CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, birçok kesim tarafından seslendirildiği üzere; son zamanlarda bariz hatalar yapıyor…

Bu konuda katılmadığım noktalar olduğu gibi, ne yazık ki ve de üzülerek katıldığım noktalar da var… Öncelikle şunun altını bir kez daha çizmekte fayda var…

Yurt Gazetesi CHP’lidir, CHP’lilerin sesidir, ama CHP’nin gazetesi değildir… CHP’nin bu gazete üzerinde tek kuruş hakkı yoktur. Bunun içindir ki hiçbir CHP’li yöneticinin, Yurt Gazetesi’ni “bizim evin çocuğu” gibi görüp kulağını çekme hakkı da yoktur.

Bu gazete, diğer tüm yayın organları gibi sermayedarlıktan kaynaklanan bir sahibi olan ama anlı şanlı birçok yayından daha özgür habercilik yapmasını sağlayan editoryal bağımsızlığı bulunan ve tek hesap verme yeri olarak da sadece okurlarını gören bir gazetedir.

Defalarca yazdık; biz muhalif bir gazeteyiz… Haberdeki önceliğimiz de kimler ya da hangi kurum ve yapılar tarafından yapılırsa yapılsın; yanlışlar, aksaklıklar ve haksızlıklardır… Halkın çarçur edilen parasıdır, ona buna peşkeş çekilen varlıklarıdır, kimsesizin, yetimin ve tüm hakir görülenlerin hakkı ve hukukudur…

Körü körüne biat ederek, “CHP’yi savunacağınıza neden CHP’nin defolarını, kusurlarını, hatalarını, yanlışlarını yazıyorsunuz? Neden CHP ile uğraşıyorsunuz? diye sorunlar, daha doğrusu sosyal medya üzerinden sordurulanlar” var bir süredir…

Söylendiği gibi yazalım; “CHP’li belediye başkanlarına neden çakıyorsunuz?” diye soruyorlar efendileri adına… Konuyu dağıtmadan söyleyelim o zaman… Öncelikle bu gazetenin manşetlerine, yolsuzluklarınızı yazmasınlar diye ilan ve reklama boğduğunuz gazetelerde olduğu gibi patron karar vermiyor. Editoryal kadrosu konuşup, tartışıp özgürce karar veriyor. Bilinsin diye bir kez daha söylüyorum. Durdu Özbolat, bir diyeceği olduğu zaman haftada iki gün kendi köşesinde sözünü sakınmadan yazıyor.

O zaman gelelim bu bahaneyle bize saldıranlara, saydıranlara…

Kendilerini CHP’li, sosyal demokrat, solcu olarak tarif eden bu kişiler, CHP’li bazı belediye başkanlarının yaptıkları usulsüzlükleri, yolsuzlukları, fesatlıkları yazıyoruz diye bize saydırıyorlar, hırsıza kızacaklarına, evi soyulanı sorguluyorlar. Bırak istediği gibi soysun, sesini çıkarma diyorlar…

Yahu hırsızın hiç mi suçu yok? Yazıktır, günahtır, ayıptır…

Bu ülkede CHP adına, sosyal demokrat belediyeciliğin en güzel örneklerini veren, bugün AKP’nin kendi adına dünya projeleri diye sunduğu birçok hizmeti ilk kez Türkiye’de yaşayanlara hizmet olarak sunan Ahmet İsvan’a, Aytekin Kotil’e, Ali Dinçer’e, Vedat Dalokay’a, Murat Karayalçın’a, Yılmaz Büyükerşen’e ayıptır…

Daha ayıbı ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, tüm bu saydığımız gönlü ve hizmeti yüce isimleri unutup, isimleri söylendiğinde haklarındaki yolsuzluk, usulsüzlük ve fesatlık iddiaları bir çırpıda alt alta dizilen, Beşiktaş, Buca, Maltepe, Silivri, Şişli, Bakırköy Belediye Başkanları gibi artık kirlenmiş isimlere sahip çıkmasıdır.

Hele hele ille de Beşiktaş ve Buca...

Onlara kefil olmasıdır. Onlarla onur ve gurur duymasıdır…

CHP 2014 Yerel Seçimleri’nde; 6 Büyükşehir Belediyesi, 8 İl Belediyesi, 153 İlçe Belediyesi ve 61 Belde Belediyesi olmak üzere toplam 228 Belediye Başkanlığı kazandı. CHP bu tabloya zemin oluşturan 2009 seçimlerinde sadece İstanbul’da başkanlık sayısını 4’ten 12’ye yükseltirken, ben de o seçim kampanyasında Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin’in danışmanlığının yanı sıra medya ayağını da yöneterek mütevazı katkımı sundum.
Yurt’un belge ve bilgileriyle hırsızlıklarını, yolsuzluklarını, usulsüzlüklerini ve fesatlıklarını ortaya koyup yazdığı ve önümüzdeki günlerde yazacağı belediye başkanlarının sayısı iki elin parmakları kadar…
Geriye kalan 210’un üstündeki CHP’li Belediye Başkanının hepsinin başımızın üstünde yeri var…

Onlar şu ana kadar CHP’lilerin başını önüne eğdirecek bir yolsuzluğun, usulsüzlüğün, fesatlığın içinde olmadılar. En azından bize bu yönde belgeli bilgi gelmedi…

Onlara bir sözümüz yok… Eminiz ki “temiz kalmanın”, “CHP’ye yakışır yerel hizmet vermenin” takdirini bir sonraki seçimde, örgütten ve halktan fazlasıyla alacaklardır…

Bizim sözümüz, kavgamız “kirlenenler” ile… Sepetin içindeki çürüklerle… CHP’ye virüs olarak girenlerle… CHP’yi hasta edip, zehirleyenlerle…

Biz ısrarla yazacağız, takip edeceğiz, halk adına, öz CHP’liler adına hesap soracağız…

Varsın birileri onlara kefil olsun, arkalarında dursun… Onlarla onur ve gurur duysun…

Bizim ısrarımızın nedeni belli; CHP’ye virüs bulaştı… Yerel iktidardan genel iktidara uzanması için CHP’nin bağırsaklarını temizleyip bu virüslerden kurtulması lazım…

Peki, kangren olup kol-bacak kesmeye götürecek hastalıklı organlara kefil olmanın, onur ve gurur duymanın ısrarının gerekçesi nedir?


Not: Gaziantep’te iki gün önce barakadan bozma bir evde çıkan yangında, bir baba ile 6 çocuğu yanarak kül oldu. Kendini pencereden dışarı atan anne, kurtulduğuna bin pişman, çaresiz, zavallı ve kimsesiz…

Sayın Kılıçdaroğlu, kefil olup da onur ve gurur duyduğunuz hangi belediye başkanı ortaya çıkıp da bu zavallı kadına sahip çıktı? CHP’ye yakışan yerel yönetimin merhamet ve şefkatini gösterdi?


 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.