Yüzde 99'unun Müslüman olduğu iddia edilen memleketimizde, halkımıza bir anket uygulansa ve kutsal kitabımız Kur'an'ın ilk inen ayetinin hangi sözcükle başladığı sorulsa, buna doğru cevap vereceklerin oranının yüzde 10'un üzerinde olacağını hiç sanmıyorum.

O sözcük başlıktaki sözcüktür ve anlamı ''oku'' dur. Bu bir emirdir. Allah'ın Müslümanlara ilk emridir. Ben ilkokula okuma-yazmayı bilerek gitmiştim. Benden beş yaş büyük ağabeyimin alıştırmaları ile uğraşırken kendi kendime okumayazmayı becermiştim. Sonraki yıllarda okumam oldukça düzeldi ama yazım hep öyle ilk öğrendiğim gibi eciş-bücüş kaldı. El yazımı görenler, bunun ''doktor yazısı'' olduğu için öyle ''okunamaz'' olduğunu söylerler ama bu doğru değildir. Ben doktor olmadan da yazım hep kötüydü.

Hatta fakültede tuttuğum notları bile-bazen- kendim okuyamazdım. Geçen gün adli yılın açılışı nedeniyle bir konuşma yapan Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit Bey'in, konuşmasını irticalen de- ğil, daha önce hazırlanmış bir yazılı metni okuyarak yaptığını görünce, kendi okumayazma geçmişim aklıma geldi de, yukardaki girişi onun için yaptım.

Bu arada Allah'ın Müslümanlara-aslında bütün insanlara- ilk emrinin de ''oku!'' oldu- ğunu hatırladım ve okumanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha düşündüm. Yüksek Yargının başı İsmail Bey'in, hazırladığı konuşma metninde yer alan ,''hukuk devleti'', ''yönetimde kuvvetler ayrılığı'' ve yargının ''hükümetten ayrı ve bağımsız'' olması ilkelerini içeren üç bölümü konuşması sırasında okumadığını, TV'lerde izledim, yazılı basında okudum.

Ben İsmail Bey'in, bir adli yılın açılışında yapılacak konuşmada, ''adaletin'' ve ''adil bir devletin'' olmazsa olmaz bu üç asli unsurunu ''okumadığını'' düşünemem. Bu nedenle O'nun bu bölümleri ''okuyamadığına'' inanıyorum. Bu benim okulda tuttuğum notları okuyamamam gibi bir şey. Ama nedeni biraz farklı! Ben, kelimelerim, harflerim iç-içe geçmiş olduğu ve bir bölümü daha önce hiç görmediğim Latince kelimelerden oluştuğu için notlarımı okuyamıyordum.

İsmail Bey ise ''korku dağları beklediği için'' okuyamadı. Bu günün Türkiye'sinde en önde her şeye muktedir zevat otururken, onların tüylerini diken diken edecek ''hukuk devleti'', ''kuvvetler ayrılığı'', ''yargının bağımsızlığı'' gibi kavramlardan söz etmek ne kadar yürek ister anlayınız artık. Zaten ''viran olası hanede de evlad-ı âyâl'' var. İsmail Bey'i kınamıyorum.

O'nun bu ''okuyamayışı'' bana bir fıkra hatırlattı:

Adamın biri bir iş yerine iş için başvurmuş. ''Okuman-yazman var mı?'' diye sormuşlar. Adam, ''yazmam var da okumam yok'' demiş. Önüne bir kâğıt kalem koymuş- lar. ''Bir şeyler yaz bakalım'' demişler.

Adam kaleme davranıp kâğıda kargacıkburgacık bir şeyler karalamış. Sınavı yapanlar, ''ne yazdın oku bakalım'' demişler. Adam boynunu bükmüş ''okumam olmadığını söylemiştim'' demiş.

İsmail Bey de yazmış ama okuyamamış. Bağışlayın.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.