Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili karar nihayet sonuçlandı. Darbe ve casusluk suçlamasından berat etmelerine rağmen, ‘devletin gizli bilgilerini ifşa etmek’ suçlamasından dolayı; Can Dündar beş yıl 10 ay, Erdem Gül ise beş yıl hapis cezası ile cezalandırıldı. Eğer bu karar Yargıtay tarafından bozulmaz ise, daha önce bu suçlamadan dolayı üç ay cezaevinde kalan, Dündar ve Gül tekrar cezaevine dönmek zorunda kalacaklar.

Bu davayla ilgili daha önce Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu ‘tutuksuz yargılanmaları’ konusundaki karar, Cumhurbaşkanı’nın hoşuna gitmemiş olacak ki, Anaysa Mahkemesi’nin kararlarını tanımadığı ve uygulamak zorunda olmadığı yönündeki açıklamasıyla, memnuniyetsizliğini ifade ederek Can Dündar ve Erdem Gül hakkında “Bedelini ödeyecekler” ifadesiyle doğrudan birilerine hedef göstererek, Can Dündar’ın adliye önünde silahlı saldırıya uğramasına yol açmıştır.

Davada, ceza verilmesinin sebebi; ‘devletin gizli sırlarını ifşa etmek’ olarak tanımlanmıştır. Bu devlet tanımı, hangi devleti ifade etmektedir? Kimlerin karar  verdiği bilinmeyen, nereye, ne için, kime gönderildiği belli olmayan silah, mühimmat ve cihatçıları taşıyan TIR’ları devlet adına kontrol etmek amacıyla durduran, savcılar ve bu kararı uygulayan devletin kolluk kuvvetleri mi, yoksa ileri ki günlerde bu ülkenin başına bela olabilecek terör örgütlerine bu silahları gönderen devlet mi?

Bu TIR’ların durdurulması ve aranması kararını veren Adana Cumhuriyet başsavcısı ve üç Cumhuriyet savcısı, HSYK 2. Dairesi tarafından görevden alınarak haklarında suç duyurusunda bulunulmuş, bu dört savcı ve savcılığın almış olduğu bu kararı uygulayan Adana İl Jandarma Alay komutanı, Kurmay Albay Özkan Çokay, tutuklanarak ceza evine konulmuştur.

Tutuklanan Başsavcı Süleyman Bağrıyanık, savcılar Özcan Şişman, Aziz Takçı ve Ahmet Karaca; ‘yaptıkları bu uygulamanın rutin bir uygulama olduğunu, yaptıkları işi devlet adına yaptıklarını ve devleti orada asıl olarak kendilerinin temsil ettiğini’ ifade etmiş olmalarına rağmen tutuklanmaktan ve yargılanmaktan kurtulamamışlardır.

Savcılar ve Jandarma Alay Komutanı hakkındaki suçlama ve yargılanma gerekçeleri de Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki suçlamalarla aynıdır. ‘Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükumeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen ve tamamen engellemeye teşebbüs’ etmekten dolayı yargılanmaktadırlar. Eğer ceza yasamızda böyle bir suç tanımı varsa ki var; bu MİT TIR’ları konusunda bu suçtan dolayı yargılananlar henüz amacına ulaşamamışlar ve bu eylem ‘teşebbüs’ aşamasında kalmış ve teşebbüsten dolayı yargılanmaktadırlar.

Peki, bu işi teşebbüs aşamasında bırakmayıp da gerçekleştirmiş olanların durumu ne olacaktır? 4 Mayıs’ta bu ülkede bir ‘Saray darbesi’ yaşanmış ve gerçekleşmiştir. ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükumeti, ortadan kaldırılmış’ ve görevlerini yapması kısmen değil, tamamen engellenmiştir. Bunu kimin yaptığı da bilinmektedir. Peki, bu darbeyi yapanlar hakkında herhangi bir işlem yapılması gerekmez mi?

12 Eylül darbesini yapanlar yargılandılar ama cezasını çekmeye ömürleri kifayet etmediği için gittiler. 12 Eylül öncesinde yüz binlerce kişi bu işi yapmaya teşebbüs etmekten dolayı yargılanmadı mı? Yüz binlerce insan teşebbüsten dolayı ceza almadı mı? Bu teşebbüs suçundan dolayı fidan gibi gençler darağacına çıkmadı mı? Peki, teşebbüs suç olduğuna göre, bu işi teşebbüs aşamasında bırakmayıp, gerçekleştirmiş olanlara bir şey olmayacak mı acaba?

Gün ola, harman ola. Bekleyip göreceğiz.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.