Dışişleri Eski Bakanı ve Başbakan Eski Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel, geçtiğimiz haftasonu Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile baş başa özel bir görüşme yaptı.
  Şükrü Hocam, bu görüşmenin yanı sıra Şam ve Beyrut gezisiyle ilgili değerlendirme ve mesajları ricamızı kırmayarak YURT Gazetesi için kaleme alma nezaketini gösterdi. Hocamıza Şam-Beyrut seyahatinde gazetemizin yazarı Süleyman Kılıç da eşlik etti.
  Dün ve bugün gazetemizin sürmanşetinde yer verdiğimiz devamda da iki gün boyunca tam sayfa olarak yayınladığımız bu analiz röportaj çok önemli.
  Hem gazetecilik açısından hem de dış siyaset noktasında her iki ülke adına da 'yeni dönemin habercisi' olması açısından çok ama çok önemli.
  Özellikle de Türkiye-Suriye-İran üçgeninde tıkanan diplomatik istişare yollarının yeniden açılabileceğini göstermesi açısından…
  Yurt’ta iki gündür hakkını vererek yayınladığımız bu analiz röportajın her satırının altının kalınca çizilerek ve dikkatle tekrar tekrar okunması gerek.
  İktidar ve diğer siyasi partiler tarafından olduğu kadar, asker, MİT, stratejistler, akademisyenler, medya ve de tabi ki kamuoyu tarafından…
  Bu analiz röportaja, ister yandaş, candaş, havuz olsun ister ortada ya da muhalefette olsun tüm Türk medyasının da bakması lazım. Baktıklarını da biliyorum.
  Kimilerinin mesleki kıskançlık, kimilerinin ideolojik gerekçe (daha doğrusu korkudan) görmezden geldiği YURT’un bu haberine, hiç yüksünmeden “değerli ve önemli bir haber” olgusuyla yaklaşanlar da oldu elbet…
   Yiğidin hakkını teslim edenlere selam olsun.
   Bakar kör olanlara ise diyecek sözümüz yok…
   Bize bu gazetecilik zevkini ve gururunu yaşatan Şükrü Sina Hocama bir kez daha eline, yüreğine ve kalemine sağlık diyorum.
   Esad’ın Yurt Gazetesi üzerinden dünyaya, Türkiye’ye, Türk siyasetçilere ve Türkiye halkına verdiği kısa ama net mesajı iyi okumak lazım.
   Bu mesaj Ortadoğu’daki barışın da formülüdür aynı zamanda…
   Şükrü Hocamın, bir siyasi gerilim romanı lezzeti taşıyan anlatımıyla Esad ile konuşmanın en can alıcı noktası şuydu:
   “…Cumhurbaşkanı Esad’a sordum: Türkiye’ye yollamak istediğiniz bir mesaj var mı?
   Bana doğru iki adım attı elini uzattı ve dedi ki, öncellikle bunu iletin:
   Kardeş olmaya mecburuz...
   İkiz yetmez, üçüz kardeş olmalıyız…
   Türkiye-İran ve Suriye…”
   Kesinlikle göz ardı edilmemesi, alt satırlarının iyi okunması, analiz edilmesi gereken bir mesaj…
   Suriye’de herkes Esad’a “Reis” diye hitap ediyormuş…
   Tıpkı Türkiye’de yakın çevresinin Erdoğan’a “Reis” dediği gibi…
   “Suriye’nin Reisi" dayanışma mecburiyetini açıkça kabul ediyor.
    Şimdi sıra “Türkiye’nin Reisi"nin de…
    Çünkü;
    Türkiye’nin artık normalleşmesi gerekiyor…
    Türkiye’nin kurucu fabrika ayarlarına dönmesi gerekiyor…
    Türkiye’nin Cumhuriyetin geleneksel bölgesel politikasına dönerek “normalleşmesi” gerekiyor.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.