Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan haber, fotoğraf ve görüntüleri herkes gördü.
Açılan sandıklarda önce ilaç kutuları sonra ağır silahlar ortaya çıkıyor.
Bu TIR'lar durdurulup arandığında hükümet yetkilileri 'TIR'lar Türkmenlere insanı yardım taşıyor' demişti.
Yani ilaç?
17-25 Aralık 2013 sürecinde yayınlanan tepelerde MİT Müsteşarı Hakan Fidan 'Suriye'ye 2 bin TIR gönderdik' diyordu.
Suriye'de olayların başladığı Haziran 2011'den bu yana Suriye'ye giren TIR sayısını bilen yok.
Suriye'ye insani yardım taşıdığı söylenen binlerce TIR'ı kontrol eden yok.
Çatışmalarda yaralanan teröristleri Türk hastanelerine taşımak için Suriye'ye giren yüzlerce ambulansın giderken silah taşıdığı söylendi.
Özetle durdurulup aranan MİT TIR'ları Suriye gerçeğinin belki de binde biri bile değil.
ÖSO denilen silahlı çete 4 yıl önce bugünlerde Antakya'da kuruldu ve Libya ile Tunus'tan gelen militanlarla ilk saldırısını 9 Haziran 2011'de Cisr Elşuğur kasabasında gerçekleşti.
O saldırıda 120 kadar Suriyeli devlet memuru hunharca öldürüldü.
Peki bu saldırıda kullanılan ağır ve hafif silahları kim verdi?
Bu silahlar nasıl sokuldu Suriye'ye?
Geçen 4 yıl içinde dünyanın dört bir tarafından gelen ve Türkiye'de eğitilip Suriye'ye giren on binlerce ruh hastası katilin silahını kim verdi?
Bu katiller silahları ile birlikte sınırdan nasıl geçti?
Geçen süre içinde Batılı yetkililer bir çok kez 'Suriyeli muhaliflere silah verdik' dedi.
Peki bu silahlar bu muhaliflere nerede ve nasıl ulaştırıldı?
Geçen dört yıl içinde Suriye'de savaşan IŞİD, NUSRA, ÖSO ve benzeri onlarca örgütün lider, yönetici ve komutanı yüzlerce kez Türkiye'nin farklı kentlerinde toplandı.
Bu toplantıların çoğuna Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün ve Batılı ülkelerin istihbarat örgütleri de katılıyordu.
Bu toplantılara son örnek iki ay önce İstanbul'da yaşandı.
Nusra, ÖSO, İslami Cephe, Mücahitler Ordusu gibi bir çok grubun komutanı bir araya geldi ve ortak ordu kurma kararı aldılar.
Bu karardan sonra komutanlar kendilerine verilen gelişmiş silahlarla döndüler ve İdlib şehrini işgal ettiler.
Komutanların nasıl İstanbul'a gelip ne ile döndükleri çok önemli değil.
TIR, otobüs, uçak ya da zırhlı Mercedes.
Komutanlar kendi paylaştıkları fotoğraflarda çok mutlu görünüyorlardı.
Çünkü yeni silahlarla dönüp Alevi ve Şii'leri nasıl öldüreceklerinin hayalini kuruyorlardı.
Bunu da ben değil o toplantıya adamlarını gönderen Nusra komutanı Colani söylüyor.
ABD ve AB terör listesinde bulunan adam iki gün önce Elcezire televizyonuna çıktı ve 'Suriye'deki Şii ve Alevileri kâfirdir ve hepsini yok ececeğiz' diedi.
Ama ilginç olan birileri çıkıp ona ve adamlarına 'ılımlı muhalif' diyor ve Türkiye'de eğitilip donatılmasından söz ediyor.
Beyler anlatılan herşey palavra.
Bugün IŞİD, Nusra, ÖSO ve diğer grupların saflarında savaşan ruh hastası katiller her türlü silahı kullanıyorlar.
Tank, zırhlı araç, top, roket, füze ve kimyasal silahlar.
Bunlara verilecek bir eğitim kalmışsa o da ' Daha fazla Şii ve Alevi'yi nasıl öldürürsünüz' eğitimidir.
Bunu da Amerikalı askerler Irak'ın işgal sürecinde çok iyi becerdiler.
O ülkede Sünni-Şii düşmanlık ve kırımında yüz binlerce insan öldü ölüyor.
IŞİD ve Nusra bunun için kuruldu.
Son dört yılda bu ve benzeri örgütlere verilen milyarlarca dolar, silah ve askeri malzeme bunun için verildi.
Peki kimin tarafından?
Baş belası Suudi Arabistan, Katar, Ürdün ve Türkiye.
CIA, Mİ6, BND ( Almanya), DGSE (Fransa) ve Mossad.
Bir iki TIR bu kadar ülke ve örgüte yakışır mı?
4 Temmuz 2003'te Türk askerinin kafasına çuval geçiren Amerikalı 'dostlar' bu işleri çok iyi becerir.
Sonuçta TIR denilince akla hep ithalat-ihracat geliyor.
Yani dolar.
Say say bitmez!
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.