banner87

15 Temmuz’da FETÖ/PDY Örgütünün kanlı darbe teşebbüsünden bu yana kendime ‘Ülkemizde siyasetin rayından ve yolundan çıkmasını kim ister?’ sorusunu  yöneltiyorum.

Sahi kim ya da kimler ister?

Bu hep birlikte, sesli düşünerek cevabını aramamız gereken sorudur.

Ya da siyasetin ve demokrasinin yolundan çıkması kime, kimlere yarar?

Gün gibi açıktır ki, Ülkemizin çok partili siyasal sistem her gün biraz daha kötüye gidiyor. Hatta çıkmazda.

Gelinen bu noktada, uygar ve demokratik yönüyle kurucu parti kimliği ile CHP’nin sorumlulukları artmaktadır. Çünkü çok partili siyasal yapının  kurucusu CHP’dir ve CHP onu yaşatmak da birinci görevlidir. Hakkıdır…

Gidişata bakarak CHP’nin bu alanda yeterince etkili davrandığını söyleyebilir miyiz? Bunu nereden çıkarıyorum?

Doğruları halkımıza açıkça söyleyip halkla bütünleşmek yerine, kendi içindeki kurulları toplayıp kararlar almakla yetinilmesinden…    

Oysa artık günümüz, doğruları gösteren yapıcı bir kavrayışla ülkemizi rahatlatma günüdür.

Bunun nasıl olacağını ülkemiz aydınları gerek yazılı gerek sözlü ifade etmeli  ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun   kamuoyunda  daha etkin davranması gerekmektedir.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yangına körükle gitmesini tabii ki savunmuyorum.  Siyasi yangın karşısında önlemleri sıralamasını,  almasını bekliyor, her geçen  günün bir gecikme olduğunu görmesini istiyorum.

Ülkemiz, geçen hafta iki olağanüstü durumla karşılaştı:
Birincisi, Cumhuriyet gazetesinin yazar ve yönetici kadrolarının gözaltına alınmasıydı, ikincisi ise bir muhalefet partisi olan HDP’nin eş başkanları ve milletvekillerinin evleri basılarak gözaltına alınıp tutuklanmasıydı.

Bu olaylar karşısında CHP’nin, AKP iktidar partisinin  sertlikten kaçınmasının yöneltmek için ne yapabilirdi?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, aniden sertleşen durumlar karşısında, yapıcı davranışlarıyla ve yol göstericiliği ile siyasetin yolundan çıkmasını önleyebilir düşüncesindeydim. Tereddütlerim olsa da hala da aynı düşüncedeyim.

Zaten parti yönetiminin temel görevi, değişen durum ve koşullar karşısında yaratıcı bir kavrayışla siyasal duruma el atabilmek değil midir?

İnanıyorum ki Kemal Kılıçdaroğlu Liderliğindeki CHP nasıl merhum  Bülent Ecevit  döneminde kendisini yenileyerek halkla bütünleştiyse, bugün de kendini yenileyerek, yeni siyaset ile  halkla bütünleşecektir. 

Bu yeni siyaset yeni aktörlerle olur…

CHP’de Liderlik sorunu yoktur. Yeni politika ve bunları uygulayacak kurmay sorunu vardır. Bu sözlerime kimse alınmasın. Ama örgüt tepeden tırnağa kendisine çeki düzen vermelidir. Belki de Murat Karayalçın’ın dediği gibi yeni bir örgütlenme modeli ortaya koymanın zamanı geldi geçti bile.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun son PM toplantısında da ifade ettiği Ocak’ta yapılaması muhtemel tüzük değişikliği bir fırsat olarak değerlendirilmeli.

Kimse unutmasın. CHP yöneticiliği bir meslek değildir.

Bir davanın pervanesi olmaktır. Atatürk, laiklik, parlamenter sistem ve milli bütünlüğün pervanesi.

Bunun olmazsa olmaz şartı öncelikle her kademede karşılıklı sevgi ve sahiplenmedir. Saygı ve güvendir. Peki, bu yeterli mi? Maalesef. Çok ama çok zayıf.

Yeniden CHP için nereden başlayalım?

Daha çok sevgi ve hep söylüyorum biraz unutkan olmaktan başlayabilir miyiz?

Sesimizi duyurmak için de gazete ve TV’lere ihtiyaç var.

YURT alın…

Bağımsız yayın organlarının tamamını da.

Unutmayın ki, gazete çıkarmak pahalı bir iştir. Sıfır kar demektir. Ama sesinizin daha gür duyulmasını istiyorsanız, bundan başka da çare yoktur.

Sahi siz sesinizi nereden duyurabiliyorsunuz?

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.