banner79

Hepimiz nefesimizi tuttuk doların yükselişini izliyoruz.Doların tırmanışı, yaşadığımız ve hatta daha da büyüğünü yaşayacağımız krizin göstergesi.
En son 2001’de büyük bir kriz yaşamıştık.
Binlerce kişi işsiz kalmıştı ve şirketler teker teker batmıştı hem de büyük borçlarla.
21 Şubat 2001 günü tarih kayıtlarına “Kara Çarşamba” olarak geçmişti.
Şimdi yine aynı tehlikeyle karşı karşıyayız.
Bir kere şunu iyi anlayalım; Dış güçlerin etkisi vs. gibi söylemler ve bunun üzerinden yapılan propaganda gerçeği yansıtmıyor. Türkiye dimdik ayakta değil Türkiye batıyor...
Artık ne sokaktaki Ahmet amca buna inanıyor ne de bu iktidara oy veren vatandaşlar.
Peki, sorumlusu kim ya da kimler?
Erdoğan, “Arkamdan iş çeviriyorlar” dediği Merkez Bankası’na sonrasında “Bağımsız diye yürütmenin başının sinyallerini bir kenara koyamaz” diye sert çıkmıştı.
Gücün tek elde toplanması işte böyle sonuçları da beraberinde getiriyor.
İş dünyası kaygılı, küçük ve orta ölçekli işyeri yöneticileri çıkmazda… Peki, ne yapıyorlar?
Büyük-küçük bütün esnaf ‘ne olacağız önümüzü artık göremiyoruz’ diye düşünüyor ama bunu yüksek sesle dile getiren yok!
Çünkü herkes korkuyor. Bir kişiden korkuyor.
O bir kişi ne derse, dediği şey mantıksız bile olsa, sonu başka krizleri beraberinde getirse bile yine de alkışlanıyor!
Ülkelerle yaşadığımız krizlerin ardından Turizmcilerin halini gördük. Oteller sinek avladı.
Tatil beldelerinde esnaf kepenk kapattı. Kavgalar sokaklara taşındı. Peki, hangi otel sahibi, hangi iş adamı çıktı da ‘Yeter artık’ diye haykırdı?
Bunun adı ekonomik kriz değildir bunun adı bir kişinin yarattığı krizdir.
OHAL süreci ve iktidarın söylemleri Türkiye’yi bu noktaya getiren baş unsurlar.
Çünkü bütün bunlar Türkiye’ye karşı güvensizlik oluşturdu. Hukukun olmadığı ve keyfi kararların alındığı bir ülkeye hangi yatırımcı hangi güvenle gelir ki?
Bazı yandaş yazarlar da ‘Kriz havası yaymaya çalışıyorlar, bunlara kesinlikle kulak vermeyin’ diye yazıyor.
İktidarın bu ekonomik tabloyu dikkate almayan yaklaşımları krizi daha da içinden çıkılmaz bir hale getiriyor.
Vatandaşın iftar sofrasına koyacak zeytini yok, icralar, iflaslar klasörlere sığmıyor. Akaryakıt neredeyse her gün zamlanıyor. Ama bizim iktidara göre Türk ekonomisi dimdik ayakta duruyor!
Eğer bir ülkede; cumhurbaşkanı sıradan bir parti üyesi gibi siyaset yapar, rakip partilere bağırıp çağırırsa, 
“Benim valim, benim kaymakamım, benim adaletim, benim hukukum...” derse, muhalefet başta olmak üzere hiç kimsenin sözüne kulak asmazsa böyle duvara toslar.
Unutmayın; AKP’yi iktidara taşıyan “kara çarşamba” olarak tarihe geçen 2001 kriziydi.
Yani dönemin iktidarının sonu da o krizle gelmişti!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.