banner87
Türkiye'de yıllardır darbeler olur. TSK halka sokağa çıkmamasını emreder, halk da uyar.
1960'da oldu. Bu ülkenin Başbakan'ı merhum Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildi. CHP ve DP arasında başlatılan suni demokrat-cumhuriyetçi soğukluk hatta mücadele 50 yıldır zaman zaman şiddetlenerek sürdü.
1970 Muhtırası geldi… Sosyalistler ve sosyal demokratlar darbenin kendilerini hedef almadığı varsayımı ile sustu. TBMM açık kaldı, ama toplum cinnet geçirdi.
Sonunda üç fidan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan asıldı. Hem de demokrasiyi savunması gereken TBMM'nin tarihine "bir sizden bir bizden" kara bir leke olarak geçti. Ardından yargısız infazlar.
2000’li yılların Türkiye’sine Başbakan, Cumhurbaşkanı olacak kapasitededir Sinan Cemgiller, Mahir Çayanlar... Hele hele 20-25 yaşlarındaki Sinan Cemgil, konuşmaya başlayınca koca koca profesörlerin ders dinler gibi dinledikleri Sinan ve niceleri... Kaybolan nesildi bu.
Ya 12 Eylül kanlı darbesi... Özellikle Ülkücü kesim "ihtilal bize yakın" diye el ovuşturdu.
Sonuç mu? Binlerce sakat genç, idamlar, yargısız infazlar, işkence haneler, fişlemeler. 100 binin üzerinde genç tırpanlandı.
Demokratlar, Cumhuriyetçiler, Sosyalistler, Sosyal Demokratlar ve Ülkücüler darbelerden çok çekti...
Milli Görüş temelli iktidarın ilk defa darbe tarafından canı acıtılıyor. İnşallah son olur.
Dinci teröristleri kastetmiyorum! Irak, Suriye, Libya'da yaşananlar, 'tek yol İslam" diyenleri bile ürküttü.
Ne diyoruz hep; varsa Vatanın, vardır dinin imanın, namusun…
Yoksa hür Vatanın, ne vardır dinin imanın ne de namusun...
Kendisine İslamcı diyen kesimleri temsil eden AKP ve yandaşları laiklik ve Atatürk İlkeleri doğrultusunda kurulan Türkiye Cumhuriyeti sayesinde 15 yıldır iktidar. Makamları var, paraları da var. Yönetimde de söz hakları sonsuz denecek kadar fazla. Bunu yıllardır beğenmedikleri laik düzene  borçlular. Şimdi sıkı sıkı sarılıyorlar!

Paranın izini takip edin

Yıllardır Lozan hezimet mi, zafer mi diye merhum İsmet Paşa'ya iftiralar atan bir siyasi akımın temsilcisi olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Lozan anlaşmasının yıl dönümünde, "Türkiye  kurucu değerlerine daha bağlı olmalı" mesajı bir itiraf değil nedir?
Buna da şükür. Yanlıştan dönmek fazilettir. Erdoğan'ın darbeci teröristler tarafından bombalanan Gazi TBMM'yi ziyaretinde parlamenter sistem  ile ilgili değerlendirmeleri de önemlidir. İnşallah başından beri dediğim gibi bu toplumsal kardeşlik ve barış seline dönüşen bu karşı demokrat cumhuriyetçi hareketten bir başkanlık çıkarmaya kalkmaz...
Arkadaşımız Cihan Özdemir'in dediği  gibi tanklar gitti. Tanklardan sonra bankalar gelmemeli. Tek vücut olmalıyız. Halk darbelere karşı bilinçaltında sakladığı, 'tavır koymama" mahcubiyetini giderdi.
Hem de şehit olmayı göze alarak...
Sanırım CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tank-banka ya da tank-borsa kabaca tefeci-silahlı darbeci ilişkisini iyi okudu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Taksim'den milyonluk muhteşem bir barış kütlesi ile elini uzattı. Gezi ve mağdurlarına sahip çıkmaktan taviz vermeden… Gezi de bizim, gezi şehitleri de mesajını net ortaya koydu. 10 maddelik Taksim Bildirgesi ile CHP de Kılıçdaroğlu da demokrasi tarihimize altın harflerle geçti.
Bir gün önce İstanbul Sultanbeyli'de demokrasi mitingi yapan HDP’de rezervlerimiz olsa da TBMM ve demokrasi adresinden şaşmadı... MHP ve Devlet Bahçeli de. Üstelik Bahçeli ve HDP sokaktaki taraftarlarına hâkim olma gibi çok ve ekstra bir hizmet de yaptılar.
Peki, bu eli kanlı darbe teşebbüsünün arkasında sadece FETÖ silahlı örgütü mü var? O başka bir yazı konusu. Ama şu kadarını söyleyeyim; 1960, 1970 ve 1980'de kim varsa onlar da olabilir bu işin arkasında! Yok yok hemen ABD diye yaftalamayın. ABD en güçlü adaydır. En azından Fetullah Gülen'i koruyarak.
Paranın izini takip edin lütfen...
Kılıçdaroğlu'nun Taksim’de verdiği mesaj ülkenin hem darbeye, hem de diktaya karşı sahipsiz olmadığının bir özetidir.  İstanbul Emek ve Demokrasi Koordinasyonu’nun arkasında yürüdüğü “Askeri ve Sivil Darbeye Hayır!” sözü bize bunu gösteriyordu.
Şimdi bu güçlerin derlenip toparlanması CHP’nin kurmaylarına bağlı. İl başkanları ve ilçe başkanları dedikoduları bırakıp ülke sorunlarına ilişkin halkla doğru temaslar kurarlarsa, kendi dışındaki demokratik kitle örgütleriyle doğru ilişkiler kurarlarsa CHP’yi iktidara taşırlar.
Ve de makamlarına suiistimal ve kan düşen bazı belediye başkanlarına dikkat! Lütfen!


Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.