15Temmuz darbesini birinci yılında tüm gücümüzle, haykırarak kınıyoruz.

İster kontrollü, ister kontrolsüz, ister karşı darbe meraklısı siviller için, kahrolsun bütün darbeler diyoruz.

Yürekten. Ama at izi it izine karışmadan.

Türkiye’yi 15 yıl Fethullah Gülen cemaati ile yöneten, damat olarak eve, bürokrat olarak devlete, siyasetçi olarak meclislere, iş adamı olarak iş dünyasına girmesinin yolunu açan iktidar hala algı operasyonları yapmaya çalışıyor.

FETÖ ile CHP’yi ilişkilendirmeye çalışıyor. Bunlar beyhude çabalardır.

Tabii ki Türkiye’nin her yerine nüfuz etmiş bir uluslararası yapı münferit olarak CHP içinde de olabilir. Bunu inkâr eden yok ki.

O zaman muktedirler kapı arası dedikoduyu bırakacak, belgelerle konuşacak.

Peki, ölçü nedir?

Ölçü suçlanan insanların darbe teşebbüsünün birebir organik bağlantısıdır.

Bunu ispat et, canımı ye.

Bir insan hem Fethullah Gülen Grubu içinde olup hem darbeye karşı olamaz mı?

Olur, bal gibi olur. Erdoğan’ın yanılma hakkı var da, o insanların yok mu?

Aslında bizi ilgilendiren bir konu değil, itirazımız her muhalifin, yazarçizerin FETÖ torbası içine konulması.

Bu sanıldığı gibi FETÖ’yü küçültmez, taraftar artırır.

Ne kadar mağdur, o kadar taraftar..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 25 gün yürü- düğü beyaz gömleği ile gerçekten Türkiye’nin umut ışığı oldu. Adalet arayışlarına da tercümanı...

Mustafa Balbay ustanın dediği gibi bunu taşımak gerekiyor.

CHP bütün kanatları temsil eden, adalet arayan bir yapıya hızla dönüşmektedir.

Geçmişte ne olursa olsun? 

Haksızlığa uğrayan kitlelere  Kürt-Türk, Alevi-Sünni, AKP’li-MHP’li ayrımı yapmadan kucak açmalıdır.

Kılıçdaroğlu’nun yaptığı budur. Doğrudur da.

Cesaretle FETÖ adına haksız yere zora giren suçsuz cemaatçiyi de, HDP sempatizanının da  hakkını komplekssizce korumalıdır.

9 Temmuz öncesi uçurduğu güvercinler barışın arayışıydı.

1110 metrelik Türk Bayrağı da milli bütünlüğün.

Toplum bu mesajı aldı…

Sıra bu politikayı sembolleştirmekte.

Özal’ın iki elini kaldırarak formüle ettiği dört eğilim işareti benzeri bir simgeyi ‘birlik ve bütünlük’ adına  kullanabilir.

Meydanlarda iki kolunu, başının üstünde dik olarak tutabilir…

Türkiye, siyasette de, ticarette de, bürokraside de adaleti arıyor.

Bu gerçek ve hep söylüyorum.

Bu arayışa rağmen, siyasetin aksakalları yok.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman yaşına başına bakmadan, Akşener’e karşı ‘Meral Kılıçdaroğlu’ diye saygısızca hitap ediyor.

Meral Hanım geri durur mu, o da Kahraman’a ağıza gelmeyecek laflar ediyor.

Eski Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, Twitter üzerinden Fethullah Gülen ile görev başında iken görüşüp görüşmediği polemiğine katılıyor.

Belki de korku ile karışık, anlaşılmaz  bir hassasiyet ile.

Ve 15 Temmuz’un birinci yılında sivil darbeciler unutuluyor, darbe karşıtı olmak ile TSK karşıtı olmak arasındaki ince çizgi  de TSK aleyhine bozuluyor.

15 Temmuz şehitlerini anma toplantılarında TSK mensuplarının ‘kategorize edilerek’ hazırlanan afişlerde olumsuz bir algı yaratacak şekilde yer almasına ilk tepki, “15 Temmuz kalkışmasını yapan alçaklar yerine yenik, ezik, çaresiz Türk Askeri resmi koymak alçakların ekmeğine yağ sürmektir. Derhal düzeltilmelidir” diye Meral Akşener’den geliyor.

CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’de, “15 Temmuz değil TSK düşmanlığı! TSK Türkiye’dir!” diyor.

Akşener’in yeni oluşumunda yer alacağını açıklayan Ümit Özdağ da ,“Afişler FETÖ’ye değil Türk ordusuna hakarettir. Yunan ordusundan acaba bu kadar nefret ediyor mu bunlar?” sözleriyle kızgınlığını belirtiyor.

Bir anda kendisini FETÖ’cü suçlamasıyla karşı karşıya bulan Ali İhsan Koca isimli bürokrat da 15 Temmuz gecesi sokakta, darbeyi protesto ettiği resmini paylaşıyor.

Haklı olarak kendisini aklamaya çalışarak, şunları söylüyor: “Dostlar burası Antalya beş yıldızlı otelde tatil yapıyorum. Mavi gömlekli benim deniz ve kızlar... Süper bir tatildi. Bizde kefen giydik reisle birlikte diyenlerin o gece nerede kefen giydiklerini de biliyorum... Ve bir şiir geliveriyor gençlik yıllarımın hafızasından; Yürü bre yalan dünya senin aslın Amerikan! Etekliğin basma olsa KEFEN BEZİN Amerikan!”

Doğru da, paylaşımının üstüne de  Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz gecesi Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun evinde TV izleyen resmini koyuyor.

Bu resmi hangi işgüzar servis etti, o başka bir konu.

Ama işte bu olmadı.

Sayın Koca, o gece Kemal Kılıçdaroğlu, açıklama yapmasaydı, reisin belki de uçaktan aşağı inmeyecekti.

Ne haber!

15 Temmuz’a devam edeceğiz..

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.