banner87

“MÜHÜRSÜZ seçim”le Türkiye’ye dayatılan Anayasa değişikliklerine yönelik itirazların haklılığı her gün yeni olaylar ve kararnamelerle bir kez daha bir kez daha doğrulanıyor.
Pazar günü yayınlanan 137 maddeli 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname de Türkiye’de demokrasi, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin yerle bir edildiğine, tek adam düzeninin pervasızlığına ilişkin somut bir göstergedir.
Bu tabloda Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’nın 121’inci maddesindeki “Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir” hükmünü yok sayması da büyük ektendir. Anayasa Mahkemesi tek adam düzenine geniş bir alan açtı.
AKP Genel Başkanı Erdoğan da bu geniş alanın verdiği rahatlığı sonuna kadar kullanıyor.
Bu arada yüksek mahkemeleri de unutmuyor…
Hukukun sıfırlandığı KHK ile Danıştay ve Yargıtay’ın yapısı yeniden düzenlendi, yüksek mahkeme üyelerine yüksek sağlık ayrıcalığı sağlandı!
Şaşırdık mı?
Hayır…
Kuvvetler ayrılığı ilkesi yerine neden “kuvvetler uyumu”nun istendiğini çok iyi anlatan bir fotoğraf çıkmıyor mu ortaya?
37 maddelik torba OHAL KHK’sinde neler yok ki?
Vakıfbank’ın Hazine’ye aktarılması, Varlık Fonu’na dış borçlanma yetkisi, taşerona kadro ve en tehlikelisi, sivillere “terörle mücadelede (!)dokunulmazlık” verilmesi…
AKP sözcüleri arasındaki çelişkiler bir yana, bunun sadece “15 Temmuz 2016 tarihindeki kalkışma” ile ilgili olduğuna ilişkin düzeltme çabaları da işin vehametini gidermemektedir.
Aklı başında hiç kimsenin “evet” demesi mümkün olmayan, sokaklarda çeteleşmeye, milleti birbirine kırdırmaya yol açabilecek bir düzenlemenin, hukuk devletinde kabul görmesi asla düşünülemez.
Herkesin can ve mal güvenliğini yakından ilgilendiren böylesi bir düzenlemenin, hiçbir tereddüde yer vermeyecek açıklıkta olması gerekmez mi?
Bir devlet aklı düşünün ki, bu kadar beceriksiz olabilsin!
Bunu basit bir beceriksizlik olarak görmek, kabullenmek mümkün değildir…
OHAL düzenini sürdürme inadı, KHK’lerdeki anlayış ve yaşanan süreç tümüyle değerlendirildiğinde, dile getirilen endişeler kesinlikle haklıdır.
Hukuk devletinin sonuna gelinmiştir.
***
Ve bir rakam; kadroya geçirilebilecek taşeron işçi sayısı 450 bin.
CHP’nin gündeme taşıdığı ve ısrarla takip ettiği taşerona kadro konusunun neden TBMM’den kaçırıldığı da anlaşılmış oldu.
Çünkü AKP Hükümetin derdi eşitlik, adalet değil, günü kurtarmak...
Neden tüm işçiler hakkı olan kadrolara alınmıyor?

Yıllardır işini yapan insanlara, neyin sınavı yapılacak?
Tek adam düzeni tam da budur.
Ağzından çıkan kural...
Ne isterse, ne kadar isterse, o kadar...
Bu düzen böyle gitmez, gitmeyecek.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
texas 2017-12-28 18:08:23

sanki tayyip den once turkiyede cok hukuk isliyorduda simdi hukuk yokmus turkiyede hic bir zaman ne hukuk nede adalet vardi

Avatar
Osman 2017-12-27 03:43:20

taseron isci dunyanin heryerinde vardir,,,,bu isciler isverenin imkanlari dogrultusunda bir muddet ucuza calistirilip sonrada isleri bittiginde yAllah kapi disari,,,aslinda bu taseron isciler isveren daha cok pahaliya maal oluyor asil parayi bu taseron firmalar kazaniyor almanyaya gelin bakin her firmada taseron isci calisir bu adamlarin maasi cok azdir kira yardimlarini Devlet karsilar,,,taseronluk bir nevi sezonluk isciligidir,,,,Devlet bu konuda sanirim pek birsey yapamaz