Tabii ki hayır. Saddam da, Kaddafi de yıllarca seçim yaptı. Yüzden yüz oranlara varan çoğunlukla yıllarca ülkelerini yönetmeye çalıştılar.
Almanya'da Adolf Hitler, İtalya'da Mussolini seçimle işbaşına gelmedi mi? Her seçim demokrasi getirmiyor. Demokrasi, iktidarların kendi gibi düşünmeyenleri koruma rejimdir. Adalet ve sevgiyle. Şimdi öyle mi?
Sadece Türkiye değil arayışta olan. Bazı yakın tarihçilere göre dünya 1929’daki benzer bir ekonomik buhranının içine yuvarlanıyor. İşçi, memur ve küçük esnaftan sonra eski deyim ile "fabrikatör" moda deyim ile sanayici de "büyük kıyamete" sürüklenmek üzere.

1930'lara gelindiğinde Almanya tatsız bir dönem geçiriyordu. Dünya'daki ekonomik buhran Almanya'yı da sert vurmuştu. Büyük Savaş'tan yenik çıkmıştı. Onur kırıcıydı. Milyonlarca insan bir anda işsiz kalmıştı.

Ardından Almanların zayıf hükümet diye güven duymadığı Weimar Cumhuriyet'i tabir edilen hükümetler ve Adolf Hitler’in Alman ırkını gereksiz "üstünlük " hastalığına sürükleyen malum macera.

Hitler sadece üstün ırk değil, "daha iyi bir hayat ve refah ülkesi" Almanya vadediyordu. İşsizlere iş, aşsızlara aş, küçük esnafa yeni iş imkânı. Bu vaatlerle 1924 seçimlerinde sadece parlamentonun yüzde üçünü, 1932 yılında da tüm partileri geçerek, oyların yüzde 33'ünü aldı. 1933 yılında Hitler yeni Şansölye yani başbakan olarak atandı. Gerisi malum.

Bu hikâyeyi sadece Türkiye ile ilintili olduğu için anlatmadım. Amacım iktidarı Hitler'in geliş hikâyesini iktidarın gelişi ile kıyaslamak, benzerlikleri hatırlatmak da değil. Ecevit Hükümet'i dönemindeki ekonomik sıkıntıları deşifre eden, Pentagon kaynaklı senaryolar da değil. Hele hele sadece Nasyonal yöntemler hatta Hamas usulü örgütlenme çabaları da değil.
Hitler'in Almanya'da gelişi ile Türkiye'de siyasal iktidarın değişiklikleri arasındaki benzerlikler şaşırtıcı da olsa...
Dünya tefecinin elinde

Başta da söyledim. Dünya bence ekonomik açıdan 1929'ları yaşıyor maalesef. Sanayici yani üretenin patron tarafı tefecinin eline düşmüş. Yani para satan kurumun. İster bankacı de, ister banker de. İstersen Galata Bankerleri. Bizans'ı da Osmanlı'yı da yıkan Galata Bankerleri. Yüksek binalar. Üretim yok. Tapu el değiştirdi. Sadece devlete ait tapu değil. Mahalleler el değiştirdi.

Üretim mi? O ne? Tasarruf anlayışından habersiz bir toplum.
Bilgi? Her şeyi Google Amca bilir zihniyeti…
Unutmayın AKP ne DYP ne de ANAP'tır.
Umudu olanlara çağrıdır. Umudunuzu size ait olmayan adreslerde aramayın.
Çağrım tüm temiz duyguları taşıyan ülke topraklarında yaşayan halkın kendinedir. Evine ekmek götürmeye çalışan babaya, okuluna ekonomik güçlükler nedeniyle gidemeyen gençlere, kadınlara çağrımdır. 1 Kasım seçimi ülkemiz için son virajdır. Önümüze BOP diye bir hayal pilavı koydular. Kaşıkla da kaşıkla. Tabii öncesi Yeşil Kuşak. Alparslan Türkeş bu projeden MHP ve ülkücüleri uzak tuttu. 1980 darbesi kimleri besledi, müsamaha gösterdi. Belli.
Sonra mı?
Ümmet promosyonlu İslam liderinin, Arap petrollü zenginliklerin Türkiye'ye akması hayallerinin sonuna geldik. İş adamımız da seçmenimiz de maalesef bu yalan rüzgârına inanmak istedi. Ne oldu? Sonuç: 4 milyon mülteciyi kucağımızda bulduk.
Elde kavga, hem de iç ve dış kavga hedefleyen bir yapı kaldı. Varlıkta birlik yerini kavgaya bıraktı.
Barış ve demokrasinin gelişmesi için.
Lütfen sandığa gidin. Yakınlarınızı sandığa götürün. “Yeter söz seçmenin” deyin.
Okurlarımızın siyasete “uzlaşın” mesajı vereceğinize inanıyoruz.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.