Dün sabah sonuçları belli olan İngiltere referandumu, herkes için sürpriz oldu. Evet son yıllarda milliyetçilik söyleminin güçlendiğini, taraftar sayısını artırdığını herkes görüyordu ancak demokrasi geleneğiyle tanınan İngiltere’den “Avrupa Birliği’nden ayrılalım” kararını kimse beklemiyordu. Gerçi sonuçlar birbirine çok yakın, hatta “nasıl olsa ayrılmayız” diye düşünüp sandığa gitmeyenlerin olduğu da bilinen bir gerçek... Ancak tüm bu argümanlar sonucu değiştirmiyor...    Referandumda “evet” kararının çıkmasının ardından İngiltere Başbakanı David Cameron istifa kararı almış. Hayırlı olsun... 2008 krizi başladığında ülkenin her yerini “Polonyalı tesisatçı” afişleriyle donatıp “Doğu’dan gelenler işlerimizi elimizden alacak” propagandasını kendileri yapmıştı... Köprünün altından çok su aktı, Muhafazakar Parti iktidarda, Cameron başbakan ama kendi yürüttüğü propagandanın kurbanı oldu.    Herkes şimdi AB ile İngiltere’nin ilişkisinin yanı sıra Avrupa Birliği’nin geleceğini tartışıyor. Nitekim fırsatı kaçırmayan aşırı sağcılar Hollanda ve Fransa’da referandum çağrısı yaptı. Bu dalganın yayılması kimseyi şaşırtmayacaktır.       Tartışmaları ekonomik kriz başlattı Bu ayrışma talebinin ana nedeni, 2008 yılında başlayan ve hala etkileri derinden hissedilen ekonomik kriz elbette... İşini kaybeden, kemer sıkmak zorunda kalan Avrupalılar sağcı siyasetçilerin de körüklemesiyle “ulusal değerlere” olan bağlılık arttı, yabancı düşmanlığı yükseldi. Önceleri AB’ye yeni katılan Doğu Avrupalılar gösterilen “gelmesinler” tepkisi, şimdilerde Suriyelilere gösteriliyor. Türkiye’nin AB’ye girmesi bile yıllar sonra mümkün olabilecekken sağcılar, “Türkler gelirse işlerimizi kaybederiz” kozunu kullanıyor. Bu sorunlar artık sadece AB üyesi ülkelerin değil, dünyanın geri kalanını da ilgilendiriyor.   İngiltere’yi ilgilendiren kısmı çok daha karamsar bir görünüme sahip, etkileri daha keskin olacak. Çünkü Kuzey İrlanda ve İskoçlar AB’de kalma yönünde oy kullandı. Sık sık gündeme gelen İskoçya’nın bağımsızlık talepleri artabilir ve bugüne kadar “hayır” diyen İskoç halkı, İngiltere’den ayrılmak isteyebilir, zira sonuçların açıklanmasının hemen ardından bu sinyallerin de artığını görüyoruz. Vergiler artacak, milyonlarca kişi işini kaybedecek    Gelelim ekonomiye... Elbette ayrılma süreci kısa bir sürede gerçekleşmeyecek, en az iki yıl gibi bir süre söz konusu. Ancak iki yıl ekonomi için uzun bir süre değil. İngiltere’de yaşayan ve çalışan AB vatandaşlarının yanı sıra Kıta Avrupası’nda yaşayan milyonlarca İngilizin geleceğinin ne olacağı belli değil. Bulundukları ülkede yaşamaya devam mı edecekler, çalışma izni mi alacaklar, alabilecekler mi? Tüm taraflar için ciddi bir iş gücü ve para kaybı yaşanabilir!    Önemli olan bir diğer konu da uluslararası şirketlerin tavrı… AB yasalarına tabi olan bu şirketler , vergi ve diğer avantajlara sahipken şimdi İngiltere’de daha yüksek vergi ödemek zorunda kalacaklar. Çalışanlarının önemli bir kısmı farklı ülkelerden olduğu için iş gücü kaybı da yaşayacaklar. İhracatının çoğunu AB ülkelerine yapan İngiliz şirketleri için gümrük vergisi getirilip getirilmeyeceği, İngiltere’nin DTÖ içinde kalıp kalmayacağı da tartışılan konular arasında.    Kısaca “yaşlı İngilizler” dünyanın kucağına ateş topunu bıraktı, uğraşmak da hepimize düşecek... 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.