Kış etkisini yitirmeye başladı.
Bahar gelmek üzere…
Kış şartları hepimiz için bir sürü külfet demektir.
Yiyecek, giyecek, yakacak başta olmak üzere birçok yükümüz hafifleyecektir.
Baharın gelmesini sadece insanlar değil, bütün canlılar bekliyor.
Bahar hayat demektir. Ama baharın gelmesini, sadece bizler değil PKK’da bekliyor. Bu çatışma ortamı devam ederse maalesef PKK bahar ile birlikte harekete geçecektir.
Bunu nereden biliyorum derseniz, daha önceki yıllara baktığımızda hep öyle olmuştur.

1- Bu ne demektir?

2- Kimler zarar görür

3- Kimin işine yarar?

Birincisi Türkiye açısından çok olumsuz bir sürecin başlaması anlamına gelir. 2016 yılı çok zor geçecektir. Bunun mutlaka çözülmesi gerekiyor. Kim çözecek derseniz, bu çatışma ortamını kim başlatmışsa çözecek olan da odur. Kim haklı, kim haksız ayrı konu. Ama bu çatışma ortamı Türkiye’yi geriyor.  Olumsuz etkiliyor. Maalesef her geçen gün de kötüye gidiyor.

İkincisi, günlük hayat dâhil, ekonomi olumsuz bir tablo ile insanları umutsuzluğa sürüklüyor. Umutsuzluk, hem insanları hem de ülkeyi karanlığa götürür. Bunu herkesin anlaması lazım. Sadece Kürtler değil, Türkler değil halkın tamamı bu olumsuzluktan  etkileniyor. Türkiye Cumhuriyeti tartışılır hale geliyor.
Siyasi partilerden de en çok HDP zarar görüyor.  Bugün bir seçim olsa HDP 7 Haziran’da ve 1 Kasım’da aldığı oyu asla alamaz. Demek ki en çok kaybeden bugün itibariyle HDP…

Üçüncüsü, bu tablo en çok AKP’nin işine geliyor. Daha doğrusu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işine geliyor. AKP zaten üç ay önce tek başına iktidara gelmiş ve yüzde 49,5 oy almış. TBMM Başkanı, Başbakan ve Bakanlar kurulu AKP’den. Ve önlerinde 4 yılları var.

Ama bu yetmiyor. Başkanlık sistemini getirmek isteyen Erdoğan referandum için, gerekli olan 13 oyu devşirip  onların ‘ağız kokusunu ve kaprislerini çekmek’ istemiyor. Kaldı ki, böyle bir devşirme ile referandumda yüzde 51 oy alamayabilir. O zaman, başkanlık hayalleri tamamen suya düşer. Yatar. Bir kaybeden olarak harekete geçen muhalefetin bastırmasıyla, kendisinin bütün siyasi hayatını riske atar.

Onun yerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haziran ya da Temmuz’da yapılacak bir baskın seçimde, CHP’nin yüzde 20-25’lerde kalması halinde, HDP ve MHP’nin baraj altında ve TBMM dışında kalmasıyla en az 380 milletvekili ile anayasayı değiştirecek ve başkanlık sistemini getirecek bir meclis çoğunluğunu yakalayabilir. Ve Başkanlık koltuğuna da oturur. Yeni bir seçim yapmaya da gerek kalmaz. Seçilmiş bir cumhurbaşkanı yerine, seçilmiş bir başkan olarak beş yılını tamamlar.

Hayallerini de gerçekleştirmiş olur.

Benim aldığım izlenimler şu an seçime en hazır parti AKP… Örgütleri, valileri, kaymakamları, belediyeleri ve devlet imkanlarıyla AKP her zaman seçime hazır.

CHP’nin içinde bulunduğu durumu burada tartışmak istemiyorum. Bu sütunlarda yazmanın bir faydası da yok. Altı yıldır partiyi yöneten Sayın Kemal Kılıçdaroğlu 23 yeni danışmanıyla değerlendirir. Kadrolu ekibiyle de, hazırlıklarını tamamlar.

HDP’nin işi çok zor. MHP bir değişim sağlayabilirse, kurtulabilir. Sağlayamazsa  O’nun da işi zor. Benim anlatmak istediğim, bir erken seçim geliyor. Bu tablonun herkes tarafından  bilinmesini isterim. Bu tabloyu zorlayan en önemli etkenlerden birisi de içinde bulunduğumuz bölge, çatışma ortamı ve Rusya, İran, Çin’in izlediği politika. AB ve ABD’nin de her an Türkiye’yi yalnızlığa terk etme ihtimalinin her geçen gün artması.
Bunun hesabını Türkiye’de yaşayan herkes yapıyordur.  Hesap yapamayanlara duyurulur. Bunun sonucunda bütün uyarılarımıza rağmen önlem almayanlara güle güle.
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.