banner87
Aslında Ortadoğu’da yaşanan milletler kavgası değil.
Oynanmak istenen oyun İslam kardeşliğini bir kenara
koyarak, bir mezhepler mücadelesi hatta kavgası
yaratmaktır. Maalesef taraflar da bu tahriklere açıktır.
Osmanlı İmparatorluğu sadece birkaç ay katıldığı Birinci
Dünya Savaşından sonra Almanlar’ın yanında yer aldığı
için parçalandı. Almanya yerinde kaldı.
Birinci dünya savaşı Osmanlı’nın parçalanması
ikinci dünya savaşı ise parçalanmış toprakları bölüşme
sonucunu doğurdu. Şimdi bu harita yeniden tanzim
ediliyor. İngiliz’in yerini ABD aldı o kadar. Rusya’yı yedeğine
alarak.
Türkiye’de Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik
sistemden zaman zaman sapmalar gösterdi. Halbuki
bu sistem bizi Arap Ülkelerinden ayıran bir noktadır.
Ilımlı İslam Projesi’ni ‘çöpe atan’ ABD, Sünni İslam’ın
içinden bir mezhep çıkaramadı. Onlar tarikatları mezhep
haline dönüştürebileceklerine bir an inandılar.
Ama olmadı.

Bunları niye mi yazdım?

İran ve Irak Türkiye ile tarih bağları olan iki ülke.
Kasr-ı Şirin anlaşmasından beri 350-400 yıldır bu sınır
bozulmamış. Durdu Özpolat beyin direktifi ile bir süre
YURT Medya Grubunun Tahran Bürosu Şefliği’ni yürüttüğümde
de gördüm ki İran ile Türkiye arasında
kopmaz tarihsel bağlar var. Kavganın en şiddetli olduğu
zamanda, “Eyyy Esed” naralarının atıldığı zamanlarda
iki defa gazeteci sıfatıyla Şam’a gittim. Esad ile de
görüşme imkânım oldu. Şam’da da Türkiye ile vatandaşın
çok sıkı bağlarla birbirine bağlı olduklarını gördüm.

Mezhep ayrımı beklentileri boş hayal

İngiliz, Fransız kaynaklı ‘sapkın’ sözde İslam hariç,
aslında kimse sürekli bir mezhep savaşı beklemesin.
Olan bu kanlı savaşın günahsız mağdurlarına oluyor.
Çocuklar ve siviller perişan.Türkiye’de milyonlarca insan
kış günü aç ve açıkta. Ortadoğu coğrafyası yanıyor.
Bizim de yüreğimiz yanıyor.
Bağırıp çağırdıklarına bakmayın sanıyorum Cumhurbaşkanı
Tayyip Erdoğan da Başbakan Ahmet Davutoğlu
da bir barış çabasının farkında. Anlaşmazlık
noktası ‘mezhep kavgası’ merkezli ise çözüm de oradadır.
Ruhani liderlerdedir. Siyasetçilerde değil.
Bu maksatla olacak ki Diyanet İşleri Başkanı Prof.
Dr. Mehmet Görmez İran tarafından 29’uncusu düzenlenen
Uluslararası Vahdet konferansına katıldı. Başbakan
Ahmet Davutoğlu başbakanlığın makam uçağını
tahsisi etti. Gazeteci Ahmet Taşgetiren de 11 kişilik heyetteydi.
Görüşmeleri detaylı kamuoyuna aktardı. Anba
ajansı da adım adım takip etti. Başkan Yardımcısı
Mehmet Ekrem Keleş, Konya Müftüsü Prof Ali Akpınar,
Ehlibeyt Alimleri Derneği Başkanı Hasan Kanaatli
heyetteki isimlerdendi.
Mehmet Görmez ve heyeti en üst düzeyde ağırlandı.
Görüşmelerin büyük bölümü Türkçe yapıldı. Rehber
ile yani İran’ın ‘tek hakimi’ dini lider Hamaney de heyete
ilgi gösterdi. Mehmet Görmez’in, ‘sarıklarımıza
kan sıçradı’ sözleri geniş yankı buldu. Ve Taşgetiren bu
mesajları da yazısında şöyle aktardı:

Müslüman öldürmek cihat değil terördür

Kendilerinden olmayan herkesi tekfir ederek ötekileştiren
anlayış, İslam dünyasının kalbine bir hançer gibi
saplanmış durumdadır...
Müslümanların izzet ve onuru tarihte hiç olmadığı
kadar bugün bizzat birbirlerinin eliyle yok edilmektedir...
Bugün iman, akıl ve hikmetten uzak terör şebekelerinin,
Peygamberimizin mübarek ismini sözde bayraklarına
nakşederek İslam’a verdikleri zarar, düşmanların
verdiği zararı geçti.
İslam topraklarını kan gölüne çeviren çatışmaların
dinin aslından ya da mezhep farklılıklarından kaynaklandığı
söylenemez...
Müslümanların vahdetini, uhuvvetini ve maslahatını
ön planda tutmak ve bu uğurda her türlü riski alarak
hakkı, hakikati, adaleti ve ahlakı savunmak âlimin tavrı
olmalıdır. Akan kanın Sünnisi, Şiisi olmaz, akan kan
kardeş kanıdır. Birbirimizi suçlamakla bölgemizdeki
ateşi söndüremeyiz..Tarihte Endülüs ve Maveraünnehir
medeniyetlerini kaybettik, şimdi de Şam, Bağdat ve
Yemen medeniyetlerini kaybediyoruz. Mezhep mensubiyetini,
İslam aidiyetinin üstünde görmek asla kabul
edilemez..
Şii de olsun Sünni de olsun ama hepsi bir arada
tek ümmet olsun... Hiç kimse bir başkasını, İslam’ı
kendisinin anladığı gibi algılayıp yaşamadığından ötürü
tekfir edemez.. Şiiler ve Sünniler tek bir ümmettir...
Cihat, terörün, vahşetin ve öldürmenin değil, diriltici
bir gayretin hayat veren bir mücadelenin adıdır... Allah’ın
dini iki kelime üzerine kurulmuştur. Allah’ın tekliği
ve ümmetin birliği...Her türlü kimyasal savaş silahı
ve zehirli gazları kendi halklarına karşı kullanmayı uygun
görenlerin bulunmasını anlamamız mümkün değildir..

Sistani’den haber bekleniyor

Geliniz, topraklarımıza ekilen fitne tohumlarının
daha fazla filizlenmesine izin vermeyelim...
Bir zalime zulmünde destek olanı Allah onu ateşte
kendisi ile birlikte hasreder...
Dinimizin bize emrettiği, Peygamberimizin teşvik
ettiği kardeşliğe muhtacız...”
Geliniz, Mısır’da kardeşlerimize bu kapıdan el uzatalım,
Suriye’de binlerce insanı evsiz bırakan siyasetlere
bu kapıdan karşı çıkalım, Filistin’e bu birlik kapısından
gidelim...
Ey İslâm Uleması, geliniz bu ihtilaftan çatışma üretmek
yerine farklılıklarımızı olduğu gibi kabul edelim,
bunu kanlı çatışmalara bahane kılmayalım...
Geliniz, küfrün karşısında tek ses, hainin karşısında
tek yürek, zalimin karşısında tek bilek olalım...
Mezhep ve meşrep farkını öne sürerek Müslüman
öldürmek cihad değil, terördür...
Şehitlerin kanı sarık ve cübbelerimize sıçramışken
zulme sessiz kalırsak, şiddete, teröre ‘dur’ diyemezsek
bu en büyük vebal olarak defter-i a’malimize işlenecektir...
İran bu konuda çok samimi. Rahatsızlıkları olsa da
‘işbirliği’ gelecektir. Sıra Irak’ın partiler üstü Şii Lideri
Sistani ile görüşmekte. Haber bekleniyor.
Barış sadece Müslümanlar arasında değil insanlığın
kavuşması gerekli bir olgudur. Mutlu yıllar...
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.