Zamanında, 12 Eylül’ün hemen ardından tekellerin sözcülerinden Halit Narin: “Şimdiye kadar işçiler gülüyordu, artık gülme sırası bizde demişti. İşçilerin önceden de güldükleri yoktu, ama TİSK Başkanı tekellerle devlet yönetimi arasındaki kopmaz bağa kısa bir vurgu yapmıştı.

Şimdi TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes diktatörlük yönündeki gidişattan yakınıyor. 
Bir toplumda adalet duygusu sarsılıyorsa, sistemin toplumun farklı kesimlerine karşı adil işlediğine inanç zayıflıyorsa, gelirin ve fırsatların adil dağılmadığına yönelik kanı giderek artıyorsa, kendini dışlanmış görenler çoğalıyorsa, yeni kuşakların öncekilerden daha iyi yaşayacağına dair umutlar azalıyorsa, hem ekonomik hem de siyasal meşruiyet de gittikçe artan şekilde sorgulanır, toplumlar da buldukları her fırsatta tepkilerini bir şekilde dile getirirler…
Düşünün ki! 
Sistemin sahiplerinin sözcüsü böyle konuşuyorsa önemli günlerdeyiz demektir; çünkü ekonomik egemenliği ellerinde tutanların siyasetten muhalif görünmeleri adetten değildir.
TÜSİAD Başkanı, sömürülen yığınların uğradıkları adaletsizlikler, dışlanmışlıkları ve umutsuzluklarından çok, benzer olumsuzlukların kendilerini hedefe koyulmasından dolayı konuşuyor. Yoksa zaten onlar da emeğin ürünlerine el elde tutarak gelmişler, adaletsizlik, dışlanma ve umutsuzluk üretimde başkalarından asla geri kalmamışlardır. 
Ama şimdi iş başa düşmüş görünmektedir.
Başta dev ihaleler, bütün devlet olanakları Anadolu Kaplanlarından olma yeni yetme burjuvalara gitmekte, hatta bazı eskiler vergi cezalarına bile çarptırılmaktadır. Üstelik aralarında koca koca holdinglerin de olduğu şirketlerin mülkiyetine  FETÖ gerekçesiyle el konmaktadır, umutsuzluk nedeni olarak yarın kimin kapısının çalınacağı meçhuldür. Yine  küçük Amerika olma hayali ve Amerikancılıkla ardından Avrupa’ya açılan yelkenlerin rüzgârı dolmaz olmuş, üstüne üslük doların dayanılmaz yükselişiyle büyüme dâhil tüm ekonomik göstergelerdeki bozulma göstermektedir. Gidişatı normal bulmayan Cansen Başaran Symes normalleşme için güvenin yeniden acilen kurulması gerekiyor deyip devam ediyor: Bu  zor değişim dönemlerinden geçerken en çok dikkat etmemiz gereken, ekonomik kurumlar, demokratik hak ve özgürlükler, rekabet gücümüz, uluslararası zemindeki yerimiz, işbirliklerimiz gibi alanlardaki kazanımlarımızı kaybetmemek.
Kuşkusuz tümünü tekeller için talep ediyor. Şirketler ve hakları... En önemlisi, uluslararası zemindeki yerimiz le tanımlanan ABD ve Batı yanlılığıyla AB kısacası  işbirliklerimize kastedilen Batı mali sermayesiyle doğumdan başlayarak kurulmuş karmaşık mali, sınai, ticari buna benzer ortaklıklar ya da açık deyişiyle işbirliği ilişkileri.
Uluslararası zemindeki yer ile işbirlikleri önemli. Çünkü Cumhurbaşkanı önce şaka yaparak gibi, sonra giderek ciddileşerek Şanghay Beşlisi'ni adres olarak gösteriyor. Olur, olmaz, ayrı konu ama özellikle Suriye ve Irak’ta neredeyse karşı karşıya gelinen Amerikalıların 15 Temmuz’un asli faili olduğu inancı sarsılmaz ve Avrupalılarla polemikler ve sertlikleri artarken, hamleler ciddileşmektedir. Sıkışılmıştır,' denize düşülmüş, yılana sarılma noktasına gelinmektedir. Hem içeride, hem dışarıda.
20 Kasım tarihli gazeteler Şanghay Beşlisi’ne aşk ilanı vesikası gibidir. Sanki Enver Paşanın’ dümeni Alman yandaşlığına kırdığı günleri andırmaktadır. Ama tabii ki kolay değildir. Alın Şanghay Neden Olmasın' manşeti atan Star’ın aynı birinci sayfasını, Rusya ve Esad rejimi Halep’teki saldırılarda dün kentin tek çocuk hastanesini hedef aldı, yazmaktadır. Şanghay Beşlisi'nin patronu Rusya’nın teşhiri yani! Rusya ile Parlamentolar Arası Dostluk Grubu' için düğmeye basılmıştır, ama Milliyet’in bir haberinde Savunma Bakanı Işık, bir haftadır uçak uçurulamayan, El Bab konusunda sadece Türkiye’nin değil, Amerika ve Rusya’nın da bazı düşünceleri var. Konuyu masada ve iletişim yoluyla götürmenin gayreti içindeyiz' demektedir. Yani Rusya’yla problem yok değildir.
Bir de Rus Elçisi var, maşallah tam bir Türk… Türkiye’nin menfaatlerinin derdinde: Türk Akımı’nı yaptırım tehditlerine karşı Ankara’nın AB’ye verdiği yanıt olarak algılıyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’a dış politika hamlelerini yaparken her şeyden evvel ülke menfaatlerini düşündüğünü düşünmek istiyoruz. 
Temennimiz budur...
Gönülden!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.