Evet, insanlık buna mecbur kalacaktır, öncelikle Müslüman kitleler buna mecbur kalacaktır. Batı, laiklik sayesinde dinciliğin ağır yıkımından büyük ölçüde kurtulmuş durumdadır. Ama İslam dünyasının böyle bir şansı yoktur. İslam dünyası dincilik belasının kahrından kurtulmak için mutlaka bir çare arayacaktır. Çünkü İslam coğrafyalarında din adına hayatı cehenneme çeviren dinci tasallut her gün biraz daha güçlenerek kitleleri hegemonyası altına almaktadır. Hem Allah’a imanını korumak hem de dinci zulüm ekiplerinin günlük hayata tasallutundan uzak kalmak isteyenlerin bir sığınağa ihtiyaçları vardır. O sığınak, deizm olacaktır.

Mâûn suresi dinciliğinin lanetli riyakârlığı, hayatı giderek kuşatmakta ve hiçbir şer
ideolojisinin cesaret edemeyeceği bir tasallutla günlük hayatı çekilmez hale getirmektedir. Haçlı emperyalizmin yıllardan beri Müslüman dünyayı, özellikle Türkiye’yi getirmek istediği yer burası olduğu içindir ki, sistemli bir biçimde laiklik ve Atatürk’ün altı oyuldu. Çünkü bugünkü dünyada dinci tasalluta karşı tek sığınak laikliktir.

Laiklik, İslam dünyasında zaten yoktu; Türkiye’de de yok edildi. Şimdi, laiklik öncesi
dönemin ıstıraplı kulvarına yeniden girilecektir. Bu yeni dönemde, Allah’a imanında kararlı olan kitlelerin dincilik belasına karşı donanım ve şuur kazanmalarında deizm tek ve kaçınılmaz yol olarak görünüyor. Bu yol, hiç değilse Allah’a imanınızı korur. Sahte dini yaşamaya kalktığınızda ise ya tahammül edemeyip ateist olursunuz yahut ta tahammül etmek adına akıl ve insanlık değerlerinden koparsınız. İkisi birbirinden kötüdür.

Deizm, böyle bir durumda en ideal kurtuluş yoludur. Gerçek dini yaşama şansı kalmayanlar Kur’an’ın ruhuna ve beklentilerine uygun olan bu deizm yolunu elbette ki devreye sokacaklardır. Kur’an o kapıyı boşuna açık tutmamıştır.

Deizm, dindarlığa karşı geliştirilmedi, dinciliğe karşı geliştirildi. Dinciliğin hayatı bir zulüm, şiddet, riya kasırgası gibi kuşatması karşısında Allah’a iman bir tek şekilde korunabilirdi: Dini temsil ettiğini söyleyen habis ruhlu, şerir ekiplerin tasallutunu hayatın dışına atmak. Bunun tek yolu ise bu adamların temsil ettiği dine hayatın günlük akışı içinde yer vermemekti. İşte deizm de budur. Dini temsil ettiğini söyleyen habis ve şerir ekipleri günlük hayatınızda bir biçimde söz sahibi yaptığınız anda hayatınız cehenneme döner.


EN TEHLİKELİ VE EN ZALİM İDEOLOJİ DİNCİLİKTİR


Hiçbir ideoloji, dinci tasallutun kurduğu hegemonyayı kuramamıştır, kuramaz. İdeolojilerin en kötüsü bile sizi nihayet evinizin kapısına, en kötü ihtimalle yatak odanıza kadar kontrol eder. Rüyalarınızı kontrol edemez. Ama dincilik sizin rüyalarınızı bile kontrol eder. Çünkü dinciliğin melekleri, cinleri, ermişleri, ilhamları, kerametleri, daha bilmem ne melanetleri vardır. Bütün bu unsurları sizin hayatınızı karartmak için kullanır. Daha da kötüsü, siz bu kullanımdan şikâyetçi olamazsınız. Çünkü bu kullanım ‘Allah adına ve Allah rızası’ (!) diye yaftalanmıştır.

Dindarlar ve deistler kadar, insana saygılı ateistler de ortak bela olan dincilik karşısında bu gerçekleri bilerek mücadele edeceklerdir. Yoksa dincilik tümünü yerle bir eder. Dincilik dinsizliği, dini Allah’ın iradesine uygun olarak yaşamak isteyenlere rahat yüzü göstermemekte, onları dindışı ilan ederek kararsızlık ve perişanlığa itmektedir.

Samimi insanlar; dini, dinciliğin istediği gibi yaşasalar akılları, vicdanları isyan ediyor,
gerçeğine uygun yaşasalar dinciliğin ithamlarından kurtulamıyorlar. Böyle zalim bir tezgâhı, hiçbir ateizm veya zulüm ideolojisiyle kıyaslamak mümkün değildir. Bu kahır, Mâûn suresinin tanıttığı dinci dinsizlik tarafından üretilmektedir. Bunun içindir ki, biz, insanlığın inanç tarihiyle meşguliyeti meslek edinmiş insanlar olarak şunu tespit etmiş bulunuyoruz:

İnsanlığın bütün zamanlarında, bugün ve yarın en büyük ıstırap kaynağı dincilik belası
olmuştur, olmaktadır ve olacaktır. Bu belayı ikinci sıraya atacak bir musibete henüz rastlanabilmiş değildir. Sözün özü şudur:

İnsanlık, mutluluk, Cenabı Hakk’ın rızası ve nihayet gerçek din adına verilecek en onurlu ve en önemli mücadele dincilikle mücadeledir. İnsanlık bunu gerçek anlamıyla kavradığı ve gereğini yaptığı gün, ancak o gün, mutlu olacaktır.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
filiz zuleyha 2 yıl önce

deizm, yaradani bilerek yasamaktir,. bir kelebegin kanadinda 40 kimya firmasin heran aktif oldugunu bilmek gibi bir sey..

Misafir Avatar
inanankesim... 2 yıl önce

sadece yaratana inanmak , dinlere inanmamak ve kitaplari inkar etmek bence sadece insanlarin bi bakima dinden bikmasi islamin 5 şartindan kendini men etmesi demek siz inaniyomusunuz ki deizm seçerek bunlardan arindiginizi , kurtuldugunuzu kanıt kur ' andır bunu okumadan seçim yapmak sizin elinizde kolay olan bu nede olsa ;)

Misafir Avatar
azadinsan 2 yıl önce

yoo aynen oyle ercekden de, yani wikipediden ne okuduysanız .deizm din deyil, inanc seklıdır, bir deist olarak dıyorum ben bunu size, bizler dinlere ve kutsal kıtaplara ınanmayız

Misafir Avatar
Adem 2 yıl önce

insan inandığı gibi yaşamassa yaşadığı gibi inanmaya başlarmış.

Misafir Avatar
Selcuk Atmaca 2 yıl önce

allah sasirtmasin
diyecek bi sey yok..
kozmik gücler isiltatmis hocayi
bize kuran yeter , sen deist ol hoca
ben müslümanim elhamdulilah.

Misafir Avatar
recep köybaşı 2 yıl önce

hocam ne olurdu bu yazdıklarınızı daha evvelden görmüş olsaydım, hiç olmazsa doğru yolu bulmak için kafa patlatmazdım...

Misafir Avatar
Osman 3 yıl önce

insan durup duruken deist olmaz. din adına katletme başlayınca gerçek inananlar deizme sarılır. hocanın dediği de bu güzel kardeşim. adam akıl, fikir, bilim ışığında anlatmış. bilmemne hoca efendininfetvası değil bu arkadaşım.

Misafir Avatar
ern 3 yıl önce

deistlik kesin ve kesinlikle yaradani reddetmez.hocam iyi yazmişsiniz.tebrikler..yaradana inanan size inanir..