NE yalan söyleyeyim; yeni Milli Eğitim Bakanı açıklandığında olumlu bir atama olarak değerlendirmiştim.

Ancak “Çalışmasına izin verirlerse” şerhini düşmek kaydıyla tabi ki.

Sadece ben değil, kamuoyunun önemli bir kesimi de olumlu bulmuş ve ciddi bir beklenti içine girmişti. Çünkü artık “Eğitimde ‘Ziya Hoca’ dönemi başlıyor” yorumları yapılmıştı. Bakan Selçuk’un yapmış olduğu açıklamalar ve vadettiği uygulamalar, toplumdaki beklentiyi yükseltmişti.

Hatta öğretmenler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılan performans değerlendirmesini için “Öğretmen performans sistemini uygulamayacağız” açıklaması ve MEB çalıştayına, tüm eğitim sendikalarının yanında 30’a yakın sivil toplum kuruluşunu davet etmesi çok önemliydi. Hepimiz biliyoruz ki eğitimle ilgili bakanlık düzeyinde yapılan çalışmalara sadece iktidara yakın kurum ve kişilerin çağrılır. Dolayısıyla Bakan Selçuk bu uygulamasıyla da puan kazanmıştı. Bu adımlar, özellikle PISA rakamlarının yerlerde süründüğü bir süreçten sonra, eğitim sistemimizde iyi gelişmeler olacağı, bilime ve bilgiye dayalı yeni bir eğitim politikası başlatılacağı yönündeki iyi niyetli beklentileri iyice güçlendirdi.

Ancak önümüzde devasa sorunlar varken, yeni eğitim-öğretim yılı başlamadan, karma eğitimle ilgili çok ciddi bir tartışmanın ortasında bulduk kendimizi.

Milli Eğitim Bakanlığı “Çok programlı Anadolu lisesi, Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi ve Mesleki Eğitim Merkezinde karma eğitim yapılır” maddesini yönetmelikten çıkardı.

Yani MEB Çok programlı Anadolu liseleri ile mesleki eğitim merkezlerinde harem selamlık eğitimin önünü yönetmelik değişikliğiyle açmış oldu. Ve bunun da yargı kararı olduğunu duyurdu.

Bu ne anlama geliyor: artık bu okullarda istenirse karma eğitim yapılmayabilir ya da böyle bir zorunluluk yok demektir.

Peki; bu okullarda uygulanmaya başlayacak bu yönetmeliğin ilerde, bütün eğitim sistemine yaygınlaştırılmayacağının garantisi var mı? Nitekim İbrahim Kalın’ın açıklamalarında ne demek istediğim çok daha iyi anlaşılacaktır. Kalın: “Karma eğitim olduğu haliyle devam ediyor fakat karma olmayan eğitim de verilebilir. Devlet seçenek sunmak zorundadır. Çeşitlendirme olacak”

Kalın’ın açıklamasının özeti şu; “Artık karma eğitim zorunlu değildir” Daha ders zili çalmadan, eğitimin en temel sorunu Karma Eğitimmiş gibi ivedilikle bir düzenleme yapmak, aşağıdaki PISA göstergelerini nasıl yukarıya çeker, sizin takdirinize bırakıyorum.

“Uluslararası PISA testi sonuçlarına göre, Türkiye’deki öğrenciler bilim, matematik ve okumada OECD ortalamasının altında kaldı. Uluslararası eğitim değerlendirme testi, 72 ülke ve ekonomik bölgede 15 yaşındaki 540 bin öğrenci arasında yapıldı. Bu 72 ülke ve ekonomik bölgeden 35’ini Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) ülkeleri oluşturuyor.

Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer alırken, önceki testlere göre de performansı geriledi.

OECD’nin yürüttüğü PISA testi her üç yılda bir yapılıyor.”

Mustafa Kemal Atatürk, Türk toplumunu çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmayı hedeflemiş ve köklü inkılap hareketlerine girişmişti. Atatürk ilke ve inkılapları, Türk milli eğitim politikasının esaslarını oluşturmuştur. Yeni nesillere verilecek eğitimin hedefi, “kuvvetli Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Laik ve İnkılapçı vatandaşlar yetiştirmek” olarak belirlenmiş ve bu doğrultuda çalışmalarda bulunulmuştur. 

Şimdi biz kalkmış neyi tartışıyoruz!

Kız ve erkek öğrencileri ayırarak eğitimde çağ mı atlanacak? 

Eğitim tercih değildir zorunluluktur!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.