Akil melekler
Önceki gece Fenerbahçe-Benfica maçıyla birlikte, Habertürk’te Didem Yılmaz’ın sunduğu Türkiye’nin Nabzı programı başlıyor.
Programda 7 bölgeden 8 akil kişi, 3 haftalık gözlemlerini anlatıyor. İlk dikkat çeken yüzlerin güldüğü. Kandil’in çekilme açıklaması akillere moral vermiş.
Maç bittikten sonra bir saat daha devam ediyor program. Son bölümde anlatılanlar özetle şöyle:
Mazlum Der Başkanı Ahmet Faruk Ünsal (Güneydoğu), çocuklarını kaybetmiş annelerin aşırı politikleştiklerine, çok siyasi bir dil kullandıklarına dikkat çekiyor. Bunu ürkütücü bulduğunu söylüyor.
Bölgede önemli bir sorun da korucuların ne olacağı. Korucular da süreci destekliyormuş ve koruculuğun kaldırılmasını istiyormuş. Çevre koruma memuru gibi başka bir görevlendirmeyle, korucuların aldığı maaş onlara ödenmeye devam edilebilir diyor Ünsal.
Güneydoğu’da devletin mücadeleden uzak tutmak için gençleri uyuşturucuya alıştırdığı iddia ediliyormuş.
Bu arada şimdiden bazı gençlerin dağdan inip ailelerinin yanına döndüğü de konuşuluyormuş.
Sürece destek Güneydoğu’da yüzde 100 diyor, Mazlum Der Başkanı.
İzzettin Doğan (Doğu), Türkiye genelinde Alevilerin hiçbir şey çıkmayan Alevi açılımı yüzünden AKP’ye güvenmediğini, sürece bu nedenle mesafeli olduklarını söylüyor.
Yaptıkları temaslarla ilgili olarak, süreçte toplumun konuşmasını, farklı düşüncelerin açıklanmasını önemli bulduğunu belirtiyor.
Doğan, Doğu’da sürece desteğin çok yüksek olduğuna da vurgu yapıyor.
Zaten program boyunca diğer akiller Doğu ve Güneydoğu heyetlerine transfer mümkün mü diyerek birbirlerine espri yapıyorlar.
Milliyet yazarı Fuat Keyman (Ege), bölgesindeki durumu Türk kimliği, üniter devlet ve cumhuriyete ne olacağı endişesi ile Öcalan’ın öne çıkmasına tepki olarak özetliyor.
Sürece şartsız destek verenler olduğu gibi, itiraz edip destek verenler de var diyor.
Milliyet yazarı, vatandaşın akillere bu iş için para alıp almadıklarını sormayı hala sürdürdüğünü de söylüyor.
Taraf yazarı Yıldıray Oğur da (Karadeniz), medyadan şikâyetçi. Gazetelerin küçük bir tepkiyi büyüterek, “akillere Karadeniz’de de soğuk duş” gibi manşetler attığından dert yanıyor.
Kastamonulu şehit ailelerinin avukatı olan ve İmralı yargılaması sırasında Öcalan’ı asın diye bağıran bir kişinin bugün süreci desteklediğini örnek veriyor.
Oğur’un sözleri arasında dikkat çeken şeylerden biri, sürece en çok desteğin işadamları, tüccarlar ve tarikat mensupları tarafından verildiği gözlemi.
Bazı AKP’liler de sırf Başbakan’a güvendikleri için süreci destekliyormuş.
Celalettin Can (İç Anadolu), kendi heyetinin başkanı Ahmet Taşgetiren’in soruna çözüm olarak ifade ettiği dini içerikli açıklamalarla, kendi yaklaşımının başlangıçta çeliştiğini, ancak giderek ortak bir dilde buluşmaya başladıklarını söylüyor. Halk bunlar kendi aralarında anlaşırsa biz de anlaşırız diye şaka yapıyormuş.
Can devrimci olarak amacının halka gerçekleri anlatmak olduğunu söylüyor. Üzerinde önemle durduğu gözlemi şu: Herkes barış istiyor ama bunun için somut adım atılması noktasına gelince, toplantılarda “çıngar çıkıyor.” “Kimse bir şey vermek istemiyor.” “Terör demeyelim denince, Öcalan’a bebek katili diyemeyecek miyiz diye tepki gösteriliyor.”
Can, Bahçeli’nin tavrını değiştirmesini de istiyor.
Hukukçu Mithat Sancar (Marmara), süreçte toplumla buluşmayı, sözün değer kazanmasını önemli bulduğunu söylüyor.
Oğur araya girerek il il dolaşmalarıyla ilgili olarak,”demokratik dervişlere” döndüklerini iddia ediyor.
Sancar, kendilerine fiziki saldırı olmadıkça polislere protestoculara dokunmayın dediklerini anlatıyor.
Wim Wenders’in Berlin Üzerinde Gökyüzü filminde insanları dinleyen 2 meleği hatırlatarak, kendilerini de insanları dinleyen akil meleklere benzetiyor.
Vahap Coşkun da (İç Anadolu Bölgesi) , farklı görüşte insanların süreçte tanışmasını, konuşmasını, yüzleşmesini çok olumlu bulduğunu belirtiyor.
Doğan araya girip, CHP’nin de katılmasıyla sürece desteğin yüzde 90’a çıkacağını, bu noktada davet sorumluluğunun ise iktidara ait olduğunu söylüyor.
Muhsin Kızılkaya (Akdeniz), Kadir İnanır’ın insanlarda biz ondan daha mı iyi bileceğiz düşüncesi yarattığını öne sürüyor. Gezilerinin “lay lay lom” devam ettiğini söylüyor.
***
1-Çekilme açıklamasıyla birlikte daha rahat hareket eder hale geleceklerini düşünen akillerin keyfi yerinde görünüyor. Farklı görüşlerle karşılaşmaktan, bu görüşlerle tartışmaktan memnunlar.
2-Çoğu halka karşı konuşmayı değil onları dinlemeyi tercih ediyor.
3-Sürecin içeriği hakkında kendilerinin de pek bir şey bilmediğini söylüyor.
4-CHP de sürece katılsın istiyorlar.
5-Raporlarını Mayıs sonunda Başbakan’a teslim edecekler.