Kapitalizmin karşılaştığı açmazlar, emek gücünün daha fazla sömürerek aşmaya çalışırken işçiler-emekçiler her 1 Mayısta daha kritik koşullarla karşılaşıyor.

Ekonomik sömürüyü derinleştiren, mekanizmaların siyasi niteliği ile piyasanın tüm çıkarlarını kapsadığı, ‘ortalaştırdığı’ yansıma ise perdeleniyor.

Hâkim sistem sanki siyaset üstüymüşler gibi algılanırken, sistemin ideolojik niteliğini gizleyebilmek de mümkün hale gelebiliyor. İdeolojik kavramın, sadece piyasa dışı yaklaşımlarla özleştirilip olumsuzlaştırılması ile egemen ideolojinin iktidarı sağlamlaşıyor.

Böylece hâkim sistem sanki siyasetler üstüymüş gibi algılanırken sistemin ideolojik niteliğini gizleyebilme   yapay biçimde birbirinden ayrılan ekonomik ve siyasal alan emek mücadelesinin demokratik, demokrasi mücadelesinin toplumsal niteliğinin gizlenmesine yol açıyor. Böylece emek ve demokrasi güçleri bölünürken toplumsal muhalefetin AKP iktidarını tehdit etmeyecek seviyede gerçekleşmesi sağlanıyor.

Faaliyet alanı egemenlerin çıkarları ve hoşgörü düzeyi ile sınırlandırılmış bir muhalefet ise zaman içinde kısmi demokrasi kapsamındaki siyasi halkaların bile ortadan kaldırılmasına engel olamıyor. Başta Türkiye emekçi  halk olmak üzere geniş halk kesimleri bu bir mayısta demokratik hakların topyekûn tehdit altında olduğu bir ortamda hazırlanıyor. Mecliste kiralık işçi yasası başta iş güvencesi ve sendikal haklar olmak üzere bir dizi kazanımlar artık kâğıt üstünde bile muhafaza edilemeyeceği anlamına gelmekte. Bununla beraber ifade özgürlüğünden doğrudan yaşam hakkına, örgütlenme özgürlüklerinden barış hakkında kadar demokratik alan her gün daha fazla daralıyor.

AKP  iktidarının benimsemediği  tüm yaşam biçimlerini topyekûn ‘’ahlaksız’’ ilan ederken gerek ulusal düzeyde gerek uluslararası düzeyde basın özgürlüğünün boyutları ise uluslararası düzeyde sınırları aşmıştır. Artık uluslararası haber ajansları da sansürleniyor tıpkı “1 Kasım seçimleri” sonucu beğenilmediği gibi içeriği beğenilmeyen uluslararası raporlarda yok sayılıyor hak arayanlar şüpheli düzeyinde doğrudan terörist damgası yemektedir.

Karma eğitim eleştirip gençlerin ortak yaşamı hedef gösterilirken tecavüz konusunda sergilenen “serinkanlı tutum” ahlaki deformasyonun boyutları kadar ahlak anlayışının niteliği bakımından da ibret vericidir.

Son 14 yıllık AKP iktidarında hayatımızın ve Cumhuriyetimizin bize kazanımları tüm yaşam değerlerine çiğnenmekten adeta Cumhurbaşkanı Erdoğan zevk almaktadır. Ülkemizin içinde bulunduğu koşullar ortak mücadeleyi zorunlu kılmaktadır. Türkiye işçi sınıfının 1 Mayısa işte böyle bir ortamda hazırlanıyor. Ekonomik ve siyasal hakların tümü ile tehdit altında olduğu böyle bir ortamın hak mücadelesine duyulan ihtiyacın da bir mayısın sınıfsal niteliğine uygun kutlanması gerektiğinin  de altını çiziyoruz. 1977 1 Mayısı’n da 35 işçi emekçi katledildi; işçi sınıfının burada 1 Mayıs kutlanmasından daha doğal bir şey olamaz. Taksim sadece işçi ve emekçilere kapatılıyor olması kınanması gereken bir durumdur.

1 Mayıs’ta son yıllarda talepler, işçi mücadeleleri, emekçilerin ihtiyaçları konuşulmadan alan tartışmaları yürüyor. AKP hükümeti keyfi ve anti demokratik bir tutumla Taksim Meydanı’nı emekçilere yasaklaması bu durumun temel nedeni olsa da sendikaların bunu tersine çevirmek için gerekli çalışmayı yaptığı söylenemez. Böyle başlayan 1 Mayıslar işçilerin katılmadığı Taksim çağrıları dışından fabrikalarda hiçbir çalışmanın yapılmadığı, toplanan kitlenin de güvenlik güçlerince kolayca dağıtıldığı günlere döndü.

Taksim, 1 Mayıs 1977’de yaşananlar için ayrı bir anmadır. Hayatını kaybeden 35 emekçiyi anma toplantısıdır da. Kazancı yokuşu bu ülkede milyonlarca emekçi için bir sokak adı değil 35 canımızın anılacağı kabristandır.

Emeğe saygınız yoksa ölülerimize saygınız olsun. Bunu beklemek en doğal hakkımızdır.

Taksim’i açın lütfen…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.