15 Temmuz akşamından beri çok karmaşık düşünceler içindeyim.
Darbe girişimini ilk duyduğumda ve Binali Bey'in, Tayyip Bey'in ilk açıklamalarını dinlediğimde, bu kalkışmanın, ordudan 30 Ağustostaki YAŞ toplantısında tasfiye edileceklerini gören, Fethullah Hoca'ya biat etmiş bir grup subay-askerin umutsuz bir intihar çıkışı olduğunu düşündüm.
Kısa bir süre sonra görüştüğüm bazı dostlarım, buna ek olarak, iktidardaki AKP yöneticilerinin -ve doğal olarak Tayyip Bey'in- bu girişimin olabileceğini düşünerek, kendilerinden olan bir grup asker vasıtası ile darbecilere ''gaz'' verdiklerini, böylece ''başarılması istenmeyen'' ve “becerilemeyen” bir girişimin ortaya çıkacağını, bu vesile ile başta FETÖ'cüler olmak üzere, TSK'da ve kamu yönetimindeki tüm iktidar karşıtı unsurların bertaraf edileceğini  düşündüklerini söylediler.
Kafam iyice karıştı. ''Acabalar', ''olabilir miler'', ''nasıllar'', ''nedenler'' beynimde çengellenmeye başladı. Bu, acaba ''gerçekleşmesi istenmeyen'' bir darbe mi idi? Siyasal görüşlerine çok değer verdiğim bir arkadaşım, ''Fethullahçılar,  sızdıkları okullarla, kurdukları eğitim kurumları ile bir ''altın nesil'' yetiştireceklerini iddia ediyorlardı. Şimdi yetiştirdikleri şu kurmay subaylara, Generallere bakın. Tutuklamaya ve hatta öldürmeye niyetlendikleri adamın nerede kaldığını mahalle bakkalına soruyorlar. Böyle şey olur mu hiç?'' dedi. Nasıl cevap vereceğimi bilemedim.
Başka birçokları gibi kestirip atamıyorum. Fikirlerini sorduğum arkadaşlarımın çoğu bunun ABD-CIA-FETÖ kalkışması olduğuna eminler. ABD'nin, bir CIA beslemesi olan Fethullah Hocayı ve onun kontrol ettiği mülki, akademik, askeri müritlerini bugün için eğitip kolladığını, şimdi de hiç hoşlanmadığı Tayyip Bey'in iktidardan düşürülmesi için düğmeye bastığını ısrarla söylüyorlar. Benim ne bilimsel ne de siyasal formasyonum bunu kavramama yetmiyor. ABD istedi diye, ailece tatil yaptığı, ''kardeşim'' dediği  Beşar Esad'ı  bir günde ''İnsanlık düşmanı Esed'' diyerek karşısına alan, bir gün önce ''NATO’nun Libya'da ne işi var ?'' diye arka çıktığı Kaddafi'ye karşı bir gün sonra savaş gemileri gönderen Tayyip Bey'in ABD bağlılığından, iktidara gelse Fethullah Hoca daha fazla nasıl bir bağımlılık gösterebilirdi? Bu sorular beynimi yakıyor.
Konuştuğum bir eski siyasetçi ''Darbenin başı Tayyip'' diyor. ''Her şeyi O planladı. Böylece başarısız olması kaçınılmaz olarak planlanan bir kalkışmanın ardından demokrasi kahramanı, yiğit önder oldu. Şimdi OHAL kararnameleri ile sonra da aldığı güç ve  destekle Anayasayı istediği gibi değiştirerek, bütün güçleri ve yetkileri kendisinde toplayıp tek adam yani modern bir diktatör olacak'.
Soruyorum: Şimdi herşey O'nun istek ve emirleri ile yürümüyor mu? Kendini ''Yeni Osmanlı''nın kurucu sadrazamı zanneden Davutoğlu Ahmet Bey'i Başbakanlığa o getirmedi mi? Gene bir gün bir bakışı ile azledip ''unutulmuşlar'' vadisine o göndermedi mi?
Olan biteni kavramakta güçlük çekiyorum. Bereket versin itiraflar başladı. Bu itiraflarla kafamdaki sorulara bazı cevaplar bulabilirim sanıyorum.
Tayyip Bey'le başlamalıyım. ''Kandırıldım. ''Allah'' dediler diye bunlara yardımcı oldum. Şimdi Allah'tan ve milletimden af diliyorum'' dedi. Bazı sorularım karşılığını almış oldum.
Ben Allah'ın işine karışmam. O affeder mi bilmiyorum. Ama bu milletin bir ferdi olarak benim Tayyip Bey'i affetmeye hiç niyetim yok.
Karmaşık düşüncelerim arasında en neti bu!


Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.