Avrupa şampiyonasında milli takımımızın umutla, ümitle, heyecanla izlemeye başladığımız maçlarını sıkıntı, keder, üzüntü içerisinde bitirdik.

Oysa ne ümitlerimiz vardı. Futbolu yakından izleyen spor muhabirleri, maç öncesi teknik direktörle, takım kaptanı ile yaptıkları röportajlarla bizleri büyük beklentilere, büyük hayallere taşımışlardı.

İlk maçımızdaki koordinasyonsuzluk, oyun kuramama, kısaca kötü futbolla abandone olmuştuk.

Teknik direktör ve takım kaptanının, bekleyin bu ilk maçtı, esas ikinci maçta gerçek futbolumuzu göreceksiniz açıklamaları. Teknik direktörün helikopterle rakip takımı izleyip kampa gelmesi, takım kaptanının özel uçakla arkadaşlarını Paris’e götürmesi gönüllere bir ışık, bir umut serpiyordu.

Her şey iki gün sonra saha da oynanacak müsabakada belli olacaktı. Maç saati bu heyecan ve umutla yine televizyon başına geçtik, ilk 45 dakika sonrası umutlarımız kırılmıştı.

İkinci yarı şoke olmuş, hüsrana uğramıştık. İçeride kibir, şişinme, yüksek egolu davranışlar, havalı konuşmalar fıs diye sönmüştü.

Takımın dizilişinden, pas yapamamasından, atak yapamamasından, isteksizliğinden bizler televizyon başında yıkılıp kalmıştık.

Ya umutla, ümitle; tribünlerde maçı izlemeye gelen gurbetçilerimiz, Türkiye’den izlemeye gidenler hüsran içerisindeydi.

İkinci yarıda takım kaptanına yönelik olumsuz tezahürat bunun sonucu verilen tepkilerdi. İspanya milli takımının ikinci yarıda maça asılmaması farkın artmasını önleyen faktördü. Ancak şampiyonada ilk kez üç gol yiyen, üç gol farkla mağlup olan ilk takım olmuştuk.

İki maçımız bitti, hiç puan alamadık. Puan alamamış olabiliriz ama oynanan kötü futbolun izahı yok. Şapka çıktı, kel göründü. Öyle birilerinin çıkıp sorumlusu benim deyip, ağzını yüzünü buruşturması yeterli olmaz.
Avrupa şampiyonasında teknik direktörlerin aldığı ücretler belli, mukayese yapınca biz bu kadar hovarda mıyız? Biz bu kadar zengin miyiz? Milli gelirimizin Avrupa ülkelerinden düşük olduğu geçeği ortada iken, Fatih Terim’e en yüksek ücretin ödeniyor olması, ölçüsüzlüğün göstergesi değil de nedir? Futbol Federasyonu bu ücretleri neye göre takdir ediyor?

Mukayese yapmıyorlar mı? Federasyon olarak şampiyonaya yüzlerce konuk götürdükleri doğru mu?

Doğruysa ölçütleri nedir?

Ne deniyor?

”İM-PARA-TOR” .!!!

“İM” kelime anlamı olarak ‘alamet, işaret’ anlamına geliyor.

“PARA”yı bilmeyen yok.

Sonuç: Gerçek ortada, disiplinli, teknik bilgisi olan, adam kayırma ile değil; kapasiteye, yeteneğe, form durumuna göre takım kuran teknik yönetime ihtiyaç var.

Bu ülke için fedakârlık yaptığını söyleyenler, aldıklarını hak edip etmediklerini vicdanen değerlendirsinler, Hak etmediklerine kanaat getiriyorlarsa, fazlasını “şehit ailelerine” versinler. Onların aldıkları bu astronomik ücretlerde hepimizin olduğu gibi onların da payları var. Tribünlerdeki tepkileri düşünerek bu önerimi değerlendirsinler.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.