Dolar psikolojik sınırı aşarak bir ara 3 TL’yi görünce sırtına 1.500 lira ek borç yüklenen vatandaş cebindeki yangının telaşına düştü. Ama gel gör ki Ankara’nın ve siyasetin tek gündemi seçim... seçim... seçim...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Başkanlık’ uğruna 11 ayrı hükümet senaryosunu çöpe atınca Ankara seçime kilitlendi. YSK da erken seçim için 1 Kasım tarihini siyasilerin kucağına bırakınca, CHP ile AKP arasında koalisyona ilişkin yapılan “istikşafi” görüşmelere paralel, 7 Haziran sonuçları da “İstikşafi Seçim” ya da resmi (!) kamuoyu yoklamasına dönüştü.

İstikşafi seçimin ardından sandığa bu kez vatandaşlık görevi gereğince değil, Anayasal zorunluluktan gidiyoruz. Anayasa’nın öngördüğü 90 günlük süre Kasım ayına denk düşüyor ki 7 Haziran akşamından itibaren tüm planlarını ‘erken seçim'e göre yapan ‘Saray Ehli’nin tek hedefi tek başına AKP iktidarı ve başkanlık.

İstikşafi görüşmelere dayalı koalisyon görüşmeleri ülkeyi saran ateşin yalazları arasında eriyip giderken bu durum bilinerek mi yaratıldı tartışmaları derin kulislerde dillendirilir oldu.

7 Haziran gecesi takındığı uzlaşmaz tavrı ile kimilerince ateşe benzin dökmekle itham edilen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin önceki gün “sıkıyönetim” talebinde bulunması Ankara semalarında yeni kuşku bulutları oluşturdu.

Bahçeli’nin bu çıkışını askerlerle ilgili bir iddiaya dayanak yapanlar da oldu. Denilen o ki askerler de hükümetten bu yönde bir talepte bulunmuştu. Askere göre PKK’nın özerklik ilan ettiği 14 bölgede olayların kontrol altına alınabilmesi için geçici askeri özel güvenlik bölgesi tanımı aşan bir tedbir paketi hayata geçirilmeliydi. Bu da Bahçeli’nin ağzında sıkıyönetim olarak net ifadesini buldu.

Önceki gün Siirt’ten gelen 8 şehit haberinin ardından, dün itibariyle Ankara’da seçim güvenliğine ilişkin kaygı cümleleri yüksek sesle konuşulur oldu. “Bu koşullar altında nasıl seçim olacak?” sözü farklı çevrelerde açıkça dillendirilmeye başlandı.
Ülke yangın yerine dönüşmüş durumdayken seçime gidiyoruz. Ülkenin huzuru ve güvenliği kaotik bir duruma dönüşmüşken, seçim güvenliği nasıl sağlanacak? Bu şartlardaki bir seçimin sonuçları, bu günleri de aşan bir kaos ortamı yaratmayacak mı?
Bu soruları soranlar hemen çözüm noktasını da gösteriyor:  Anayasaya göre ‘savaş' gerekçesiyle seçimler 1 yıl ötelenebiliyor.
Bu hatırlatmayı yapanlar, hemen arkasından da ilginç bir karşılaştırma ve benzetmeler yapılıyor.
Ülke iç savaşın eşiğinde; hatta içinde…

70’li yıllarda adım adım 12 Eylül darbesine gidilirken de benzer ortam ve koşullar vardı:
Silahlı saldırılarla birbirine girmiş iki ayrı kutup.
Her gün iki taraftan da yitip giden hayatlar.
Yürekleri acıyla kavrulan analar ve babalar.
Hedeflerine ulaşmak için tüm bu yaşananlara sessiz kalan, hatta amaçlarına ulaşmak için ateşin altına odun atarak alevi harlayanlar.
70’li yıllarda darbe için gerekli ortam, kardeşi kardeşe vurduran “anarşik kaos” üzerinden yapıldı.
Bugün başkanlık için gerekli erken seçim ortamı da yine kardeşi kardeşe vurduran “istikşafi kaos” üzerinden yapılıyor.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.