Tayyip Erdoğan AKP Genel Başkanı ve Başbakan olduğu dönemde  muhalefetin özellikle Deniz Baykal’ın, Devlet Bahçeli’nin Diyarbakır’a, Siirt’e gidemediğini söylerdi. CHP ve MHP’yi, ‘bölgesel parti’ olmakla suçlardı. Çizgiyi aşıp, hafifçe de ‘ti’ye alırdı. Köprülerin altından çok sular aktı…

Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı oldu. Doğu ve Güneydoğu’ya en son ne zaman gitti? Hatırlamıyorum. Ama Ahmet Davutoğlu ve kendisinin 500, abartılı değil tamı tamına en az 500 kişilik ekiple gezdiğini söyleyebiliriz.

Peki, Erdoğan’ın o tarihlerde tarif ettiği  lider tipi şimdi kim? Herhalde Diyarbakır’a  ancak ‘sabah namazına  gidebilen’ Ahmet Davutoğlu değil.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu Malatya’da yağmurun altında sırılsıklam görünce aklıma, Erdoğan’ın dilinden düşürmediği ‘beraber yürüdük biz bu yağmurda’ şarkısı geldi. Ancak karşımda, sürekli bağırıp çağıran, azarlayan değil Bülent Ecevit tipi sevecen ve sakin  bir lider vardı. 

Bunları düşünürken Kılıçdaroğlu’nun Yurt TV’de sürekli yayınlanan reklamlarına gözüm takıldı. Doğrusu TV reklamındaki duruşu ve şu sözleri beni çok etkiledi: “Ben gençken milleti birbirine kırdırırlardı. Bugün yine kardeş kardeşe düşman... Benim bitmeyen bu kavgayla derdim var. Biz çocukken yatağa aç girerdik. Hâlâ yüzbinlerce aç uyuyor. Benim bu fakirlikle derdim var. Ve yalnız değilim. Huzur ve refahı isteyenler çoğunluk bu ülkede. Biz varız ve milyonlarız. Birlikteysek yaparız.  

Erbakan tarzı siyaset
1 Kasım öncesi  her evde tencere kaynayacak diyor. Barış içinde. CHP iktidara hazır mesajı veriyor. Çok garip ama kime benziyor bu tavrı biliyor musunuz? Necmettin Erbakan’a… Erbakan da toplum menfaatleri söz konusu olunca “Biraz unutmak lazım” diyordu. Bu arada Kemal Kılıçdaroğlu’nun gençlere yazdığı, örgütlerce teker teker dağıtılan mektup geldi önüme... Mektubun ana mesajı CHP’yi gençleştireceği... Kemal Bey, Gezi’den beri daha da önem verdiği gençlere, özellikle yeni seçmen olan 310 bin gence hitaben şu satırları kaleme almış…


Sevgili Genç Kardeşim,
Siyasete ilgi duyduğunu umuyorum. Ama ilgili değilim dersen bunu da anlayabilirim.
"Siyasette ülkenin sorunlarına çözüm üretilemiyor. Sadece konuşuluyor, iş yapılmıyor.
Niye ilgileneyim ki" diye düşünüyor olabilirsin.
"Hep siyah takım elbiseli, ciddi ve yaşlı adamlar yapıyor bu siyaseti. Tek dertleri
kendi  kazançları…   Ülkeyi  hiç düşünmüyorlar.  Benim  onlarla  işim  olmaz"  diyor
olabilirsin.
"Haksız mıyım" diye soracak olursan; sana "haksızsın" diyemem?
7 Haziran Genel Seçimleri sonrasında yaşananlar senin bu düşüncelerinin ne kadar
da doğru olduğunu ortaya koyuyor.
Mevcut siyaset düzeni ve ülkeyi yönetenler ülkemizin sorunlarını çözmek konusunda
sınıfta kaldılar.
Ülke olarak çok hızlı şekilde karanlık ve zor günlere savruluyoruz.
Hâlbuki CHP dışındaki partiler önce kendi iktidarlarını düşünmeseler her şey farklı
olabilirdi.
Ülkenin çıkarlarını ve halkın sorunlarını kendi hesaplarının önüne koyabilseler bu
yaşadıklarımızı yaşamayabilirdik.
Ben, artık Türkiye'nin acılar ve zor günler yaşamasını istemiyorum.
Terör,    ekonomik    kriz,    siyasi    istikrarsızlık    sarmalında    ortak    geleceğimizin
kaybolmasını kabul etmiyorum.
Bu topraklarda insanca ve barış içerisinde yaşamak elimizde.
Teknolojide, sanatta, sporda dünyayla yarışan; değer üreten ve ürettiği değeri hakça
bölüşen bir ülke var edebiliriz.
Bunu başarabilecek her türlü kaynağımız var.
Yeter ki "önce ben" değil "Önce Türkiye" diyelim.
Seni siyasete değil, bu siyaset düzenini değiştirmeye davet ediyorum.
1 Kasım'da sandığa gidip "Önce Türkiye" diyen CHP için oyunu kullanman yalnızca
bir başlangıç.
Sonrasında senden isteğim gelip CHP'nin bir parçası olman.
Önce siyaset düzenini, ardından da Türkiye'yi değiştirmen…
Nasıl bir ülkede yaşamak istiyorsan, onu var etmek için mücadele etmen.
Unutma ki Türkiye'nin sana ihtiyacı var.
Sana güveniyorum.
Sana inanıyorum.
Gel.
Güzel bir geleceği beraber kuralım.

***

Duyarlı ve güzel bir mektup…
Sanırım 1 Kasım’da karşılığını bulacaktır…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.