12Eylül sonrasında daha çok ekonomik krizler nedeniyle kilitlenen Türkiye son dönemde ise siyasi krizler nedeniyle sıkıntı yaşıyor…
Sıcak para desteğiyle ekonomik krizlere karşı adeta efsunlanan Türkiye’de, siyasi ve ideolojik krizler gündemi de Türkiye’yi de tıkanma noktasına getiriyor ne yazık ki.
Aslında kriz siyasetin doğasında var.
Kimilerine göre siyaset krizden beslenir.
İster şartların getirdiği doğal kriz olsun, ister yapay kriz…
Siyasetçi için kriz iyidir!
Çözüm noktası siyaset zemini, Meclis zemini olduğu sürece kriz yaşanmasında bir sorun yok.
Önemli olan siyaset dışı çözüm arayışlarının yolunu açmamak…
Çözüm noktasında en önemli adres ise siyasetin her türlüsüne vize veren halktır.
Seçmen tarafından sağlanan çözüm yani sandık en etkili kriz çözücü reçete tabi ki...
Ama bu yöntem seçimden seçime geçerli.
Ya aradaki doğal ve yapay krizler?
Siyaset madem halk için, halkın egemenliği adına yapılıyor…
O zaman siyasette çözümün adresi sandık dışında da yine halk olmalı.
Bunun yöntemi de sivil toplum örgütleri aracılığıyla yasal zeminde halkı çözüm sürecine dâhil etmek.
Tabi ki şiddete başvurmadan, siyasette tıkanıklık yaratanlar üzerinde kamuoyu baskısı, halkın baskısını sağlayarak.
Türkiye'deki siyasi aktörlerin neredeyse hiçbiri, son dönemlerde yaşanan siyasi krizlerin çözüm noktasında halka başvurmuyor.
Çünkü çoğu siyasi parti ve siyasetçi, seçildikten sonra temsil ettikleri toplumsal kesimi unutuyor.
En etkin güç olarak kendini görüyor. Halka yaslanmıyor, halka gitmiyor, sormuyor.
Dolayısıyla siyasi aktörler toplumsal dokudaki desen değişikliklerini okuyamamanın verdiği tembellikle en önemli aksiyon olan halkı göz ardı ediyor.
Ama siyasetin bozulan ahengini sağlayacak, akort edecek en iyi usta halktır.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun son çağrısı ile HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yanlış başlatıp sonra revize ettiği, STK’lar üzerinden toplumsal tepki çağrıları bu açıdan önemli.
Kılıçdaroğlu'nun yarın Ankara ATO Congresium Salonu'nda yapacağı "Büyük Buluşma" ilişkin çağrısı doğru bir eylem tavrıdır.
Eğer mevcut sorun ya da kriz, ülkenin ortak problemine dönüşmüşse, sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirmek en doğru kriz çözme mekanizmasıdır.
Tüm sivil toplum kuruluşlarını, sendikaları, dernekleri, vakıfları sorunun ya da krizin çözüm partneri yapmak, toplumsal siyaset açısından önemli ve doğru bir tavırdır.
Kendisini “sol” olarak tarif eden bir partinin yapması gereken de budur.
Amerika’yı yeniden keşfetmenin bir anlamı yok!
Çözümün tek ve en doğru adresi olan halk, karşınızda duruyor zaten…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.