1 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe girerek iş hukuku uyuşmazlıklarında uygulanmaya başlamış olan zorunlu arabuluculuk iş hukukunda önemli değişikliklere sebep olmuştur. Arabuluculuk; işe iade talepleri, ihbar-kıdem tazminatları, fazla çalışma ve diğer işçilik alacakları gibi uyuşmazlıklarda işçinin mahkemeye gitmeden önce, başvurması gereken bir yol haline getirilmiştir. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklı uyuşmazlıklar ise zorunlu arabuluculuğun kapsamı dışında bırakılmıştır.

1 yıldır uygulanan zorunlu arabuluculuk, işçilerin haklarına kavuşmasında olumlu olduğu kadar olumsuz etkilerde göstermiştir. İş uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurmak zorunlu olsa da, anlaşmak zorunlu değildir. Anlaşma sağlanamaması durumunda İş Mahkemelerinde uyuşmazlık ile ilgili dava açılabilecektir. Arabuluculuk, hukukumuzda bugüne kadar isteğe bağlı olarak başvurulan alternatif bir çözüm yöntemiyken ilk kez iş hukuku uyuşmazlıklarında başvurulması zorunlu bir çözüm yolu haline getirilmiştir. Farklı ülkelere bakıldığında, bazılarında arabuluculuğun zorunlu bazılarında ise isteğe bağlı olduğu görülecektir. Fakat arabuluculuğun özünde, sürece başvurmanın, süreci devam ettirmenin ve süreçten vazgeçmenin tarafların isteğine bağlı olması yer almaktadır. Sürecin başarıya ulaşması için tarafların müzakereye gönüllü olması esastır.

Zorunlu arabuluculuğun öncelikle olumlu yanlarından bahsetmemiz gerekirse, mahkemelerin uzun yargılama süreleri yerine uyuşmazlık, en geç 4 haftada ve makul masraflar ile çözümlenecektir. Mahkeme yolunda iki tarafında tam olarak memnun kalması mümkün değilken, arabuluculukta tarafların belirli ödünler vererek memnun kalmaları amaçlanır. Arabuluculuk, adil ve tarafların eşit hakları gözetilerek yürütülmesi halinde kazananı ve kaybedeni olmayan dostane bir süreçtir.

Fakat bu faydalı gözüken sürecin olumsuz yanlarına ve iş hukukundaki uygulamasına bakacak olursak, arabuluculuk sürecinin başarıya ulaşmasında, ülkenin sosyo-kültürel ve siyasal yapısı önem taşımaktadır. Ülkemizde uzlaşma kültürünün olmadığı ise bilinen bir gerçektir. Bu açıdan zorunlu arabuluculuğun ülkemizde başarılı sonuçlar verebilmesi pek olası gözükmemektedir. Uzlaşmaya inanmayan taraflar için arabuluculuk, sadece uzun yargılama sürelerinin daha da uzamasına sebep olacaktır.

İşçinin alacak hakları açısından ise, arabuluculuğun işçiye ne ölçüde fayda sağladığı, sürecin gizliliği nedeniyle belli değildir. Arabulucular anlaşma belgelerini kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak şartı ile tarafların istedikleri şekilde oluşturabilirler. Anlaşma belgesinde işçinin alacak haklarının, kanunen hak edilen miktarlar üzerinden düzenlenmesi zorunlu değildir. Bu belgelerde yer alan miktarları mahkeme kararları ile karşılaştırma olanağı da sürecin gizliliği nedeniyle olanaklı değildir. Fakat uygulamada, işçinin hakkına erken kavuşma amacıyla, birçok hakkından feragat ettiği ve hakkının çok daha azına razı edildiği bilinmektedir. Bu nedenle işçilik alacakları açısından işçiyi koruyucu yeni düzenlemelerin yapılması ve işçinin arabuluculuk sürecinde ücreti devletçe karşılanan bir avukat ile temsil edilmesinin zorunlu hale getirilmesi sürece katkı sağlayacaktır. İş hukukunda “İşçi lehine yorum” ilkesi geçerlidir, fakat mahkemelerde uygulanan bu ilke arabuluculuk sürecinde uygulanmamaktadır. Arabuluculuk kanununa göre, taraflara eşit haklar verilmiş olması güçsüz konumdaki işçiyi maalesef ki bu süreçte korumaya yeterli olmamaktadır. Neticede, eskiden haklarını almak için mahkeme yoluna giden, uzun sürse bile haklarına kavuşan işçiler bir senedir arabulucuların kapısını çalıyor ve hakkını bu süreçte almaya çalışıyor. Ancak içinde olumlu olduğu kadar olumsuzluklar da barındıran bu sürecin korunması gereken işçiyi, mahkemelerle karşılaştırıldığında ne ölçüde koruduğu belirsizliğini koruyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.