CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu dün Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği –TOBB’un 72. Genel Kurulu'nda konuştu ve iktidarı eleştirmeyen işadamlarını fena fırçaladı. Laiklik konusundaki tartışmalara sessiz kaldıkları, en azından TÜSİAD kadar hassasiyet göstermedikleri ve iş dünyasının sorunlarını gündeme getirmedikleri için kızdı. Görevi bırakacağını açıklayan Başbakan Davutoğlu’na hakkını helal ettiği için kendi partisindeki milletvekilleri tarafından bile eleştirilen Kılıçdaroğlu, konuşmasında yine Davutoğlu’ndan yana çıktı. Yasalara göre seçilen bir başbakana, bir sabah Saray’a çağırılıp görevi bırakacaksın denildiğini, kendisinin Davutoğlu’nu değil, sistemi savunduğunu söyledi. TOBB üyelerine ve yöneticilerine konuşması boyunca çıkıştı; Cumhurbaşkanı Parlamenter Sistemi bekleme odasına aldım deyince niye itiraz etmediniz? diye sordu. Meclis Başkanı laiklik ilkesi anayasadan çıkarılmalı dediğinde, TÜSİAD kadar yürekli olamadınız dedi. Haksız mı? ‘Yükü benim sırtıma yükleyerek demokrasi arayışı olmaz’ diyerek, demokrasi mücadelesinde kendilerinin yalnız bırakıldığına vurgu yaptı. Hani milli irade? 23,5 milyon oyu çöpe atmaya kimin hakkı var? diye sordu. Zamanı çoktan gelmiş bir yüzleşmeye girdi. Bu tavrıyla salondan az da olsa alkış almayı başardı.

TOBB demokrasi mücadelesi verecek mi?

Oysa, Kemal Kılıçdaroğlu’nun demokrasi mücadelesi vermesini istediği TOBB üyeleri, önceki gece Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın konuşmasını gülerek ve ayakta alkışlayarak dinliyordu. Hiç de durumlarından şikâyetçi gibi bir halleri yoktu. Belli ki TOBB yöneticileri ikisini bir araya getirmemek için ayrı ayrı organizasyonlara davet etmişti. Cumhurbaşkanı’nın konuşması eleştiri değil, övgü ve memnuniyet içeriyordu. ‘2023 hedeflerimize ulaşmamız konusunda TOBB üyelerimizin üzerlerine düşen görevleri layıkıyla yerine getireceklerine inanıyorum’ dedi. TOBB’u Ahilik teşkilatının günümüzdeki çatı kuruluşu olarak gördüğünü söyledi. TOBB başkanı ve üyeleriyle her bir araya geldiğinde çözüm yollarının ifade edildiğini görmekten memnuniyet duyduğunu söyledi. Her zamanki üslubuyla hem sevdi, hem tokatladı yani… Türkiye’nin 13 yıldır önüne çıkan engelleri, maruz kaldığı krizleri kabuğuna çekilerek değil öne atılarak aştığını söyledi ve ekledi Cumhurbaşkanı; ‘Ekonomide hamdolsun şu anda bir krizle karşı karşıya değiliz”. Sorun yoktu yani... TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun 'Yılda 1 milyon 400 bin kişiyi iş sahibi yapacağız' müjdesini bir sıçrama olarak gördüğünü söyledi ki aslında bunu yapmalarını Cumhurbaşkanı kendisi önermişti işadamlarına…

Ekonomi diploması var mı?

Bunu atlamadı Kemal Kılıçdaroğlu, bir gece önce yapılan konuşmayı eleştirdi ve “Bu salonda işsizliğe bir çözüm bulundu. ‘Her işveren bir işsiz alsa çözülür’ dedi Cumhurbaşkanı. İnsan kaynaklarınıza talimat verdiniz mi? İşsizliğe bu çözümü bulanın ekonomi diploması var mı? Bu bilgi bütün dünyada tartışılır” dedi.

Kılıçdaroğlu konuşmasında ekonomideki aksaklıklara dikkat çekti. İşsizliğin 2002'den çok daha ileride olduğunu söyledi. ‘İşsiz sayısı 6 milyon, yoksul sayısı 17 milyon, bu mudur başarı?’ diye sordu. Dikkat çekici örnekler de verdi Kılıçdaroğlu, 2002'de icradaki dosya sayısının 8 milyon adet olduğunu, şimdi ise 24 milyonu bulduğunu söyledi. ‘Parlak ekonomiden örnekler’ diye dalga geçti. Anadolu'nun içinin boşaldığını, insanların göç ettiğini, 27 şehirde nüfus azalması olduğunu söyledi ama Kılıçdaroğlu’nun bahsettiği gerçekler salondaki işadamlarının pek hoşuna gitmedi sanki, salonda beklediği desteği bulamadı.

Suriye’ye girecekken görevden alındı!


Hükümetin Suriye politikasını da eleştirdi Kılıçdaroğlu; hani Suriye’ye gideceklerdi, uçak bile gönderemiyorlar dedi. ‘Kilis’e ödül verilmeli’ diyen TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’na cevap olarak, ‘Kilis düştü düşecek. Kilis şu an bir Suriye şehridir. Kilisliler ikinci sınıf vatandaştır. Kilisliler hükümet nerede diye tam sayfa ilan verdiler’ dedi. Sahi çok değil daha geçen hafta Başbakan Davutoğlu, El Cezire’ye verdiği röportajda ‘Kara güçlerinizi Suriye’ye göndermeyi düşünüyor musunuz?’ sorusuna ‘Eğer gerekiyorsa göndereceğiz’ diye yanıt vermişti. Gönderemeden kendisi görevden alındı.

Olay iktidar partisi açısından o kadar normaldi ki, TBMM’de AKP’nin grup başkanvekillerinden biri Başbakan’ın görevden ayrılmak zorunda kalmasını savunmaya çalışırken, ‘Bu bizim iç meselemiz, siz ne karışıyorsunuz ki’ diye sormakta bir çekince duymadı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, 5 Mayıs’ta AKP’nin olağanüstü kurultayında aday olmayacağını açıkladı. Başka biri başbakan olacaktı ama kim olduğu bilinmiyordu! İki gün sonra Cumhurbaşkanı’nın kızının kına gecesi yapıldı. O kadar normaldi ki her şey, hayat devam ediyordu, üzerinde konuşmaya bile gerek yoktu.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.