“İktidarlar muhalefetin izinden yürür” İsmet İnönü

İKTİDARLAR ve muhalefetler…
Dünyanın her yerinde olmazsa olmaz ikilidir.
Akıllı iktidar karşısında güçlü muhalefet ister.
Onun iktidar hedefiyle yapmak istediği projelerle yol alır.
Kendini gözden geçirir, günceller, yol haritasını belirler.
İktidar yaşamın her alanındaki karşıt seslere kulak verir.
Medyada yandaş değil farklı seslerle çoğalır.
Sanat zaten yapısı gereği muhaliftir; onun önündeki barikatları kaldırır.
Yaşamın her alanına özgü çıkışları, eleş- tirileri özenle izler.
İktidar olarak yönetirken; dünya görüşünü yaşama dönüştürürken; muhalefetin tepkilerine kulak kabartır, katkılarından yararlanır.
Oysa bizim iktidar yıllardır muhalefete kırmızı ışık yakıyor.
Her aykırı sesi nasıl sustururum?
Nasıl dışlarım, ötekileştiririm, görmezden gelirim?
Çağdaş demokrasilerde muhalefet özgürce tepkilerini dile getirir.
Kamuoyu oluşturur, iktidarı yanlış uygulamalarından vazgeçirir.
Bizde ise iktidar muhalefeti adeta boğuyor.
Nefes borularını kesiyor.
Dışlıyor.
Susturamazsa ya sürüyor ya da tutukluyor.
Buna en güzel örnek yüzbinlerin okuduğu Sözcü Gazetesine uyguladığı baskıcı tutum, yasakçı anlayıştır.
11 yıl Sözcü Gazetesi’nin genel yayın yönetmenini, yazarlarını hiçbir toplantıya çağırmıyor.
Afrin harekâtı toplantısına Sözcü Gazetesi genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, 11 yıl sonra Başbakan Binali Yıldırım’ın çağrısı ile toplantıya katılıyor.

Tüm dünyada büyük güç olan hatta bizde 4. Kuvvet diye algılanan medyaya bunu yapan diğer muhaliflere neler yapmaz ki?
İktidarın yüzbinlerin okuduğu Sözcü’ye baskıcı tutumunu bundan daha güzel ne anlatabilir.

Sadece Afrin harekâtı konusunda değil kadına şiddet konusunda, çocuk istismarları, emekçilerin örgütlenmesi, işsizlik, hukuksuzluk tüm konularda muhalif kesimlerle toplanmalı.
Sorunları dinlemeli ve çağdaş bir yönetim fotoğrafı vermeli.

Bizdeki iktidarlar yıllardır kavgayla besleniyor.
Kavgayla mücadeleyi öğrenmek yerine kavgayı sürdürüyor.
Kavgayla besleneneler şunu bilmeli ki kavga ve stres düşünceyi öldürür.
Linç kültürünü yaşam biçimi yaparak iktidar olunmaz.
‘Atarım, keserim, ezerim!’
Cumhuriyet yöneticilerinin dili bu olamaz.
Çünkü Cumhuriyet kimsesizlerin sahibidir!
İktidar Parlamentodan başlayarak tüm muhalif seslere kulak vermeli.
Tartışma kültürünü önemsemeli.
Karşıt düşünlerle konuşmak iktidarın en yaşamsal işlevidir.
Yurttaşlar devletten korkar hale gelmemeli.
Devlet, yurttaşlarını koruyup, kollamalı.
Yüzbinlerin okuduğu tüm gazeteler uçaklara, ortak alanlara alınmalı.
Başbakan’ın, bakanların toplantılarına çağrılmalı.
Darısı; Halk TV, BirGün, Yurt, Evrensel ve tüm muhalif medyaya olsun!
11 yıllık yasağın altındaki kin ve öfkeyi anlamakta zorlanıyorum?
Bir örnekle yazımı sonlandırmak istiyorum.
Tarifeli uçuşlarda artık başbakana, bakanlara rastlamıyoruz?
Oysa Başbakan Bülent Ecevit’le tarifeli uçuşlarla çok yolculuk yaptık.
Yurttaşlarıyla aynı uçakları paylaşmayanlar halkın yöneticisi olabilir mi?
Sözün özü ülkemizde tam demokrasi uygulanırsa; bu çelişkiler yaşanmaz!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.