banner87
İstanbul Atatürk Havalimanı’nda patlayan ve 41 kişinin hayatına, 239 kişinin de yaralanmasına neden olan bomba hepimize aynı şeyi düşündürdü; biz de orada olabilirdik…

Facebook sordu ya hepimize, güvende misiniz diye… Hayır, hiçbirimiz güvende değiliz… Okullar kapanmış, yaz sıcakları iyice bastırmış, Ramazan bitmek üzere, bayram tatili turizmcilerin ‘batıyoruz’ çığılığı ile 9 güne çıkarılmışken, yani herkesin bir yerlere gittiği bir dönemde havaalanı, ölümden medet umanlar için çok iyi bir hedef değil mi? Peki bu bilinmiyor mu? Biliniyor… Yaklaşık 20 gün önce istihbarattan gelen bilgiler var, İstanbul Atatürk Havalimanı’nın saldırı tehdidi altında olduğu biliniyor. Hatta Amerikalı üst düzey bir yetkilinin açıklamasına göre, 30’dan fazla IŞİD militanı eylem yapmak üzere Suriye’den Türkiye’ye gönderilmiş. Peki kim ilgilenecek bunlarla? Benim 83 yaşında, televizyonda haberleri izlerken gözyaşı döküp, ‘bunlar Müslümansa ben değilim kızım’ diyen babam mı? Hadi tedbir almadınız veya alamadınız. Sorumluluğu üstlenip istifa edecek birileri de yok mu? Görünen o ki yok ! Peki saldırıdan sonra bizim yetkililer ne dedi? Olayın duyulmasında sonra, sarayda verdiği iftar yemeğinde konuşan Cumhurbaşkanı, “Böyle bir saldırı dünyanın her yerinde olabilir” dedi. Başbakan, “Komşularımızla ilişkiler normalleşirken bu saldırı manidar. Güvenlik zaafiyeti yok” dedi.

Allahtan güvenlik zaafiyeti yok! Güvenlik zaafiyeti olmayan bir saldırıda 41 insan öldü, 41 kişi de yoğun bakımda, bir de zaafiyet olsaydı ne olacaktı siz düşünün artık… Peki hangi tedbirleri aldılar? Olaydan kısa bir süre sonra görüntüler televizyonlarda ve internet sitelerinde yayınlanmaya başlayınca, medyaya yayın yasağı geldi. Sosyal medyadaki paylaşımları ve tepkileri engellemek için de Facebook ve Twitter kısıtlandı, bir süre sonra da girilemez hale geldi… Yani, hadi yatın uyuyun, olan oldu dediler…

***

Biliyorsunuz Türkiye’de bombalı saldırılar, patlamalar 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra iyice yaygınlaştı. Son bir yılda 17 bombalı saldırıda 294 kişi katledildi, 1000’den fazla insan yaralandı. Her saldırıdan sonra yayın yasağı getirildi ve sosyal ağlara erişim engellendi. Ülke yangın yerine dönmüş, hala hükümete göre güvenlik zaafı yok, sorumlu yok, tek bir onurlu istifa yok. Olay gecesi bizim televizyon kanalları normal dizi ve yarışma programı akışlarına devam ederken, haber kanalları yayın yasağı nedeniyle içerden görüntü veremezken, yabancı kanallar çatır çatır gösterdi. Uluslararası haber ajansları ve internet siteleri İstanbul Atatürk Havalimanı'ndaki terör saldırısını son dakika başlığıyla duyurdu. CNN uluslararası yayını, “Pek çok yabancı cihatçı o havaalanını iyi biliyor” dedi. Aynı saatlerde, yakınlarını ölü mü yaralı mı bilmeden hastanede arayan insanlardan biri kameralara dönüp “TRT1 nerede?” diye sordu. Yanından geçen bir kadın cevap verdi; “TRT1 yok, o onun kanalı çünkü…” Aslında herkes her şeyi biliyor, tuhaf değil mi? Memleket gibi medyası da tuhaf bu ülkenin… Bombalı saldırıda ölenlerin isimleri ekranda açıklanırken, köşede büyük harflarla son dakika gelişmesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rus lideri Putin’e söylediği sözler veriliyor: İkili ve bölgesel konularda önemli adımlar atılacak, işbirliğimizi geliştireceğiz… Bir dakika durun yahu… Ölüye saygıyı bırakın, ölenlerin yakınlarına ayıp olur diye düşünmedi kimse… İktidarı ne ki medyası ne olsun…

***

Zaten memlekete yayılan bu zehirli hava, patlamadan sonra havaalanında da iyice farkedildi. Havaalanı taksicileri can pazarı yaşandığı anda müşterilerden tarife dışına çıkarak fahiş fiyat istemeye başladı. Fırsatı paraya çevir, devir rant devri ne de olsa… Havaalanını da alelacele hizmete açtılar. Yine IŞİD tarafından bombalanan Brüksel Zaventem Havalimanı uçuşlara 12 gün sonra açılmıştı. Deliller en ince ayrıntısına kadar toplanmıştı. Bizimkiler olay yerini şakur şukur yıkadı, saldırıdan yaklaşık 6 saat sonra uçuşları başlattı. Tabi canım, hayat devam ediyor. Gelen paraları – pardon uçakları geri çevirmemek lazım. Türk Hava Yolları’nda teknisyen olarak çalışan yaklaşık 100 kişinin işine sarıklı-cüppeli gidip geldiğini, yönetimin buna izin verdiğini kimse söylemiyor. Sosyal medya söylüyor, o nedenle de yasaklanıyor. BTK başkanlığı twitter kullanıcılarını tehdit eder gibi açıklama yaparak; "Retweetin bile hukuki sorumluluğu var" diyor. Günün sonunda 1 günlük milli yas ilan ediliyor. Büyük usta Nazım Hikmet bir şiirinde; “En fazla bir yıl sürer, yirminci asırlılarda, ölüm acısı” demişti. Ne yazık ki, yirmi birinci asırlılarda bir gün bile sürmüyor…




Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.