banner87

Yarın mübarek ramazan ayının ilk günü…

Oruç bütün her dinden inançların temel direğidir.

Farklılık arz etse de oruç, insan nefsinin terbiyesi anlamında çok önemlidir.

Öz eleştiridir.

Her geçen gün ‘unutulmakta olan’ hasletlerimizden ‘sevgiyi, saygıyı, affetmeyi, empati yaparak karşı taraftan bakmayı emreder.

Sadece aç ve susuz kalmayı değil!

Dediğim gibi Hıristiyanlıkta da, Musevilikte de oruç vardır.

Müslümanlıkta da.

Ramazanda tutulan oruç da muharrem ayında tutulan oruç da bizimdir.

Keşke inanç merkezli de empati yapma geleneğimize dönsek.

Ne güzel olur değil mi?

Ramazan ayında da muharrem ayında olduğu gibi zaman zaman oruç ve inançların siyasetle ilişkilerini aklımın yettiği kadar sosyolojik açıdan değerlendirmeye çalışacağım.

Öncelikle şunu söyleyeyim.

Ben insanlığın kardeşliği gibi mezheplerin kardeşliğini savunanlardanım.

Dinler kardeş olamaz.

Çünkü Allah’ımız bir olsa da, peygamberleri farklıdır.

İnançlara saygı başka, kardeşlik mertebesinde ilişki başka bir şeydir. Bu sebeple aynı kıbleye dönen, aynı peygambere inanan insanların kardeşliği mümkündür.

Bunun şartı da ‘aynileştime’ çabası içinde olmadan, farklılıkları muhafaza ve kabul ederek birlikte barış ve kardeşlik içinde yaşamaktır.

Bu farklılıkların, zaman zaman üzücü bir boyutta çatışmaya dönüşmesi hepimizi üzüyor.

Tabii ki Türkiye’den bahsetmiyorum.

Ama bu çatışmalar bizi de doğrudan olumsuz olarak etkiliyor da. Şunu insafla düşünmemiz lazım.

Kerbela’da toprağa düşen baş sadece Hazreti Hüseyin’e mi aitti? Hayır…

Toprağa düşen peygamberimiz Hazreti Muhammed’in, torunlarının başı mıydı?

Hayır…

Barış ve kardeşliğin sembolü kılıcı Zülfikar’ın iki ucundan birini ‘nefsi ile mücadeleye’ adayan Hazreti Ali’nin ve Hazreti Muhammed’in kızı Fatma’nın oğulları mıydı?

Hayır...

O kara günde toprağa düşen Müslüman inancıydı.

O kadar acıydı ki, bir zamanlar iki cihan güneşi, Allah Muhammed’i yaratmasaydı, İki Cihan’ı yaratmazdı diye Allah’a şirk koşan münafıkların 30 yıl sonra sadece peygamberleri değil, yol arkadaşları Hazreti Muhammed’in torunlarını şehit edecek kadar vahşileşen, inancından uzaklaşan zındıkların yoldan çıkışı idi bu.

Neydi, Hazreti Fatma’yı Hazreti Ali’ye sabaha karşı defnetmek zorunda kalan kafa?

Biat için Hazreti Ali’yi evinde arayan münafıklar, neden Hazreti Ali’nin evin kapısını yakmaktan vazgeçti?

Kırılan kapının ardında sıkışan Hazreti Fatma yaralandıktan kaç gün sonra vefat etti.

Başta Prof. Dr. Nihat  Hatipoğlu Hoca olmak üzere TV programcısı haline gelen hocalarımız ramazan boyunca bu konulara korkusuzca girerlerse memnun oluruz.

Cemevi ile cami arasında bir fark olmadığını da anlatırsa da memnun oluruz.  

Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu çok saygıdeğer bir din adamıdır.

Kuramer  (Kuran araştırma merkezi) yayınlarından İslam Işığında  Müslümanlığımızla yüzleşme isimli bir kitabı yayınlandı.

Kitabın başlığı dikkatimi çekti.

Kısa sürede okuyacağım.

Tavsiye de ederim.

Tanıtımında ön sözünde yer alan şu ifadeler de: 

“Bugün İslam Coğrafyasında kendi ellerimizle inşa ettiğimiz ve hayata aktardığımız ‘ Müslümanlık tarzı’ ile İslam dininin yüce değerleri arasındaki makasın hayli açıldığını üzülerek görmekteyiz. Bu duruma şüphesiz birçok sebep yol açmıştır. Mesela din içi çoğulculuk, yerini tek hakikatçı görüşlerin ve ideolojilerin savaşına terk etmiş, rahmet kaynağı olması gereken mezhep ve görüş farklılıkları artık fitne ve kardeş kavgasını körüklemeye başlamıştır. Gelenekçisinden selefîsine, modernistinden tarikatçısına kadar birbirine zıt ve birbirini dışlayan, hata din dışı sayan görüşler sadece halk kesimlerini değil ulemayı da kuşatmış durumdadır. İslâm esaslarına aykırı biçimde üretilen kutsallıklar ve dindar kesimlerin zihinlerini çelen dinî değer istismarları Kur’an ve Sünnet’in önüne perde olmakta, İslâm akidesine zarar vermekte, hatta dünyadaki İslâm algısını, birlik ve dirliğimizi, huzur ve güvenliğimizi de tahrip etmektedir. İşte bu noktada -can sıkıcı da olsa- kendi sorunlarımızla yüzleşmemiz ve kapımızın önüyle ilgilenmemiz gerekiyor. Çünkü doğruya ulaşmanın ilk adımı nerelerde ne tür yanlışlar yaptığımızı görmektir…”

Bu ne demek?

Faiz haram, bina zina, kul hakkı diyerek 40 yıl İslam üzerinde siyaset yapanları nereye koyacağız demek değil mi?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.