banner87
Geçen yıl 16 Ekim’de bu köşede Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim ve Euro 2016 ile ilgili “Milli Gurur ve Milli Duruş” başlığıyla kaleme aldığım yazıda demişim ki;
“Türkiye çok kötü bir başlangıç yaptığı Avrupa Şampiyonası EURO 2016 elemelerindeki son maçında inanılmaz bir başarıya imza attı ve en iyi üçüncü olarak finallere doğrudan katılma hakkını elde etti. Sadece bizim galip gelmemiz yetmiyordu bu başarı için. Bizim dışımızda altı maçın galibiyetle, bir maçın da berabere bitmesi gerekiyordu. Buna göre de en iyi üçüncü olabilmemiz için bazı ülkelerin 3 puan alması, bazılarının yenilmesi, iki ülkenin ise birer puan alması gerekiyordu. 7 denklemli bu mucize gerçekleşti ve Türkiye ilk kez 24 takımla düzenlenecek Avrupa Futbol Şampiyonası 2016'ya İzlanda karşısındaki 90. dakika golüyle “en iyi üçüncü” olarak gitti…”
Aradan geçen tam 8 aylık zaman zarfında, ne yazık ki ülke ve futbol olarak yine aynı noktadayız.
Mucize eseri gittiğimiz Euro 2016’da, yenilgiyle sonuçlanan Hırvatistan ve İspanya maçlarının ardından gelen Çek Cumhuriyeti galibiyeti sonrasında, yola devam edip etmeyeceğimiz yine bizim dışımızda farklı gruplarda oynanacak diğer maçların sonucuna yani mucizelere kaldı
Ama bu kez mucize gerçekleşmedi!
Çünkü futbol “ayakları yere basan” bir spor dalıdır.
Öyle mucizeyle falan olmuyor işte!
Her şeyden önce mangal gibi yürek istiyor…
İçine sığmanın zor olduğu A Milli Takım formasını, bedenen değil, ruhen dolduracak yürek!
Cebine dolar-euro üzerinden primleri doldurunca koşan bedenler değil.
Ancak üçüncü maçın sonunda “takım olduk” diyebilen ve sahada herhangi bir taktik uygulatamayan hamaset ustası teknik direktörle de olmuyor.
Evet, futbolda şansa ve mucizelere yer vardır ama futbol bunlardan önce sahada kora kor, dişe diş mücadele etmektir. Rakibe karşı var gücüyle mücadele edip alın terinin karşılığını alabilmektir.
Şans ve mucize tamamlayıcı unsur gibi beklenmedik zamanda ortaya çıkar.
Bu öyle her zaman da olmaz.
Yani “Papaz her zaman pilav yemez…”
Sade suya tirit ettirirler…
Gevrek gevrek gülerek “Biz bitti demeden bitmez” derken
Un çorbasını adımın başından aşağı boca ediverirler…
Ama biz daha bitti dememiştik..!
İrlandalılar bitiriverdi işte.
İçimizdeki İrlandalılar da buna çanak tuttu.
3-0 yenildiğimiz İspanya'ya maçı sonrası…
"Oyunculuk ve teknik adamlık kariyerimde ve özel hayatımda bırakmayı ve vazgeçmeyi hiç kabul etmedim. Bırakanla ve vazgeçenle hiç uzlaşamadım. Bugünkü sonuç, bırakan, vazgeçen ve başlamadan bitiren bir milli takım performansıydı. Gereği neyse yapacağımdan kimsenin şüphesi olmasın...”
Sonucu belli olmayan Çek Cumhuriyeti maçı öncesi…
"Utanması gereken birileri varsa o ben değilim. Utanması gerekenler, bu takımın, bu kafilenin bu hale gelmesini sağlayanlar olmalıdır…"
2-0 yendiğimiz Çek Cumhuriyeti maçı sonrası…
“'Şimdi takım olduk...”
Takım olmayı daha yeni mi başardık? Peki, bu güne kadar niye olamadık?
Takım olmadan, takım ruhunu nasıl sağlayacağız peki?
Mucizelerle mi?
Futbol bu yenilirsin de…
Ama terinin son damlasına kadar oynarsın!
İzlandalıların, İrlandalıların oynadığı gibi…
Birbirinden cafcaflı trilyonluk lüks otomobilleri, markalı giysileri ve ceplerini dolduran reklam filmleri ile hafızalarımızda yer eden futbolcularımız ile futboldan çok hamaset ve siyaset ustası anlı şanlı Teknik Direktörümüz, temelinde eğlenme ve keyif alma olan bu turnuvanın tadını çıkarmamıza, şampiyonanın keyfini sürmemize izin vermedi.
Futbol sadece onlar para kazansın diye yok ki?
Bu Milli Takım onlar egolarının şişirsin diye yok ki?
Bu millet, Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası maçlarında Fatih Terim ıstırabı çekmek için yok ki?
Teknik direktörlük yerine hamaset yapan Fatih Terim İspanya maçı sonrasında "Gereğini yapacağımdan kimsenin şüphesi olmasın” demişti.
Hadi bakalım; gereğini yap Bay Terim!
İstifa et!


 


Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.