banner87

Kurban Bayramı’nın son günündeyiz. Herkes yılın son tatilini yaptı, yarın öbür gün geri dönüşler başlayacak. Pazartesi okullar açılacağı için hem iş hem okul stresi aynı anda yaşanacak.
Zaten bayramlar ‘Bayram’ olmaktan çıktı ne zamandır… Herkes bayramı bir tatil fırsatı olarak görüyor. En fazla bir gün sürüyor bayram… Arife gününden tatil beldelerine koşulmadıysa eğer, birinci günün sabahı aile büyükleriyle bayramlaşılıyor, öğlene doğru arabalara atlanıp yakın tatil beldelerine doğru yola çıkılıyor. Akrabalara, tanıdıklara, eşe dosta da birer cep mesajı atılıyor, o kadar… Sonra gelsin deniz kenarından facebook, instagram fotoğrafları…
Kurban Bayramı da bir tuhaf oldu nicedir. 7 kişi ortak danaya girenler de, küçükbaş hayvan kurban edenler de etin en güzelini kendine ayırıyor, ileriki günlerde yemek için derin donduruculara yerleştiriyor, kalan kötü yerler ve kemikler apartmandaki birkaç komşuya veriliyor… Bu toplumun değişen ahlaki yapısının en somut göstergelerinden biri.
Kurban Bayramı’nı çocukluktan beridir sevmem, kanlı bayram. Çocukken mahalle aralarında, evlerin küçük bahçelerinde sabah erkenden kesilmeye başlanan hayvanların seslerini duymamak için kulaklarımı tıkar, yorganın altından çıkmak istemezdim. Şimdi Allahtan şehir dışına almayı akıl ettiler de görmüyoruz ama biliyoruz ki saatte bilmem kaç tane hayvanı kesip parçalayan sistemler geliştirilmiş, belediyelerin kurdukları kesimhanelerde, hayvan pazarlarında, toplu kesimler-kıyımlar- devam ediyor.
Zaten bu bayram kasapların bayramı… Bayram sabahı yine erkenden uyandım ama bu sefer apartmanın alt katındaki kasabın tahtadaki eti parçalamak için vurduğu satır sesinden… Kasabın kapısının önünde bildiğiniz kuyruk, sıra bekliyorlar. Ne zaman kurbanları kestiniz getirdiniz de kasaba parçalattırıyorsunuz kardeşim? Kasap üç gündür kurban eti parçalamaktan, etleri kemikleri ayırmaktan yorgun düştü, kolları sargı içinde ama kapıda kuyrukta bekleyenler yüzünden mecbur, satır sallamaya devam ediyor. Ne yapsın, belki de bir ayda kazanamayacağı parayı bir günde kazanıyor.
Bayramın ilk günü dört bine yakın kişi kurban keseceğim diye kendini kesmiş… Kasaba para vermemek için zâr. Kurbanı kendileri keserler, getirip kasaba 10 liraya parçalattırırlar, yurdum insanı işte…
Neyse ki kurban eti değil, bayram günü bildiğin taze fasulye pişirip yiyen bir ailenin ferdiyim! İnancı gereği kurban kesenleri tercihleriyle baş başa bırakıp, başka yerlere bakalım.
Nereye mi?
Mesela bu ülkeden umudu kesip yurtdışına gidenlere. Kaçmak değil bu, terk etmek… Uzun zamandır duyduğumuz bildiğimiz hikâyeler aslında. İyi yetişmiş, okumuş gençler sadece geçici bir süre çalışmak için değil, yaşamak için de yurtdışına gidiyor. Bayram ziyaretleri sırasında öğrendim ki birkaç yıldır Hollanda’da yaşayan, mahallemizin iki genci Avustralya’ya gitme kararı almış, hem de Türk vatandaşlığından çıkarak… Bu ülkede yaşamaktan giderek utandığımız günlerdeyiz. Kim kızabilir onlara? Kim kınayabilir? Hayatlarını doğru düzgün bir ülkede kurup, savaşsız kavgasız gürültüsüz yaşama özlemlerini kim engelleyebilir?
Avrupa bize nasıl bakıyor? Alın 13 Eylül tarihli ünlü Alman Dergisi Der Spiegel’in Türkiye özel sayısını bakın görün. Kapakta ‘Bir Ülke Özgürlüğünü Yitiriyor’ yazıyor ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Sultan Ahmet Camii kolajı yer alıyor. Minareler ateşlenen roketler olarak gösteriliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gözlüklerinden de bu ateşlenmiş roketler yansıyor.
Sadece Türkiye hakkında değil, İslamiyet hakkında da olumsuz bir düşünce taşıyor, çok açık. Başta IŞİD olmak üzere, İslam adına insanları katleden sözde Müslümanların, İslam dininden de soğumaya sebep olduğunu kim inkâr edebilir?
Bu kapağın Kurban Bayramı sırasında yayınlanması bir tesadüf müdür, yoksa bu tarih özellikle mi seçilmiştir bilinmez ama camilerin minarelerinin ateşlenen füzeler olarak tasvir edilmesi, İslam’ın bir tehdit olarak algılanmasının açık bir göstergesi. Avrupa’nın birçok ülkesinde olduğu gibi Almanya’da da yabancı düşmanlığı, mülteci krizinden sonra iyice derinleşti.
Bizi eleştiren Avrupalılara kızmadan önce dönüp kendimize bir bakalım… Biz neyiz, kimiz ve nereye doğru gidiyoruz?
Son tahlilde umudumuz, sahibinin elinden kaçan ve kesilmekten kurtulan boğaların direnişinde!

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.