvekilleri’ ya da PM üyeleri nasıl bir vizyon ortaya koyacak? Ya da koyuyor? Göreceğiz...

CHP, Antalya’dan PM, MYK ve TBMM Grubu olarak ‘üç parça’ dönmektedir. Kusura bakmayın. Bu vizyon eksikliğini milletvekillerine ya da PM üyelerine bağlayamayız.

Sorumlu MYK’dır. Siyasi “bostancıbaşı” olmaya soyunmuş olanlar var.

CHP’nin ‘doktorları’ Tekin Bingöl, Haluk Koç ve her dönemin yol göstereni Erdoğan Toprak bu tablonun baş sorumlusudur. Sayın Kılıçdaroğlu “ha 80, ha 3” demiş. Belli mi olur, belki de üç 80’nden büyüktür. Belki de 80’i bozan ‘üç çürük’ elmadır.

Bir de olaylara öyle bakın. AKP sessiz sedasız hem genel başkan hem de başbakan değiştirdi. Toplam 100 koltuk ya boşaldı, ya yer değiştirdi.

İzmir artık ana muhalefetin ve iktidarın merkezidir. Bunu gören Durdu Özbolat ve YURT Gazetesi İzmir’i altı ay önce ‘ikinci merkez’ ilan etti.

YURT her yöreden en az iki güçlü kalemi ve ismi ailesine kattı. Bildiğim kadarıyla toplam 8 güçlü kalem her bölgenin sorunlarını Türkiye baskısında dillendirecek.

Sorunlar, bölge sayfalarına sığmayacak kadar önemlidir. Özellikle İzmir ve Ege’nin...

İzmir Büyükşehir Eski Genel Sekreteri Ersu Hızır ve CHP YDK Eski Üyesi Av. Mustafa Ülkü Caner yaklaşık iki aydır YURT sayfalarından Ege’nin sorunlarını, Ankara’ya, İstanbul’a, Türkiye’ye taşımaya başladılar bile. Çok da yararlı oluyor.

Tabii bu ‘sen ben bizim oğlan’ muhabbetine alışanları rahatsız ediyor. Etsin de. Ülkü Caner’in de dediği gibi AKP, İzmir’e yüklenecek.

Belediye Başkanları  çok ama çok çalışmaktan başka çareniz yok.

Ukalalık yapmaya da...

Unutmayın Binali Yıldırım karşısında sadece 180 bin oyla kazandınız. O da İzmirlinin feraseti ile. Yoksa sizin marifetiniz ile değil.

CHP, İzmir’de de kadrolarını deştirmelidir.  Düşük profilli Aziz Kocaoğlu ve ekibine teşekkür edilmelidir. Sorun CHP açısından büyüktür.

Keşke sorun hepimizin kişisel ikbal endişeleri ile sınırlı kalsa. Ama kazın ayağı öyle değil. Vizyon fukaralığına son... Bunu demek ‘halt etmek’ değildir Sayın Alaaddin Yüksel, hadsizlik geleceği görmemektir.

Unutmayın, önemli olan yarın zırhlarından arındığınız zaman  ‘görevimi layıkıyla yaptım’ demektir.

Kayıplara tahammülümüz kalmadı, hele İzmir’de asla!

CHP’de bedavadan koltuklarda oturanlar, asıl siz haddinizi bilin!

Halt etmeyin…
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.