Muhteşem ülkenin muhteşem milli takımı, en muhteşem hoca Fatih Terim’in yönetiminde Finlandiya maçına çıkıyor bu akşam. Altı milyon nüfusu olmayan Finlandiya’nın son resmi maçındaki 11’ini satsan 32 yaşındaki Selçuk İnan’ı ancak alabiliyorsun. Bir puanı var adamların grupta. Bizim onların tam beş katı puanımız var! 7-0 falan alırız bugün…

***

“Böyle alaya alıyon amma; duyguların takımı “Türküye”(!) maçı 5-1 alırsa mort olmıcan mı?” diye düşünen olduysa… Uzun vadede ahvalimiz nedir? Alt ligler organizasyonundan en tepeye kadar her yerimiz sapır sapır dökülmüyor mu? Her yer sistemsizlik her yer keyfilik her yer ego değil mi “Türküye”de?!

Ülkenin hoca rotasyonuna bir bakınız… Osmanlıspor Mustafa Reşit Akçay’ı yolluyor, Bursaspor’da sıvamış Hamza Hamzaoğlu’nu getiriyor. Alt ligde Göztepe’de sıvamış Okan Buruk, Akhisar’da hoca adayı olarak konuşulabiliyor. Ki Akhisar’ın yolladığı hoca da başka bir ilk yarı sıfırcı Tolunay idi…

Yeni ve lümpenleşen “Türküye”nin futbol dizilimi 4-2-3-1. En iyisi bildiğiniz Şenol Hoca’nın dahi dizilimi bu. Dikkat lütfedin, taktik demiyorum. Oyun içinde oyunlardan söz etmiyorum. Daha dizilimdeyiz biz. İşbu 4-2-3-1 dizilimde önliberoyu hiç çaktırmadan üçleyen hocalar var, ikide tutan var; o kadar alayının çapı…

Beşiktaş’ı başarılı sayıyorsanız; olay, futbolcu kalitesidir. Atiba, Marcelo, Fabri’den söz ediyorum; Babel’den ya da her yanı dövmeli çalımbazdan değil… Harcadığınız para ile aldığınız sonuç arasında uçurum var. UEFA kupasını almış takımların milyon euro’sal değerleri ile büyük bildiğimiz yerli kulüplerin kadro değerlerini karşılaştırırsak, yönetim ve hoca kalitemizin ne olduğu ortaya çıkar.

Ne kadar konuşursak konuşalım; yeni “Türküye”, arada bir aldığı skorların gölgesinde ego beslemeye, kul olmaya devam edecek. Kimine imparator kimine dik adam kimine yatay adam demeye devam edecek. Ataerkil zihniyet sürdükçe kimse eğitimin, donanımın yanında olmayacak. Her alanda böyle. Kimse sorgulamıyor kimse soru soramıyor kimse eleştiremiyor; herkes yancılık peşinde… Testesteron seviyesine göre hiyerarşik düzen oluşuyor.

***

İşbu düzene bakıp, çapsızlar arasında potansiyel tespiti de çok kolay. Sezon başı Fener altıncı demişim, Akhisar Tolunay’la küme düşmemeye oynar demişim, işbu yanlışlıklar ortamında Beşiktaş yine şampiyon demişim; hepsi doğrulanmak üzere… Gerçi hakemler sahaya tertemiz vicdanla çıksa şu an açık ara lider Başakşehir idi, orası da ayrı hikâye… (Yalnızca Adanaspor deplasmanı, son maçta 87’de verilmeyen penaltı ile 4 puan; Atiba ve Quaresma’nın bir türlü atılamamalarını filan katmıyorum)

Son kertede dilinden organizasyon lafını düşürmeyen Abdullah Avcı haklı çıkacak ve şampiyon olacaktı ama dediğim gibi ataerkil düzenin uzandığı düzlem cahilliktir. Bu düzlemde yancılık, torpil ve kollama olguları beslenir, büyür. Daha da açık konuşamam…

NOT: “Antalyaspor – BJK maçında Mete Kalkavan Beşiktaş’ı on kişi bıraktı, bu nasıl Beşiktaşlılık?” diyen olduysa… Dilerim 30 Nisan’daki Başakşehir – Beşiktaş maçına Mete atanmaz…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.