banner87
Yetimlik ve dulluk, kalıcı hasarlardır. Bu kalıcı hasar, eşlerin, ana babaların, çocukların üzerinde ömür boyu devam eder.
Hayat her daim kırık ve buruk yaşanır.
Hayata güçsüz kılarak başlatır insanı.

Türkiye’de İstiklal Savaşı’nda 9 bin 200 şehit verdi 31 bin 200 kişi yaralandı.

1984 yılından bu yana 31 yıldır süregelen terör olaylarında ise polis, asker, sivil olmak üzere yaklaşık 35 bin kişi hayatını kaybetti, 90 bine yakın kişi de yaralandı

Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde 28 Aralık 2012'de başlayan ve "çözüm süreci" adı verilen dönemde, bugüne kadar 132 asker, polis ve korucu şehit oldu, 258 güvenlik görevlisi de yaralandı.

Bu ölümlerin hepsi ardında dul ve yetimler, bağrı yanık anneler, babalar ve kardeşler bıraktı.

Türkiye, şehit, dul ve yetimlerine elinden geldiğince yardım ediyor. Doğru.
Ama kurumsal hale getiren bir sistem yok.
Turgut Özal döneminde bu kısmen yapıldı.
Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin’in Aile Bakanlığı döneminde de yapılmaya çalışıldı.
Yeter mi? Hayır, yetmez!
Peki, Türkiye Cumhuriyet Devleti ne yapmalı?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti öncelikle şunu söylemeli ve yapmalı:
Şehit dul ve yetim aileleri, anne ve babaları hayatlarını sürdürmek için bir işyeri mi açıyor.
Vergileri en az yarı yarıya indirmeli. Ya da belli bir süre vergi muafiyeti getirmeli.

Şehit aileleri elektrik mi kullanıyor… En az yarı yarıya fiyat indirmeli.
Evinde, işyerinde, doğalgaz, su vs. mi kullanıyor. Yarı fiyat ödemeli.
Aile fertleri ÖSYM’ye KPSS’ye mi giriyor; puan avantajı sağlanmalı.
Öğretmen ya da memur mu olmak istiyor; atamalarda önceliği olmalı.
Polis ya da asker mi olmak istiyor; buralar için kontenjan ve kota sağlanmalı.

Bu imkânlar devletin bütün kademelerinde genel bir kanunla düzenlenmeli.
Devlet için ölmeye giden, kendisine bir şey olursa, geride bırakacağı çocuklarına, eşine, anne babasına ve kardeşlerine devletin sahip çıkacağını, onlar için hayatı kolaylaştıracağını bilmeli.
Gözü arkada kalmamalı, buna dair hiçbir endişesi olmamalı.
Demokrat Parti zamanında bu yönde bir düzenleme yapıldı. İstiklal Savaşı şehitlerine ve gazilerine özel bir kanunla madalya verildi, maaş bağlandı.
Türkiye Cumhuriyeti bu yöndeki bölük pörçük faaliyetleri devlet nezdinde bir başkanlık, müsteşarlık ya da genel müdürlük altında toplamalı. Bu birimi, bürokratik engellerden arınmış, düzenli ve hassasiyetle görev yapan bir hale kurum haline getirmeli.

Tokat’ta Dr. Ayşenur Hoş’un, şehit annesi için hastane çalışanlarına bıraktığı notta yazdığı gibi;
“Şehit annesidir bir ‘öf’ bile denmemeli”…
Siyasilere açık çağrı
Yukarıda bir kısmını tarif ettiğimiz şeyleri yapmak için bir seçime ya da yeni bir hükümete gerek yok.
Tüm siyasi parti liderlerine sesleniyorum. Açık çağrı yapıyorum:
Gelin bu konuyu seçim kampanyalarınıza ortak madde olarak koyun.
Bu ülkenin birlik ve bütünlüğü için hayatını verenler üzerinde mutabık kalın.

Koalisyonlarda mutabık kalamadınız ama hiç olmazsa bu konuda mutlak bir ittifak sağlayın.

Ey siyasi partilerin sayın liderleri…
AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu…
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli…
HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş…
Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak…
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici…
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek…
ÖDP Genel Başkanı Alper Taş…
Ve seçime giren diğer tüm partilerin gelen başkanları…
Gelin bu çağrımıza kulak verin, ses verin, destek çıkın.
Bu konuda, seçim kampanyalarındaki ayrışmayı bitirin.
Unutmayın ki bu insanlar, vatanın birlik ve bütünlüğü için şehit düştüler, düşüyorlar…

Onların şehit olmalarındaki gayenin gerçekleşmesi için öncü olun.
Gelin bu ülkenin birlik ve bütünlüğü için bir ışık yakmış olun.
Kanımca bu konuda en büyük görev Devlet Bahçeli ile Selahattin Demirtaş’a düşüyor.

Haydi, Selo, sınav zamanı.
Kameralar eşliğinde şehit haberi vermeye giden devlet…
Fakir çocuğa bir defter alırken gazeteciler ile giden zenginler, sanatçılar…
Gösterişe gerek yok.
Buyurun hepiniz için sınav zamanı…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.