FETÖ yapılanmasından gerçekten ilginç isimler ve ilişkiler çıkıyor.

Çıksın...

Yeter ki "rövanşist" yaklaşımla "suçsuz günahsız" insanlar ortada perişan olmasın.

FETÖ'nün ihtilalci kanadında siyaset de sorgulanmaya başlandı. Siyasi partilerdeki kadrolar da.

Medya ilişkileri de. İster AKP, ister CHP ister MHP ya da HDP'li olsun. Ama asıl tasfiye 2016 yılında yapılıp yapılmayacağı şimdiden tartışılan bir erken seçimle olacak.

Aslında AKP erken genel seçimi tartışıyor...

Tayyip Erdoğan'ın da, kurmayları ile birlikte erken genel seçimi tartıştığı haberleri bize kadar geliyor.

Peki, neden çekiniyorlar? Gayet basit, yanlış anlaşılmaktan.

Belli ki darbe karşıtı oluşan havadan "fırsatçılık" yapıldığı suçlamasından çekiniyorlar.

Yerinde bir tereddüt. Ama açmaz şu.

TSK, bürokrasi ve iş dünyası ile yargı bu arınmayı yaşıyorsa siyaset bunun dışında kalabilir mi?

Kalamaz.

Peki, ne olacak?

Bu konuda da Türk siyasetinin bel kemiği ve dengesi olduğu bir kez daha ortaya çıkan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na büyük görev düşüyor...

Sadece yüksek sesle düşünüyorum. Mesela Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve Demirtaş, Erdoğan'a başkanlık sistemi iddiasını bir seçim ya da iki seçim gündemden kaldırması ya da buzdolabına koyduğunu açıklaması yönünde çağrı yapabilir.

Yapılacak bir erken seçimde Erdoğan'ın bu yarışta taraf olmayacağının da açıklamasını isteyebilir.

Kılıçdaroğlu erken seçimi de bir çözüm aracı olarak masaya koyabilir.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de. O da partisi içi mücadeleye ara verebilir.

HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da...

PKK'ya karşı sert bir tavır sergileyerek eylemlerini sonlandırma çağrısı yapabilir.

Ama yarım ağız değil.

Siyasette arınmanın koşullarını açık açık ve kompleksiz dile getirmeli.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun "MİT tespit etsin, hemen gereğini yapayım" sözleri kadar net bir tavır içinde olmalıdır.

Bu anlamda Başbakan Binali Yıldırım en sıkıntılı liderdir.

FETÖ dâhil tüm sorunları kucağında buldu. Düzeltmek de ona düşüyor.

Unutmayın, büyük sorunlar ancak cephe siyaseti ile çözülür, oy sayısı ile değil. Milli Mutabakat şart...

İster sandık için, ister yönetmek için.

Yaşasın Cumhuriyetçi Demokrat Cephe...

Ve medya sektörü…

Kusura bakmasın kimse!

Bir insan sadece yazı yazarak lüks yaşantı sürdüremez.

Bir yerden beslenmesi gerekiyor.

Allah aşkına söyleyin, bir yazar  elbise dolabında her biri üç beş bin dolarlık üç beş takım elbise ve her biri bir kaç bin dolarlık düzinelerle ayakkabıyı  nasıl bulundurabilir?

Ya da Ankara Dikmen Vadisi’nde trilyon tutarındaki evler, boşandığı eşe verilen nafakalar...

Bu yaşantı yazarak sağlanamaz!

Kimler mi?

Etrafınıza bakın, görürsünüz.

Olay sadece FETÖ değil.

Türkiye'de asansörler farklı inip kalkacaksa, medyada da yaşanmalı.

Gazeteci ayna gibi olmalı.

Yalak takımından değil.

Ayna ama sirk aynası gibi, büyüğü küçük, küçüğü büyük gösteren aynalardan değil.

Maskeli balo bitsin!

Herkes temizliğe evinin önünden başlasın?

Ne dersiniz?
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.