banner87

Ünlü İngiliz devlet adamı Winston Churchill, 2. Dünya Savaşı’nın kentlerde yarattığı tahribat sonrası, yenileme çalışmaları devam ederken “Biz binaları biçimlendiriyoruz, sonra onlar da bizi biçimlendiriyor” demişti.
Bu cümle, mimari ve kentsel tasarımın insan üzerinde yarattığı psikolojik ve derin etkiyi anlatan en çarpıcı cümlelerden biri olarak tarihe geçti.
Özellikle İstanbul gibi büyük kentlerimiz, şu anda, kentsel anlamda belki de tarihinin en buhranlı dönemlerinden birini yaşıyor.
İktidarından ana muhalefetine herkesin yüksek sesle dile getirdiği, bu, kentsel çöküşün, en çarpıcı cümlesi ise yine Cumhurbaşkanı’ndan geldi.
“İstanbul’da yeşili bir tek mezarlıklarda bulabilirsiniz” dedi.
Bu sarsıcı tespitin tek bir meali var:
“Eyy... İstanbullular, kent sizi çarkları içinde öyle bir öğüttü ki, ölmeden mezara girmekten beter oldunuz.”
Mimarlığın hedefi; insanlara mutlu çevreler, yaşam alanları yaratmaktır.
Kent, insanlar için vardır.
Şehirler insanlar için planlanır.
Türkiye’de ise kentler, ülkenin ideolojik ve düşünsel çatışmalarının adeta aynası gibidir.
Türkiye’de kentler mağdurdur.
Hoyratça kullanılan kentler de üzerinde yaşayanları mağdur eder.
Kültürel ve tarihsel zenginliğimizi yansıtmak yerine, çeşitliliğimizi kaotik bir biçimde kentlerimize boca etmiş durumdayız.
Alacalı bulacalı elbiseler giy(diril)miş tezatlıklar abidesi kentlerde yaşayan, mağdur insanlar olarak mutsuzuz.
Binalarıyla, sokaklarıyla uyumsuz; çarpık kentlerimiz bize şunu söylüyor:
Toplumsal birlik, eşitlik ve ahengin olmadığı, çatışmayla beslenen ülkenin kentleri sizi yutar. Siz biçimlendirdiğinizi zannederken, aslında bir bakmışsınız İstanbul gibisiniz, kaosun tam içindesiniz.
Bir yanda umut, bir yanda kaos
Mevcut iktidarın bir zamanlar övünç duyduğu ve en iyi yaptığı iş olan Belediyecilik alanında, artık enerjisini tüketmiş, heyecanını yitirmiş görünüyor.
Artık kendi yarattıkları kentlere eleştirel yaklaşan, mevcut durumdan şikâyet eden bir iktidar ile karşı karşıyayız.
Adalet ve Kalkınma Partisi konu Belediyecilik olduğunda, kentsel dönüşüm projelerinden, AVM’lerden, TOKİ’den yani sadece “beton malzemeden” bahsediyor.
Öbür tarafta Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kentlerden ve belediyelerden söz ettiğinde; kentsel yeşil alanlardan, kent ormanlarından, kreşlerden, insanın insanca yaşayabileceği sosyal mekânların yaratılmasından bahsediyor.
Bahsetmekle yetinmeyip Belediye Başkanları’na “Yapın” diyor.
Bir tarafta, yaşanan bazı olumsuzlukları bilmesine rağmen, Belediye başkanlarını takdir eden, teşekkür eden, onların zor şartlarda çalıştığını çok iyi bildiğini her fırsatta dile getirerek
empati kuran bir lider…
Öbür tarafta gururu ayaklar altına alınmış, adeta günah keçisi haline getirilmiş iktidarın şaibeli belediye başkanları var.
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, kültür ve insan öncelikli, daha yeşil kentlerden, tarihsel geçmişi ile barışık, kimliklerin-kültürlerin çatışmadığı ahenkli, umut dolu kentlerden bahsediyor.
Çıtayı yükseltiyor, çıtayı insana yükseltiyor.
Görünen o ki, 2019’a doğru giderken Cumhuriyet Halk Partisi’nde, Belediye Başkanı Adaylığı Yarışına değil, Belediyecilik ve Hizmet Yarışına tanık olacağız.
Churchill’in söyleminin tam tersini yapmak zorundayız.
Harap durumdaki kentlerimizi 2019’da biçimlendirmeden önce, toplumsal uyumu ve ahengi sağlamalıyız ki, Kılıçdaroğlu’nun u(mutlu) kentlerini yaratabilelim.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.