TBMM Başkanı İsmail Kahraman tecrübeli bir siyasetçi.

Tayyip Erdoğan kendisine, ‘ağabey’ diye hitap eder.

Rahmetli Necmettin Erbakan, Ali Coşkun’u İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak ikna etmeye çalıştığında yanında Şevket Kazan oluyordu. Tayyip Erdoğan da bu toplantıları ‘bir aşır Kuran-ı  Kerim’ ile açarak başlatırken yanında hep ‘İsmail Abisi’ vardı.

Milli Türk Talebe Birliği ve Birlik Vakfı Başkanı İsmail Kahraman…

Erdoğan bir taraftan Erbakan’a ‘mürit’ sadakatiyle bağlı, Ali Coşkun’u RP’ye kazandırmaya çalışırken, diğer yandan da ‘gönlündeki aslan’ı yani İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı arzusunu İsmail Kahraman ile paylaşıyordu.

Ali Coşkun ‘hayır’ deyince, Erdoğan’ın yolu açılmıştı. İsmail Kahraman 1995 seçimlerinde RP’den milletvekili oldu. O ANAP ile koalisyon yapılmasından yanaydı. Olmadı. DYP ile koalisyon kuruldu. Kahraman, Refahyol’da Kültür Bakanı’ydı.

Ardından 28 Şubat… İsmail Kahraman köşesine çekildi. AKP’de bazı kuruculara itiraz etti. Bu itirazında haklı da çıktı. Ama hep ‘ağabey’ mesafesini korudu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da.

Bunları niye anlattım?

TBMM Başkanına sadece TBMM çalışmalarına yön veren başkan olarak bakamayız. TBMM Başkanı aynı zamanda Cumhurbaşkanı vekilidir. Her zaman da Erdoğan’a ‘doğru bildiğini’ söylemiştir. Bu yüzden de zaman zaman yakın çevreye ‘mesafeli’ bırakılmıştır.

Tayyip Erdoğan, Başkanlık sistemini getirecek Yeni Anayasa’yı gerçekleştiremezse bir erken seçim kararı ile AKP’nin başına geçebilir. O zaman da yerini ‘Ağabeyi İsmail Kahraman’a bırakabilir.

“Cumhurbaşbakanlık” sistemi! İki partili bir sistem... Bu Köksal Toptan, Cemil Çiçek, Bülent Arınç ve Mehmet Ali Şahin’in rüyasıydı. Kime niyet, kime kısmet!

İsmail Kahraman, ‘dokunarak’ siyaset yapan bir isim. Ancak, aktif siyasete verdiği 13-15 yıllık arayı kapatması için kendisini ‘güncellemesi’ gerekiyor.

Anladığımız kadarıyla, Kahraman ‘dokunulmazlıkların’ kaldırılmasına kesinlikle karşı. Bu sadece öngörü değil, bir miktar da bilgiye dayanıyor. O, Başkanlık sistemini savunuyor. Partili Cumhurbaşkanlığı sistemini! Bizim deyişimiz ile “Cumhurbaşbakanlık” sistemini.

Dokunulmazlığın kaldırılmasını değil, yeni Anayasa üzerinden gidilmesini istiyor. AKP’yi de Erdoğan’ı da bu noktada ikna etmeye çalışıyor.

Bunun için de Anayasa’nın en tartışılır ‘değişmez maddesi’ olan “Laiklik” üzerinden vurdu.

Tabii ki haklı olarak kıyamet de koptu.

Kahraman, ‘Bu da benim kişisel görüşüm, partimi bağlamaz’ diye savunma yaptı. Sanıyorum, bu konuda ‘laiklik tarifi tek değil, her parti laik ama ortak bir tarifi olmalı’ diye rota değiştirecek.

Mehter yürüyüşü modeli, bir ileri bir yana…

Peki, CHP ne yapıyor?

Sadece kızıyor, bağırıyor. Boş zamanlarında YURT’u okuma yasağı koyan eczacı kökenli TBMM Grup Başkanvekili  Özgür Özel de ‘bağırıp çağırıyor’…

CHP’nin, TMBB yönetiminde hiç hukukçu yok mu? Özgür Özel eczacı, Engin Altay ise öğretmen. Tek hukukçu Levent Gök ama en az o konuşuyor!

Gelelim İsmail Kahraman’a çağrımıza.

Tabii ki görüşlerinizi söyleyeceksiniz. Bu doğal hakkınız. Ancak “Laiklik” tartışması açarak yanlış yaptınız. Doğru bir tutum içinde değilsiniz.

Çünkü laiklik tarif ile olmaz. Yaşanır. Sizi iktidara getiren “Laik Türkiye”dir. Bugün İslam coğrafyasında kan ve gözyaşı varsa, milyonlarca Müslüman bırakın inançlarını yaşamayı, namusunu, vatanını ve hürriyetlerini kaybedecek noktaya geldiyse Türkiye’deki gibi laik sisteme sahip olmadıkları içindir.

TBMM Başkanı olarak Atatürk’ün koltuğunda oturuyorsunuz.

Laiklik tarifi bellidir. İnsanlar laik olmaz, devlet laik olur. Devletin dini olmaz. Anayasaya yazmakla da din yaşanılmaz. Örnekleri ortada. Başında İslam yazan tarihin tozlu sayfalarına yuvarlanan devletlere bakın...

Çünkü bu dört madde tartışılırsa TBMM Başkanlığınız da, parlamenter sistem de tartışılır. Bir kurum kendi hayatını sona erdirecek hareket ve karar içinde olamaz.

Unutmayın TBMM, “Devlet Kuran Meclis”tir. Bu tartışmalar yanlıştır.

Tartışmaya açacak başka konu bulamadınız mı? Türkiye neler ile uğraşıyor, siz ne ile uğraşıyorsunuz?

Son sözüm de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’na…

Biz “laiklik” konusunda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile aynı düşüncedeyiz. Yaptığı tespitlere katılıyoruz.

Peki ya siz? Oturduğu koltuğu ‘görmezden gelen’ İsmail Kahraman’a katılıyor musunuz?

Lütfen “laiklik” konusundaki düşüncelerinizi kamuoyuna açıklayın.

Yoksa İsmail Kahraman, sizin düşünceleriniz mi seslendiriyor?





Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.