Kulübe aslında çok şey söyler…
Çok güzel…
Kurumsallaşan Fenerbahçe.
Divan kurulunu canlı canlı izlerken, duyduğum her şey hoşuma gitti. En tepeden yapılan özeleştiri de dâhil. Temcit pilavı gibi şubelere, sportif alana yansımadığı sürece kurumsallaşmanın idari ve finansal boyutta kalmasının bir işe yaramayacağını da gene not edeyim.
Masa başı profesyonelleri voleybol şubeden bir transferi de inceleyip sürecin nasıl geliştiği tespitini yapmışlar. Futbol şubeden bir saha profesyonelininkini yapmalarını tercih ederdim. Bana sorsalar Krasic derdim. Belki de Egemen…
Sistemi değiştirmek değil var olanı şeffaflaştırarak bir düzen içine yerleştirme de olsa yapılan hamleyi olumlu buluyorum. Hantallaşmadan ve karmaşadan kurtulan Fenerbahçe belki böylece öz işine, sahaya bakabilir…
Kısa sürede de bakmasında yarar var…
Ama önce biz dönelim Elazığspor maçına.
Öncelikle çok eksik vardı diyenlerin Trabzonspor karşısındaki Karabük’e bakmasını tavsiye ederim.
Hakem hataları vardı diyenlere, hangi maçta yok ki diye cevap veririm.
Çok gol kaçmış, olmayınca olmuyormuş. Olduracaksın!
Ve sahaya bakarım Fenerbahçe ne yapmış diye...
Karabük maçı öncesiydi. Arkadaş sohbetinde “Bu gün hocanın Volkan’ı kulübeye oturtması lazım” dediğimde karşılaştığım tepki aslında mantalitenin özeti. “Kimse Volkan’ı kulübeye oturtamaz”… Oysa herhangi bir takımda formsuz herhangi bir saha profesyonelinin kulübeye oturması sıradan bir karardır. Bunu sıra dışı yapan nedenler üzerinden düşünmek gerek. Aynı durum Elazığspor maçı öncesi de geçerliydi. Sadece Volkan da değildi konu. Sahada lider olacağı umudunu veren ama yokları oynayan Kuyt da mesela… Kadro ve diziliş de ligin alt sırasındaki rakibin iyi analiz edilmediğini gösteriyordu. Sayılar 4-1-3-2 olsa, Salih bir önceki maçtaki yerinde oynasa, ardı ardına başarısız korner organizasyonlarına ufacık zeka katılsa, biri çıkıp “Neden uzun paslar, daha 20. Dakikada yapılması gereken 'doğru' hamleler yapılsa" dese, olsa ile bulsa bir araya gelse falan, filan…
Bir de Gökhan Gönül kırmızısı var maçtan kalan. Direkt kızarıp çok önemli bir mevkii de takımını 2 maç kendinden yoksun bırakan. Maçın gidişatının getirdiği gerginlik vs. Sebebi ne olursa olsun soğukkanlılığını koruyacaksın. 'profesyonel' olacaksın.
Benim şimdi merak ettiğim düşe kalka bir iyi bir kötü Fenerbahçe’nin mental olarak nasıl toparlanacağı. Artık gazla yürümediği kesin. Mesela saha kenarı profesyonelleri arasında bu işi kim/kimler üstleniyor? Bitmeyen sorularımda baş başayım…
En çok da kendi sahasında eski korkutan Fenerbahçe’nin nereye kaybolduğu sorusuyla...