1 Kasım öncesi, “Seçim telaşına düşen Türkiye, bölgesindeki pozisyonunu hızla kaybediyor. AKP’nin yanlış dış politikaları sonucunda, komşuları ile sıfır sorundan, herkesle kavgalı komşu konumuna doğru dikey iniş yapan Türkiye, çevresinde yeni bir dünya kurulurken, ‘yalnız ve güzel ülke’ye dönüşüyor…” demişiz. Dönüp bugüne baktığımızda Avrupa’yı saran göçmenlerden kurtulmak için 3 milyar Euro vererek bize ‘şimdilik’ iyi davranan Almanya liderliğindeki AB ülkelerinin 72 engelli vize serbestisi 'lolipopunu' saymazsak Türkiye, Suriye konusunda kaybeden tek ülke konumunda… Amerika-İngiltere-İsrail troykası ile ilişkilerini yeniden tesis etme gayretiyle ’yeni angajman’ kuralları kisvesi altında Suriye sınırında Rus uçağını düşüren Türkiye, Rusya ve Putin’in sert çıkışları ve bir dizi ambargo, kısıtlama vs. eylem kararları/tepkileri üzerine “vay ben ne ettim, ayağıma kurşun sıktım” mealinde hemencecik çark ediverdi… Kasımpaşalı olmakla övünen ve iç siyasette buna uygun tavırlar sergilemekten çekinmeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşında “Ben de St. Petersburgluyum (Leningrad)” diyerek benzer yönde tavır koymaktan geri durmayan Putin’i görünce bir an duraladı. Kimilerine göre külhan meydanına çıkmakta tereddüt etmeyen Putin’i tartmak için vaziyet aldı. 15 gün önce Antalya’daki G20 Zirvesi’nde el sıkıştığı Putin’i tam tartamamış olacak ki Paris’te yapılan İklim Zirvesi’nde bir kez daha tokalaşıp bilek gücünü tartmak için arayışa girildi ve  iç politikadaki alışkanlıkla ‘hayda bre’ deyip tekrar er meydanına çıkıverdi. Cumhurbaşkanı iç muhalefet liderlerine söylediği sözün aynısını Rusya Devlet Başkanı Putin’e de söyledi: IŞİD’ten petrol aldığımızı iddia edenler, iddialarını ispatla mükelleftirler. İspatlamayanı müfteri ilan ederiz. Bu iddialar kanıtlansın ben Cumhurbaşkanlığı koltuğunu bırakacağım. Doğru değil ise Putin de koltuğunu bırakacak mı?”   Votkanın limonuna serbest geçiş Duyan herkesi, Yılmaz Erdoğan’ın Vizontele adlı filminde; bıçkın politikacı tiplemesini canlandıran Cem Yılmaz’ın; “Zeki Müren de bizi görecek mi?” sorusu karşısında şaşakalan belediye başkanı moduna sokan bu çağrıya Putin aynı çerçevede cevap vermedi. Ama diplomatik dilde bir durum tespiti yaptı: "Türk halkı iyi, yetenekli ve çalışkan. Türkiye'de güvenilir ve uzun süreye dayanan çok arkadaşımız var. Altını çizmem gerek: Biz onlar ve Suriye'deki askerlerimizin ölümünden sorumlu olan bugünkü hükümetin arasına eşittir işareti koymuyoruz. Her şeyden önce bizim eylemlerimizin temelinde kendi ülkemize ve kendi halkımıza duyduğumuz sorumluluk yatacak.” Türkiye, merkez üssü olduğu bölgemizde kurulmak istenen yeni dengeleri okuyamadı ve dolayısıyla sürekli pozisyon kaybetti. Biz Rusya’dan 25 milyar dolarlık doğalgaz alıyoruz. Ruslar ise bizden 1,3 milyarlık hububat, meyve, sebze alıyor. Türkiye’den giden her şeye yasak koyan Rusya, bir tek votkasına koyduğu limona yasak koymadı. İç politikada ne yazık ki hala karşılık bulan beylik laflar ederek kendisiyle aşık atmaya çalışan Türkiye’yi kaale almayan Rusya, parayı verenin düdüğü çaldığını unutmuş görünüyor. Sebebi de dış politikayı da iç politika ayarlarıyla götürmeye çalışan siyasetçilerimiz. Piyasayı alıcılar mı yoksa satıcılar mı belirler? Petrol ve doğalgazda arz-talep dengesi nerede, nasıl kuruluyor? Söz konusu alıcı Türkiye olunca belli değil yaşananlara bakarsak. Bilinmeli ki; yarın değişik bir denklem kurulur ve Türkiye’nin bölgedeki pozisyonu tamamen değişirse, artık kimse hesap göremez. Türkiye, ateşten çember içinde aradığı istikrarı bir türlü bulamayan güzel ve yalnız ülke olmaya devam eder. Şunu da hatırlatmakta fayda var. Bu eleştirilerimiz içe yöneliktir. Söz konusu dış politika olunca işler değişir. Kimse kusura bakmasın. Yerimiz Türkiye'nin, eleştirsek de devletimizin yanındadır. Anlaşıldı mı Ey Putin! Eeeee! Limona da yasak yok… Nazdrovya mı diyeceğiz şimdi yoksa şerefe mi?  
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.