banner87
Dün Dış İşleri Eski Bakanı Şükrü Sina Gürel ile sohbetimizi aktarmıştım.
Sayın Gürel Türkiye adına çok önemli tespitlerde bulunmuş ve ikaz etmişti:
'Türkiye Ortadoğu çuvalı içine girerse bölünme tehlikesi yaşar, Kıbrıs'ı da, kendisini de bu çuvalın içine sokmamalı.  Ortadoğu'da her kesim ile görüşme kanallarını açık tutmalı.'
Kıbrıs'ta Türkiye'nin garantörlük  hakkını kaybedebileceği tehlikesine de dikkat çekmişti.
Öğrencisi olan Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nu da uyarmıştı. Anlaşılan bu ve benzer uyarılar pek karşılık bulmuyor.
Ortadoğu bataklığına batmaya meraklı iktidar şimdi de İslam Ordu Gücü adı verilen bir oluşumun içinde yer aldı. Şaka gibi.
Her sorunu İslam örtüsünde sunmaktan vazgeçelim.
İslam bu değil. Anlatılan değil. Sayın Mehmet Görmez çıkıp bunu anlatmalı. Dedeler de, hocalar da. Siyasetçiler de.
Soruyorum. Kimden oluşuyor bu İslam Ordusu?
Irak, İran, Suriye birliğe davet edilmemiş. Umman, Endonezya, Cezayir ise katılmamış.
Katılanlar Suudi Arabistan’ın öncülüğünde Türkiye, Mısır, Pakistan ve Malezya’nın da aralarında bulunduğu 34 İslam devleti.
Katılanlar bir kısım Sünni devletlerden.
İslam'ın tek karşılığı Sünnilik mi? Hayır.
Söz konusu devletler Sünniliği temsil ediyor mu? Tek başlarına hayır.
O zaman ismi niye İslam Ordusu.
Peki, NATO nerede? Türkiye bir NATO ülkesi değil mi?
İslam Ordusu ise Malezya İslam Ordusu da, Pakistan, İran, Afganistan nerede?
Bu olsa olsa ABD'nin 'dolaylı kontrolündeki' bir yapı olur.
Tarihi unutanlar Nuri Paşa'nın İslam Ordusu  hikâyesini okusun.
Ruslara karşı kurulmuştu. Başarılı da oldu. Ama uluslararası desteği yoktu.
Söz konusu Ordu da Rusya'ya karşı kullanılmaya çalışılıyor.
Aman aman gözlerden ırak.
Tekrar ediyoruz. Türkiye bir NATO ve batı ülkesidir. Ortadoğu bataklığından kısa sürede çıkmalıdır. Her gurupla görüşme kanallarını en kısa sürede açık tutmalıdır. Masadan atılmamalıdır. Bunun için ulusal bir projeye gerek vardır. Bu noktada CHP ve Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun desteği çok önemlidir. Kemal bey çok süratli hareket ederek CHP'nin görüşünü netleştirmelidir. HDP'nin de MHP'nin de desteği hayatidir. İktidar bu destekleri önemsemeli sırtını dönmemelidir.
Kemal Kılıçdaroğlu gerekirse İran Pakistan hatta Esad ile elçilikleri aracılığı ile resmen temas kurmalıdır. AB ülkelerinin büyükelçileri ile de.
İktidar da iç ve dış siyasette Sünni, Alevi, Şii kavramlarından kaçınmalı. Hepimiz kaçınmalıyız.
Türkiye'nin bölgecilik, ırkçılık, coğrafi ayrımcılığa pirim vermemeli.
Birlik ve kardeşliğe hepsinden daha çok ihtiyacımız var.
Son sözümüz de iktidar adına konuşan alevi açılımcılarına.
Yapmayın etmeyin. Türkiye'nin çok sıkıntısı var. İçeride ve dışarıda.
Ayrıştırmayı körükleyecek tavır içinde olmayın lütfen.
Aleviler Cumhuriyete ve Atatürk ilkelerine sıkı sıkı bağlıdır. Demokrasiye de...
Aleviler Anayasa Mahkemesi ve AHİMN kararlarının uygulanmasını istiyor. Cem Evlerinin İbadethane sayılması dâhil inanca yönelik haklarını istiyor. Bunu da en üst düzeyde ifade etti.
Son olarak  Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a.
Muharrem yemeğinde devlet masasında.
Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut Bey, Erdoğan'a Alevilerin inançlarını yaşamalarının,  cem evlerinin ibadethane statüsüne kavuşmasının  hakları olduğunu 'tüm nezaketiyle' aktardı. Aleviler çıkacak kanunun arkasına, yanına 'tekke, zaviye'   ya da 'kültür evi' gibi ekler  istemiyor Başbakan Sayın Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan.
Mahkemeler tarafından alınan kararların aynen uygulanmasını bekliyor. Bu da hakları.
Ve lütfen olaylara  'ayrıldığımız noktadan'  bakmayalım. Farklılıklarımızı muhafaza ederek, birlikte yaşama irademize eskisinden sıkı sıkı sahiplenelim.
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.