İki haftadır Ankara'da değildim. Bu nedenle yazılarıma ara verdim. Bu süre içinde siyasetteki gelişmeleri de pek yakından izleyemedim. Ama CHP'nin pek çok yerde adaylarını hâlâ belirleyemediğini biliyorum. Bu yazıyı yazdığım 26 Ocak cumartesi günü gazeteler, CHP-İYİ parti ittifakının yerel yönetimlerdeki bölüşümü en nihayet tamamladıklarını yazıyordu. Doğal olarak pek çok yerdeki adaylar da henüz belli değildi.

Ben 1988 yılının Mayıs ayında SHP Ankara İl Başkanlığına seçildim. Yerel yönetim seçimleri 26 Mart 1989 tarihinde yapılacaktı. Yani daha on ayımız vardı. Yaz aylarının rehaveti geçer geçmez, sonbaharın başında, ben ve arkadaşlarım, ilçe başkanları, il ve ilçe yönetimleri, gayet planlı bir şekilde hummalı bir seçim çalışmasına giriştik. Ankara'yı -deyim yerindeyse- "hallaç pamuğu gibi" attık. Hiç bir yerde adayımız belli değildi. Hâkim gözetiminde ön seçim yapılacaktı. Biz bu süreyi beklemeden, dört koldan evlere, iş yerlerine girdik. Sosyal Demokratları yerel yönetim anlayışını, katılımcılığı, kentleşmeyi, çağdaşlaşmayı anlattık.

Ulaştığımız yerlerde en çok karşılaştığımız soru, doğal olarak, adayımızın kim olduğu sorusu idi. Bu konuda insanlara göğsümüzü gere gere "Henüz belli değil ama Ankara'ya layık adaylarla karşınıza yeniden geleceğiz" dedik.

Ankara Büyük Şehir Belediye başkanlığı ön seçimini sevgili Murat Karayalçın kazandı. Elimiz müthiş güçlendi. Çalışmalarımıza hızını hiç kesmeden devam ettik.

Ben ve arkadaşlarım evlerimize bile düzenli uğrayamaz olduk. Öyle ki bir gün zamanında eve gelebildiğimde, o sırada lisede olan oğlum ve ilkokuldaki kızım beni "Biz eve gelen baba istiyoruz" yazılı pankartlarla karşıladılar.

Siz şimdi CHP'de böyle bir çalışmanın izlerini görebiliyor musunuz? Ön seçim de yok ama adaylar hâlâ belli değil. CHP Yönetimi "kararsızları" oynuyor.

"Kararsız" deyince aklıma bir fıkra geldi: Zaman-ı evvelde, kararsızlığı ile meşhur bir Osmanlı Paşası olan "Kasım Paşa" bir konak yaptırmış. 40 odalı, muhteşem konağın bitiminde, mimarla birlikte binayı gezen Kasım Paşa, 40 odaya karşılık binada yalnızca bir tane "hela" olduğunu görmüş. "Yahu..." demiş mimara "...koskoca binada bir tek hela olur mu?" Mimar boynunu bükmüş "Paşa Hazretleri..." demiş "…Zat-ı aliniz hacet gidermek istediğinizde, ona mı girsem, buna mı girsem, diye düşünürken altınıza yaparsınız diye düşündük" demiş.

Hani CHP Yönetimine benzetmek gibi olmasın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.