Yılsonu geldiğinde birçok köşe yazarı, editör, televizyoncu mecburmuş gibi “acısıyla, tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık” derler. Yılın olayları hakkında bir özet sunarlar. Ben kendimi bildim bileli sunulan özetlerde anlatılan olayların yüzde doksanı acıdır. Kalan yüzde on içinde de pek fazla tatlı olay yoktur. İnsan ister istemez merak ediyor. Yıl boyu çok tatlı olaylar oldu da benim niye haberim olmadı?

Sadece AKP yıllarından bahsetmiyorum. 70’ler, 80’ler, 90’larda da böyleydi. Ne var ki 21. yüzyılda sosyal medya çıktı çıkalı her yılı bir öncekinden daha kötü, daha korkunç sanma eğilimi de başladı. Şimdi özellikle iktidar muhalifleri arasında 2015’in gelmiş geçmiş en korkunç yıl olduğunu düşünenler eminim bir hayli fazladır. Haksız da sayılmazlar elbette. 21. yüzyıla gelmişiz. Holivud bizleri uçan kaykaylar ile büyülemiş. Gelin görün ki hem dünyada hem Türkiye’de yüzlerce insanı katleden, kafa kesen, bomba olup patlayan siyasal İslam terörizmi 2015’in en çok konuşulan unsurlarından biri olmuş. Fakat her şeye rağmen geleceğe de geçmişe de pozitif bakmak zorundayız dostlar. Derin nefes alın önce.

Misal, bu yıl 330’dan fazla kadın, neredeyse her gün bir kadın erkekler tarafından öldürüldü. Ama AKP’li bir kadın illetvekilinin dediği gibi bu talihsiz istatistiği hemen “Türkiye’de kadına şiddet uygulanıyor” noktasına taşımak ülkemize haksızlık olur. Unutulmamalıdır ki bu topraklarda yaklaşık 35 milyon kadın yaşamaktadır. 35 milyonun yanında yılda 330 kadının ölmesini bu kadar abartmamak gerekir. Üstelik yıl boyu bir buçuk milyon bebek dünyaya geldi ki bunun yüzde 49’u kız çocuğuydu. 750 bin civarında kız çocuğu doğan bir ülkede senede 330 kadının öldürülmesinin bu kadar büyütülmesinin ardında cidden paralel bir yapı olduğu kanaatindeyim ben.

Üstelik yıl boyu kaç erkek öldürülmüş bundan hiç bahseden yok. Elbette hiç kimse “iyi ki bu kadar kadın öldürülmüş” demiyor. Keşke hiç kadın öldürülmese bu ülkede. Keşke bütün kadınlara her gün çiçek verilse. Ne yazık ki erkek olmanın fıtratında var bu.  Madencilik gibi bir şey bu. Demem o ki 330 kadının öldürülmesini yılın olayı olarak ele alırsak tabi ki yılsonunda acı olaylardan bir demet buluruz karşımızda. Ama hiç kimse 750 bin tane yeni doğan kız çocuğundan bahsetmiyor.  Elbette bazı babalar “erkek değil de kız çocuğu doğdu” diye üzülmüş olabilirler ama annelerin yaşadığı sevinci bütün medyamız atlıyor maalesef. Üstelik 2014’de bu sayı 650 bin kız çocuğu idi. “üç beş çocuk” kampanyası sonucunda bir yılda 100 bin civarında artış olmuş, hala bir kısım medya ölenlerle bizi üzmeye devam ediyor. Vade geldiyse yapacak bir şey yok. 2015’de bir buçuk milyon kadın anne sevinmiş bu ülkede, 330 talihsiz kadın için kara propaganda yapılıyor.

Şimdi bugünlerde yine yaşadığımız acı olaylar hatırlatılacak bizlere. İstikrara karşı çıkanların neden olduğu sayısız katliamlar yaşandı ülkemizde maalesef. Sivil, üniformalı çok sayıda canlar, nice güzel insanlar kaybedildi ne yazık ki. Keşke olmasaydı. Ancak Türkiye’de siyasetin fıtratında olan hadiselerdi bunlar. Bu ülkede 70,80 ve 90’larda Kemal Türkler, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, bu köşeye hatta bu gazete sayfasına sığmayacak kadar çok değerli insan kanserden mi öldüler? Son olarak maalesef 2015’de Tahir Elçi ve üç aylık Cizreli bir bebek siyasi çatışmaların arasında kaldı maalesef. Maganda kurşunuyla ölen bebekler bile oldu bu ülkede. Onları da mı derin devletler öldürdü? Her şeyi devletten beklememek gerek.

Hiç kimse 2015’de büyük ve yıkıcı bir deprem olmadığından bahsetmiyor. Maazallah olsaydı onu da konuşuyor olacaktık bugünlerde. Ama olmadı çok şükür. O kadar yaygarası edilen büyük İstanbul depremi de olmadı bu sene. Bence yılın en tatlı olaylarından biriydi bu. Umarım kalan son 3 günde de olmaz ve 2015’i bir felaket olmadan atlatmış oluruz. Aslında 2011’den beri büyük kayıplı deprem olmuyor kimsenin haberi yok. Kimse de merak etmiyor. Acaba neden olmuyor? 2023’e kadar olmayacak belki.

Pozitif bakmasını bilene her yıl güzel geçmiş olabilir. Yeter ki o bakışa ulaşacak seviyeye ulaşalım. Misal, 2015’de Soma faciası oldu mu? Olmadı. Ermenek faciası oldu mu? O da olmadı. Onlar 2014’de olmuştu. Demek ki madenciliğimiz de ilerledi bu yıl. Elbette işçiler her gün orda burada teker teker ölmeye devam ettiler ama işçiliğin fıtratında var bu. Üstelik CEO’lar da ölebiliyor. 2015’de kaç tane büyük şirket CEO’sunun öldüğünden haberiniz var mı? Özel jetiyle havada giderken, viskisini içerken yere çakılan bile oldu. Son model Mersedesiyle kırmızı ışıkta kurşunlanan bile oldu. Ama bunlar medya tarafından hep atlanıyor.  İşçi sayısı ile CEO sayısını kıyasladığımızda muhtemelen CEO’ların iş kazalarında ölme oranı işçilerin ölme oranlarından daha yüksektir.

2015 yılında 1300 kişiye Cumhurbaşkanına hakaret soruşturması açıldı. 900 küsur kişi hakkında dava açıldı. Ama 20 kişi hakkında da takipsizlik kararı verildi. GHK dostunuz da bu köşede yazdığı bir yazıdan dolayı soruşturma geçirdi. Ama o 20 kişiden biri olmayı başardı. Her şeye rağmen çok tatlı yanları da vardı 2015’in. Bardağın dolu tarafını görmek lazım. Bu yıl bir başlangıç yılıydı hem.

Tüm dostlara acısı pek az, tatlısı pek çok olacak bir 2016 dilerim. 2017’nin komşusudur gelecek yıl. Umutsuzluğa yer yok.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.