Demirel'e 'Koyun' mu dedi!

 Çocukken çoban olan ve İslamköy’de “Çoban Sülü” lakabıyla anılan kişi Süleyman Demirel’di…

Başbakan da dedi ki:

“Eskiden çoban olanlar, şimdi İşçi Partisi’nin koyunu oldu!”

Yani, Demirel şimdi koyun mu oldu?

Edep ya hu!

İmam Hatip’te; bırak yarım asırlık siyasi geçmişini, kendinden neredeyse yaşça iki misli büyük ve bir ayağı çukurda adama “koyun” demek mi öğretiliyor?

İmam Hatip’te terbiye edilmediğim için ben bilmiyorum!

Ama Başbakanımın dediğinden öyle anladım!  

Yarın çıkıp çark ederek “Ben Demirel’e değil, falan dağdaki çoban için söyledim!” de diyebilir!

Çünkü bizim Başbakanımıza belli olmaz!

Dört ay önce de İmralı’ya sehpa kurmaktan bahsediyordu!

Bugün onu temsil edenler, İmralı’da enseye tokat muhabbetteler!

Hatta Türkiye’nin anayasası ve huzuruna İmralı yön veriyor!

Şimdi gelelim işin öbür tarafına!

Her dediği padişah fermanı niteliğinde olan, yürüyüşünden ettiği tüm laflara kadar her yerinden gurur akan Başbakanım, durduk yerde bir anda İşçi Partisi’ni hedef aldı!

İşçi Partisi, seçimlerde baraja yaklaşamadı bile!

O halde niye son büyük nutkunda İşçi Partisi’ne de saydırdı, hesap nedir?

Yoksa baraj altındaki partilerden de korkup, seçim barajını yüzde 50’ye çıkarmayı falan mı düşünüyor?

Zira muhalefetin oyları giderek artıyor!

BDP ile ittifakları, beraber Anayasa yapacak, ülkeyi referanduma götürecek kadar gelişti!

BDP’yi baraj üstü tutan çok özel bir kanun yaparak, barajı da yüzde 50’ye çıkartsınlar!

Bu ülke Başbakanımın emriyle bir gecede kanun çıkartılmasına alıştı, kimsede “tık” yok nasıl olsa!

Demirel’e “koyun” diyecek kadar çıtayı yükselten ama ABD Başkanı Hüseyin Bey’in elinde beyzbol sopasıyla konuştuğu Başbakanım, bir de dedi ki:

“Biz bu ülkenin menfaatlerini pazarlık konusu yapacak kadar alçalmadık!”

İyi ama İkinci Comandante Karayılan da Kandil’den diyor ki:

“Öcalan özgür kalmalı, silahsızlanma sonra! Süreç böyle ilerleyecek!”

BDP Milletvekili Altan Tan da diyor ki:

“Çekilmenin karşılığı yeni anayasa! Barış sürecinin özeti budur!”

Sen dünyanın ilk on güçlü ordusu içinde yer alan Türk Silahlı Kuvvetleri ile 2 bin militanla başa çıkamayacaksın, o da buna rağmen “pazarlıksız” geri çekilecek, öyle mi?

Hele şu işler ABD ile İsrail’in işine gelecek şekle bürünsün, Başbakanım da BDP yardımıyla Başkan olsun, o zaman anlayacağız pazarlık oldu mu, olmadı mı!

Lakin vakit geçmiş olacak!

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar