31 Mart yerel seçimleri öncesi sık sık ülkenin beka sorunu olduğunu dile getiren Saray erkânı ve küçük ortağı Bahçeli her ne hikmetse 1 Nisan sabahı ülke bekasını unutup kendi bekalarının telaşına düştü. 1 Nisan’dan itibaren Akdeniz ve Kıbrıs’ta yaşanan ve Türkiye için hayati öneme sahip olan gelişmeler karşısında iktidarın sağır, dilsiz ve duyarsız olması kuşku verici...

İstanbul’da CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun seçimi önde tamamlamasına rağmen AKP-MHP’nin itirazları sonucu sandıkların tekrar tekrar sayılması ve kendisine bir türlü mazbatasının verilmemesi nedeniyle ülkenin ve dünyanın bütün dikkatleri İstanbul üzerine çevrildi. Şu sıralarda Türkiye’nin güvenliği açısından yaşamsal önemi olan Akdeniz, Kıbrıs ve Ege'de neler oluyor. Bu ise unutulmuş durumda.

OLDUBİTTİ TEHLİKESİ
İktidarın yanlış politikaları, Ege Denizi'ndeki 18 adamıza Yunanistan’ın el koyarak karakollar kurup Yunan bayrağı dikmesine neden olmuştu. 31 Mart yerel seçim sonuçlarını kabul etmeyen iktidar, ulusal güvenlik açısından hayati önem taşıyan Akdeniz, Kıbrıs ve Ege Denizi'ndeki uluslararası gelişmeleri görmezden gelerek asıl ülkenin beka meselesi olan söz konusu bölgelerin uluslararası müdahaleye ve oldubittilere açık hale gelmesine neden oluyor.

Peki, Kıbrıs, Akdeniz ve Ege neden Türkiye için bir beka sorunu?

Gazeteci Yazar İbrahim Varlı 'Hegemonya Savaşı' isimli kitabında Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya, Asya-Pasifik’ten Avrasya’ya kadar olan büyük bir coğrafyada yaşanan gelişmeleri titizlikle özetlerken de Türkiye’nin bekası için ülke bürokrasisi ve iktidarının görmesi gereken hayati konuları ustaca şöyle özetlemiş:

“Doğu Akdeniz’in ortasındaki Kıbrıs adası, Ortadoğu’ya yakınlığı Cebelitarık, Süveyş, Karadeniz üzerinden işleyen deniz ticaretini kontrol edebilen stratejik konumda olması, Kafkasya ve Orta Asya enerji kaynaklarını dünyaya açarak kapı konumda olması nedeniyle jeo-stratejik önemi büyük.

Ayrıca Ortadoğu’daki kriz bölgelerine müdahale için bir sıçrama ve ileri üs görevini üstlenmesi nedeniyle güç odaklarının kontrol etmek istediği bir ada. Ve son zamanlarda çevresinde zengin enerji kaynaklarının bulunması ise adanın önemini bir kez daha artırmasıyla birlikte emperyal güçlerin iştahını da kabartmakta.

Akdeniz’in ortasında bulunan bu ada Kuzeyinde Türkiye’ye 60 kilometre, doğusunda bulunan Suriye’ye 100 kilometre, Lübnan’a 150 kilometre, güneyindeki İsrail’e 290 kilometre, Mısır’a 330 kilometre ve batısındaki Yunan adaları Girit ile Rodos adalarına 370 kilometre mesafede.

Adanın bu konumlanışı onu her türlü jeopolitik ve jeo-stratejik öneme artık jeo- enerjik denkleminde eklenmesi adanın Türkiye için hayati mesele olarak önemini bir kez daha gündeme getirmekte.

Enerji kaynaklarının keşfi ve Arap baharı sonrası bölgenin bir bütün olarak içine sürüklendiği kaotik iklimin yol açtığı jeopolitik değişimler her türlü denklemin odak noktasına Ortadoğu kıyılarına bir hançer misali uzanan adayı vazgeçilmez kılmakta. Bu da geçmişte olduğu gibi bugünde adayı emperyal güçlerin odak noktası haline getiriyor.

Doğu Akdeniz’in en kritik noktasında bulunan Kıbrıs, tüm Akdeniz ve Ortadoğu’ya egemen olmak isteyen ülkeler için hayati bir konuma haiz stratejik öneme sahip.

İngiltere’nin yer küre üzerindeki en büyük iki askeri üssüne sahip olan Kıbrıs, ABD, Fransa, İtalya, Türkiye’nin ilgi alanında.

Ayrıca Kıbrıs’ta ardı ardına bulunan gaz sahalarıyla küresel enerji kavgasının merkezine oturmakta.

İkiye bölünmüş adada Yunanistan ve Türkiye’nin hakimiyet mücadelesi sürerken, İtalyan Fransız, İngiliz,  Rus, Amerikan enerji kartellerinin üstlendiği Doğu Akdeniz gazını çıkarma rekabetinin olduğu gözlenmekte.

Kıbrıs Adası Türkiye için güneyden Akdeniz’e emniyetli çıkış imkanı sağlayan bölgedeki deniz ulaştırma hatlarını kontrol altında bulunduran stratejik savunma derinliği açısından önem taşıyan bir bölge.”

KAOSUN KIYISINDA
Değerli meslektaşım İbrahim Varlı’nın da kitabında daha geniş ve detaylı bir şekilde anlattığı gibi... Başta Doğu Akdeniz olmak üzere Kıbrıs’ın Türkiye için ne kadar hayati önem taşıdığı gözler önündeyken, iktidarın ülkeyi haksız yere 31 Mart yerel seçimlerine odaklayıp Millet İttifakı'nın adayı CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun seçimleri önde tamamlamasına rağmen YSK’ya baskı uygulayarak mazbatanın verilmesini engellemesi, ülkeyi her an için önüne geçilemeyecek bir kaosa sürükleme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.

Seçimlerden önce iktidar ve küçük ortağı tarafından sık sık ülkenin 'BEKA' sorunu olduğu dile getiriliyordu. Şimdi her ne hikmetse Akdeniz’de yaşanan Türkiye için hayati öneme sahip olan gelişmeler karşısında sağır ve etkisiz kalması ise manidar ve kuşku verici…

İNGİLTERE'NİN ADA'YA YIĞINAĞI
Akdeniz’de yaşanan gelişmeler ve İngiltere’nin son zamanlarda adaya askeri yığınak yapması ile ilgili sohbet ettiğim eski Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel ise kaygılarını şöyle dile getirmekteydi:

“İngiltere Orta Doğu'daki en son ve en önemli direniş noktası olarak kendisi için hep Kıbrıs'taki Ağrotur ve Dikelya üslerini görmüştür. Ve şimdi Orta Doğu gelişmeleri karşısında ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeler karşısında tabii ki bu üsler biraz daha önem kazanmakta. Şimdiye kadar zaten Suriye ile ilgili olarak bu üsleri kullanıyordu. Şimdi hangi amaçlarla bu kadar çok uçak yerleştiriyor buraya, onu bilmek zor. Acaba Orta Doğu'da yeni bir genel kargaşa mı bekliyor, genel bir çatışma mı bekliyor? Bu durumdan doğrusu kuşku duymak lazım.

Amerika Birleşik Devletleri de şimdi zaten Avrupa Birliği'nden ayrılmak üzere olan İngiltere'yi bölgede başka unsurları kullandığı gibi bir vekalet unsuru olarak, bir vekalet davasında kullanmaya mı çalışıyor? Bu soruların cevapları tabi önümüzdeki günlerde göreceğimiz şeyler...”

31 Mart yerel seçimleri üzerinden 12 gün geçmesine rağmen İstanbul’da seçimleri kazanan İmamoğlu’nun mazbatasının verilmeyişi ülkeyi bilinçli olarak sonu bilinmeyen bir kaos ortamına sürükleyip Türkiye için yaşamsal önemi olan Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Ege'de olası bir oldubittilere karşı savunmasız bırakılma kuşkularını artırıyor. Neden böyle bir kanıya vardığıma gelince... AKP’nin püsküllü delisi Kadir Mısıroğlu’nun ''keşke kurtuluş savaşında Yunan galip gelseydi'' açıklamaları halen zihinlerde güncelliğini koruduğunu hatırlatayım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.